Posts Tagged ‘Tomas Alf Larsen’

Elbette Norveçlilerin Gulyabanisi yok. Bu sebeptendir ki kendileri trollerini biraz ona benzetmeye çalışmışlar. Olmuş mu bence biraz olmuş? Norveç’in İskandinav mitolojisine değinerek bu filmi çekmeleri güzel olmuş trolleri başka dünyalara ait yaratık olarak görmekten sıkılmıştık artık.

Öncelikle konu olarak filmi beğensemde, senaryo ve diyaloglar için aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Senaryo zaten basit bununla birlikte diyaloglar da çok iyi olmadığından film hanesine eksiler geliyor malesef. Bununla birlikte oyunculukta maalesef iyi değil. Şu an filmi hatırlıyorum da aklımda kalan tek şey finaldeki müzikti. Evet müzik oldukça iyiydi. Filmi izlerken, ufak tefek hatalarda çarpıyordu göze elbette.

Peki filmi izleten neydi? Öncelikle filmi izleten en önemli etken müthiş Norveç manzarasıydı. Düşük bütçeleri ve yüksek çözünürlüklü kameralarıyla çok güzel kareler yakalamışlar. BU arada troller de sırıtmayacak şekilde bu görüntülere yerleştirilmiş. Bu arada çevreci bir film de diyebiliriz Troll Hunter için. Öyle ki Norveç hükumeti trollerin varlığından haberdar ve onlara bir alan bırakmış. Etraflarını da dev yüksek gerilim direkleri ile çevirmiş ki dışarıya çıkmasınlar kimsenin haberi olmasın diye. Sadece direkler etrafında çevrilen bu elektrik enerjisini de kimse sormamış.

Film kasetlerin bulunma sebebini sonunda anlatsa da bana biz bu kasetleri bulduk kurguladık hikayesi pek iyi gelmedi. Belki filmin ilk dakikasında okuduğum bu cümleler benim biraz daha cephe almamı sağladı filme. Ancak kurmaca belgeseller genellikle böyle başlıyor. İnsanlara daha mı inandırıcı geliyor bilemiyorum. Ancak belirtmek lazım ki bu bir korku filmi değil. Bu aslında başarılı bir kurmaca belgesel.

Üç üniversiteli genç son dönem artan ayı ölümlerini hakkında belgesel çekmek için yola düşlerler. Burada öldürülen ayıların ve onları öldürdüğü düşünen avcıların peşine düşerler. Etraftaki her şey ise gizemli avcı Hans’ı gösterir. Grup Hans’ı izlemeye başlar. Hans ilk başlarda onları kovalar yanında istemez. Ancak yaptığı işte ona ağır gelmiştir. Gençlerle anlaşır. Belgeseli çekmelerine izin verecektir, ancak karşılığında onlar da Hans’ın sözünden çıkmayacaklardır.

Gençler Hans’ın peşine takılır ve bir gece ava giderler. Gördüklerine şaşırırlar. Hans bir troll avcısıdır ve Norveç’te bir bölgede troller yaşamaktadır ve bundan kimsenin haberi yoktur. Öğrendiklerine göre de Norveç devleti oluşturduğu gizli bir birimle trollerin izini sürmektedir. Hans’ın görevi ise alanlarının dışına çıkmış başı boş trolleri öldürmektir.

Hans yanında çekim ekibi ile bir kaç ava çıkar. Trollerin inlerine kadar inerler. Burada sıkışır kalırlar. Filme -efsaneye- göre troller inancın kokusunu alırlarmış. Bu sebepten dolayı Hans gençlere inanıp inanmadıklarını sorar. Eh tabi her ekipte gizli bir inanan vardır. Bu ekipte de çıkar ve bu sebepten başları belaya girer. Genç kameraman troller tarafından öldürülür. Yerine başka bir kameraman geçer ki bence filmin en iyi diyalogları buradadır. Yeni gelen kameraman kızımıza İsa’ya inanır mısın diye sorarlar. Kızımız Müslüman olduğunu söyler. Bu sırada ekip inanç konusunda muallakta kalır. Troll Müslüman’a bir ley yapacak mıdır?

Dev troll avı bu şekilde devam eder. Hatta öldürürler de. Aslında bizimkiler trollerden görmediklerini insanlardan görmüşlerdir.

Eğlenceli bir film Troll Avı. Belirttiğim gibi müthiş Norveç görüntüleri insanı filme kitlemeye yetiyor. Çok dallanıp budaklandırılmadan direkt anlatılmış bir film.

Yönetmen: André Øvredal

Senarist: André ØvredalHåvard S. Johansen

Oyuncular:

Otto Jespersen
Hans
Glenn Erland Tosterud
Thomas
Johanna Mørck
Johanna
Tomas Alf Larsen
Kalle
Urmila Berg-Domaas
Malica

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1740707/

http://www.trollhunterfilm.com/

2006 Norveç yapımı bu film aslında bize pekte farklı olan bir şey vaat etmiyor. Klasik korku klişelerini görebileceğimiz klasik bir konu ile karşı karşıyayız. Hikaye yazarı ve yönetmen  Roar Uthaug aslında hikaye için çokta uğraşmamış hepsi bilindik şeyler…

Kısaca konuya değineyim. Bir gurup genç tatile çıkarlar… Tabi burası Norveç olunca tatilde bembeyaz karlarla kaplı dağlardır. Arala gidebildikleri yete kadar giderler, daha sonra yürüyerek dağın zirvesine kayılacak yere ulaşırlar. Tabi herkes büyük bir zevk ile kayar…

Hatırlatmam gerekir ki türünün örneklerinde olduğu gibi, iki çift ve boşta bir eleman vardır. Bahsi geçen eleman kayar ve düşer. Bu düşme sonucunda ayağını kırar. İlk müdahaleyi burada yaparlar ancak doktora yetişmesi lazımdır. Tam derken o arada fırtına bastırır. Hemen yollarının biraz ilerisindeki bir otele sığınırlar.

İlk geceyi burada geçirirler ancak bu biraz sorunlu olmuştur. Arkadaşları tek tek ölmektedir. Bunun öncelikle farkına varmazlar. Farkına vardıklarında ise iş işten geçmiştir.Otelde yalnız olmadıklarını anlarlar. Onlara maskeli bir katil de eşlik etmektedir.

Dediğim gibi baştan sonra klasik bir konu ve karakterlerle baş başayız. Hatta kamera açıları da aynı diyeceğim ama abartmaktan korkuyorum.

Çokta gerek olmayan boş zamanın bile boşa geçmesini sağlayacak bir film…

Oyuncular:

Ingrid Bolsø Berdal Jannicke

Rolf Kristian Larsen Morten Tobias

Tomas Alf Larsen Eirik

Endre Martin Midtstigen Mikal
Viktoria Winge Ingunn

Rune Melby Geir Olav Brath

Erik Skjeggedal Young Geir Olav Brath

Tonie Lunde Magny Brath

Hallvard Holmen Bjørn Brath

Linkler:

www.frittvilt.com

http://www.imdb.com/title/tt0808276/

http://www.sinemalar.com/film/683/Seytanin-Oteli/

Ingrid Bolsø Berdal Jannicke
Rolf Kristian Larsen Morten Tobias
Tomas Alf Larsen Eirik
Endre Martin Midtstigen Mikal
Viktoria Winge Ingunn
Rune Melby Geir Olav Brath
Erik Skjeggedal Young Geir Olav Brath
Tonie Lunde Magny Brath
Hallvard Holmen
Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /