Posts Tagged ‘Tomris Giritlioğlu’

Yılmaz Karakoyunlu‘nun aynı adlı romanından uyarlanan film yine aynı isme ait olan Salkım Hanım’ın Taneleri‘nin devamı niteliğinde. Zaten bu eseri de filme alan, aynı ekip. Film Türkiye’nin  yakın dönemini anlatıyor. Filmi bir kaç yönden eleştiriye açabiliriz ancak benim değineceğim kısım daha çok sinema yönü. Sonuçta siyaseti blogtan elimden geldiğince uzak tutmaya çalışıyorum.

Öncelikle senaryo ile başlayalım. Senaryo ne kadar doğruydu polemiğine girmeyeceğim yukarıdan anlaşılmıştır. Film çok ağır işliyor. Bu sebepten dolayı bazı bölümler sıkıcı. Bazı şeyler havada kalmış gibi geliyor. Senaristler yazarken bu noktaları unutmuşlar gibi. Bazı bölümlerde ise saatler sonunda hatırlanmış, pamuk ipliği gibi hikayeye dahil edilmeye çalışılmış. İlk bölümde olaylar hikayeler, git geler arasında yaşanırken izleyici ayrı bir çaba sarf ediyor. İlk bölüm ne kadar durağansa ikinci bölüm o denli birinci bölüme zıt olarak hızlı gelişiyor. Biraz finalde oldu bitti havası var ve beklediğimiz o sarsıcı etkiyi vermiyor.

Elbette dönemsel film çektiğinizde bir tarih kitabı edası ile anlatamazsınız her şeyi. Verilmek istenen ana fikir alt hikayededir aslında. Bu filmde de öyle olmuş. 1955 yılında olaylar gerilirken biz bir aşk hikayesinin içine sıkışmış kalmışız. Evet aslında bu normal bir aşk hikayesi olsa sorun olmayacak. Yani bir zere baş kadın karakterin Rum olasından çok bir fahişe olması akılda kalan. Bu benim düşüncem mi yoksa burada anlatılmak istenen bir başka mesaj daha mı var?

Oyunculuğa gelince aslında Okan Yalabık’ın performansı gözlerimi doldurdu. Diğer genç oyuncular için bunu söyleyemeyeceğim. Bunun yanında aslında oyunculuk seçimleri aslında çok kötü değil ama performans açısından Okan Yalabık, kesinlikle istenenden ötesini vermiş. Renkler bir drama için ki böyle bir drama için gözüme çok renkli gözüktü. Bu canlılık aşkı ön planda tutmaya yardımcı oluyor belki ama ikinci plandaki hikayenin üzerini çok kapatıyor.

Dönem filmi çekmenin ne kadar zor olduğunu biliyoruz. Senaryo hassas oluyor, kostümler makyajların aynı hassasiyette olması gerekiyor. Bu zor ve meşakatli bir iş. Genele vurduğumuzda ekip bunun altından başarılı bir şekilde çıkmış. Aslında finalde o duyguyu daha iyi verebilselermiş, daha daha iyi olacakmış…

Tanıtım:

1955 yılı güz mevsimine doğru yol alırken, Beyoğlu’nun ışıltılı güzelliğinin üstüne Türkiye’nin gerginleşen siyasi ortamının gölgeleri düşmeye başlamıştır. Antakya’daki güçlü nüfuzu yüzünden DP’nin yakından ilgilendiği, babasının tek oğlu olan Behçet, İstanbul’da Hukuk Fakültesi’nde asistanlık yaparken, yetiştiriliş tarzı ve babasının etkili kimliğinin gölgesinde marjinal düşüncelere doğru sürüklenmektedir.
Behçet’i sürüklendiği yolda tökezleten tek şey, oturduğu dairenin karşısındaki bir başka dairenin penceresinde gizlice izlediği kadın olacaktır. Behçet tarafından izlendiğini bilen bu kadın Elena?dır. Elena, Beyoğlu’nun kozmopolit güzelliğini oluşturan eşsiz parçalardan biridir. Genç kadın, kendisi de eski bir fahişe olan babaannesi tarafından, üst düzey bürokratlara sunulan bir fahişedir. Babaanne ile torun arasında, yaşadıkları toplumda gayrimüslim olmanın getirdiği dayanışmanın ötesinde, gizemli bir bağımlılık ilişkisi vardır.

Gayrimüslimleri taraf olarak belirleyen ve günden güne coşan siyasi dalgaların ortasında, Elena ile Behçet arasındaki karşı konulmaz aşk, kendini savunmaya çalışmaktadır. İki genç, aşkın topraklarında ‘aynı’, yaşadıkları ülkenin topraklarında ‘farklı’ taraflardadırlar. Behçet, militan bir kalemin günbegün koyulaşan renklerle çizdiği politik çizgide yürürken; attığı her adım onu, düşman uyruğundaki Elena’dan, yani aşktan biraz daha uzaklaştırmaktadır. Elena ise, babaannesinin ona biçtiği, çıkışı olmayan yazgının duvarlarını Behçet’e duyduğu aşkla zorlarken, başka bir çıkışsız yazgının; sevgilisini teslim alan marjinal siyasetin duvarlarına çarpacaktır…

Yönetmen: Tomris Giritlioğlu

Senaryo:

Ali Ulvi Hünkar senaryo
Yılmaz Karakoyunlu kitap
Etyen Mahçupyan senaryo
Nilgün Önes senaryo
Tayfun Pirselimoglu senaryo

Oyuncular:


Murat Yildirim Behçet

Okan Yalabik Suat
Beren Saat Elena

Belçim Bilgin Nemika

Umut Kurt Ferit

Zeliha Berksoy Büyük anne

Kenan Bal Ömer Saruhan

Ilker Aksum Ismet

Tuncel Kurtiz Kamil

Hüseyin Avni Danyal Kenan

Linkler:

http://www.guzsancisi.net/

http://www.imdb.com/title/tt0425080/

http://www.sinemalar.com/film/21312/Guz-Sancisi/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /