Posts Tagged ‘Timothy Olyphant’

Bir mantık çerçevesine sığdırılmış ancak tam anlamıyla işlenememiş bir film The Crazies. Türkçe isim olarak Salgın demişler. Sonuçta bir hastalık söz konusu. Orijinal isimde çevirselermiş aslında filmin fazla alıcısı olmayacakmış. İnsana pek korku filmini anımsatmıyor. Hoş film zaten korku diye geçmesine rağmen korkunun “k”sını bulmak biraz zor.

Film uzak kendi başına güzel bir Amerikan kasabasında geçiyor. Kasabanın içme sularını tedarik edildiği bir gölet üzerine bir uçak düşer. Uçak içerisinde bulunan zehirli madde, suya karışır ve bir süre sonra bu sudan içen kasaba halkı psikopata dönüşür. Hastalığı kapan herkes insanları öldürmeye başlamıştır. İlk hastalanan ise kasabanın şerifi tarafından öldürülmüştür.

Amerikan üst düzey yetkilileri bu durumu fark eder ve bu küçük kasabayı karantinaya alır. Salgını önlemeye çalışan askeriye, hastaları ve sağlamları ayırır. Tabi kasabada kalan hastalar bu duruma karşı çıkar ve ayaklanır. Büyük bir kaos başlar. Filmin toplumsal boyutu bu şekilde.

Film ise kasabanın şerifi, Şerif David Dutton, hamile eşi Judy, sağlık merkezinde asistan Becca ve Şerif yardımcısı Russell etrafında dönüyor. Şerif David’in karısı hamiledir. Vücut ısısı yüksek olduğundan dolayı askeriye onu da karantinaya almıştır. Şerif David önce arkadaşının da yardımıyla karısını kurtarır. Sonra bu ekip şehirden ayrılmak için kapatılan sınıra doğru ilerlemeye başlar.

İzlediklerimiz ise hastalığı kapmış insanlardan korunmaları ve askeriyeden kaçmalarını konu almakta. Bu arada askeriye kasabadaki herkesi öldürmektedir hastalıktan kurtulmak için.

Aksiyonu eksik, korku sahnesi olmayan, basit oyunculukları ve senaryosuyla izlenecek film statüsünde olmayan bir film, The Crazies. Boş vakti olanlar izleyecek hiç bir şey bulamazlarsa izleyebilirler. Bunun haricinde ne görsellik ne oyunculuk nede müzikler insanı tatmin etmiyor.

Bu arada unutmamak gerekir ki film aynı adlı 1973 yapımı filmin uyarlaması. Bu filmi izlemediğim için nasıl bir uyarlamadır, bu film nasıldır, yorum yapamayacağım. Ancak ilerde izlerim sanırım.

Yönetmen: Breck Eisner

Senarist:

Scott Kosar
Ray Wright
George A. Romero 1973 yapımı “The Crazies”

Oyuncular:

Timothy Olyphant David
Radha Mitchell Judy
Joe Anderson Russell
Danielle Panabaker Becca
Christie Lynn Smith Deardra Farnum
Brett Rickaby Bill Farnum

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0455407/


Milla Jovovich ve eşsiz Hawaii manzarasının izlettiği film A Perfect Getaway. Öyle ki Milla Jovovich ayrı bir güzel bu filmde. Bu iki faktör filmi sabırla izlemeye değer kılıyor. Tabi burada Steve Zahn‘nın da başarılı oyunculuğunu göz ardı etmemek lazım. Milla Jovovich güzelliği ile göz doldururken Steve Zahn oyunculuğu ile göz dolduruyor. Bunun haricinde filmin diğer iki karakteri olan Nick ve Gina karakterini canlandıran Timothy Olyphant ve Kiele Sanchez‘de filme göre oldukça başarılı oyun sergilemişler.

Filmin görüntüleri çok güzel. Bir macera filminden çok sanki karşımızda Hawaii tanıtım filmi varmış hissine kapılıyorsunuz. Hawaii’nin güzellikleri oldukça başarılı bir şekilde filmde yer almış. Ne yalan söyleyeyim filmin önüne bile geçmiş. Zaten bu görüntüler olmasa sanki film bir köşeye sıkışacakmış gibi duruyor.

Film bir çiftin düğün görüntüleri ile başlıyor. Uzun süren film görüntülerinde biz gelin ve damatı göremeyiz. Ancak konuşmalardan anlarız ki balayı için Hawaii’ye gideceklerdir. Daha sonra karşımıza yeni evli çift olan Cliff ve Cydney Anderson Hawaii’de bir jipte ilerlerken çıkarlar. Buraya kadar her şey güzeldir. Yolda asabi iki çift ile karşılaşırlar ancak yollarına devam ederler. Daha sonra da yürümeye başlarlar.

Yürüken ise yolda oraları iyi bilen Nick ile karşılaşırlar. Nick onlara yolu gösterir ve daha sonra beraber yola koyulurlar. Yolda bir grup gençten yakınlarda bir yerde yeni evli bir çiftin öldürüldüğünü ve katillerin ise serbest dolaştığını söylerler. Katiller de bir çifttir. Yani evli çift olan Cliff ve Cydney’de yolda karşılaştıkları çiftin katil olabileceklerini düşünüp korkarlar.

Nick sevgilisi Gina ile birlikte kamp yaptığı yere geldiklerinde, Nick’in yalnız olmadığını öğrenen Cliff ve Cydney onlardan çekinir. Ancak bir şey belli etmemek için yanlarından ayrılmazlar. Nick ve Gina avladıkları bir hayvanı temizlerken herkes onları katil sanar. Tabi bizde. Bu saatten sonra katilin onlar olduğuna dair şüphemiz kalmaz. Zaten garip muhabbetleri, hal ve hareketleri de bunları destekler.

Bu arada yoldaki çift ile yine karşılaşmışlardır. Cliff gizli gizli onların çantasını karıştırır. Burada zaten başta görmediğimiz gelin ve damat beni kuşkulandırırken, Cliff’in onların çantasını kurcalaması beni çok fazla kuşkulandırdı. Nitekim, tahmin ettiğim üzre Cliff ve Cydney katil çıktılar. Senaryo sürekli izleyiciyi yanlış yönlendiriyordu. Bu yanlış yönlendirmeler sonucunda son hakkında bir fikre kapılmak elbette güç. Daha sonra film siyah beyaza döner ve Cliff ve Cydney çiftinin bize gerçek yüzünü gösterir.

Gina, Cliff ve Cydney’in video kameralarındaki görüntüleri izlerken bir resim görür ve onların gerçekte kim olduklarını anlar. Bu dakikadan sonra bir kaçma kovalama filmi izlemeye başlarız. He iki çiftin de kendisini kurtarma çabası ile baş başa kalırız.

Film kendini izletiyor. Ancak ters köşede yapmıyor. Zaten belirttiğim gibi yönlendirmeler hatalı olduğu için, sonucun ne olduğu pek sizi ilgilendirmiyor. Sırf Hawaii atmosferi için izlenebilir bir film.

Yönetmen ve Senarist: David Twohy

Oyuncular:

Steve Zahn
Cliff Anderson
Timothy Olyphant
Nick
Milla Jovovich
Cydney Anderson
Kiele Sanchez
Gina
Marley Shelton
Cleo
Chris Hemsworth
Kale

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0971209/

 

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /