Posts Tagged ‘Sin Jeong-won’

Filmin en büyük özelliği yönetmen koltuğunda, Sisily-2km‘den aklımızda kalan ve sevdiğimiz,Jeong-won Shin bulunmakta. Hikaye ise yine eski uzak bir köy hikayesi. Her biri ayrı ilginç eşsiz karakterler çıkıyor karşımıza bu filmde de. Film her na kadar korku olarak geçse de bu film için korku dememiz biraz zor. Yönetmen ilk filminde olduğu gibi doğallığın içerisine biraz korku unsurları katarak,buna komedi sosu izleyerek filmi kurtarmaya çalışmış. Ancak söylemem gerekir ki ilk film kadar iyi değil.

Öncelikle filmdeki durağanlık izleyiciyi sıkıyor. Korku desek korku öğeleri sıfır, komedi desek komedi öğeleri de sıfır. Filmin büyük bir bölümü bir hikayesi yokmuş edasıyla gidiyor. Aslında bu etkiyi insan üzerinde yaratan, konunun dağınıklığı.

Film, köy kasabasında bir bir cesedin bulunması ile başlıyor. Akabinde Seul’de trafik polisi olan bir memurun gece içerisinde yaşadıklarını görüyoruz. Polis görevi esnasında şiddet uygulayınca soluğu sürülerek, olayların geçeceği küçük kasabaya sürülür. Bu arada kasaba da cinayetler devam etmektedir. Kasabanın yeni polisi, yeni görevine alışmaya çalışırken zor nalar yaşar ve ilginç karakterlerle karşılaşır.

Şunu göz ardı etmemek lazım ki filmde her bir karakter takdire şayan. Tam anlamıyla analiz edilerek oluşturulmuş karakterler. Kasaba bu cinayetlerden konuşurken poliste işin üzerine gider. Ancak onları şaşırtan bir nokta vardır. İki ayrı ceset ayrı ip uçları vermektedir. O ara cesedi görmek isteyen avcı olaya bir başka açıdan yaklaşır ve onları öldürüp parçalayanların bir hayvan olabileceğini söyler. Filmde kimin nerede nasıl olduğunu kestirememizden dolayı algı zorluğu çekiyor ve odaklanma problemi yaşıyoruz.

Olayın bir yabani hayvan tarafından yapıldığı kesinleştikten sonra bir sürü avcı bu küçük köye akın eder. Tabi bunlar içerisinden bu dev yaratığı yakalayanlarda olur. Ülkenin en iyi avcısıdır bu, tabi onun hikayeye dahil olması ile birlikte yaşlı avcıyla didişmelerine de tanık oluruz. Köy halkı yakalandı bitti kutlaması yaparken birden bir sürü yabani dev domuzun saldırısına uğrarlar. Onlardan kurtulmak için bir ekip toplanır ve dağa doğru giderler. Bu arada karakterlerin başından geçenler, tepkileir ve yaklaşımları ekrana gelir.

Chawu tür karmaşası içerisinde sıkışmış bir film. İzleyiciyi içine çekmekte zorlanıyor. Yan hikayeler ve karakterler o kadar fazla ki ana hikayenin ne olduğunun yada bir ana hikaye olup olmadığının farkına varamıyorsunuz. Dev domuzlar göze çok bayıyor ve animasyon olduğu çok fazla belli ediyor kendini. Mantık hataları ise evlere şenlik. Karakterlerin ve domuzların yaptığı hareketler birbirinden çok farklı yapıştırılmış gibi duruyor. İlk cümlelerimde belirttiğim gibi Sisily-2km‘den sonra yönetmenin yapmaması gerektiğini düşündüğüm bir film. Bu filmde Sisily-2km‘de ki kıvamı yakalayamamış taşan kıvamlar ise filmi zora sokmuş.

Yönetmen:Jeong-won Shin

Oyuncular:


Tae-woong Eom Polis Şefi Kim

Yoon Jae-Moon Avcı Baek

Yu-mi Jeong Su-ryeon

Yun-min Jeong Polis memuru

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1198396/

Geçtiğimiz günlerde Goddess Artemis tekrar aklıma getirmişti bu filmi. (şurada da yazmıştı hatta) Hazır şöyle hafta sonuna da zevkli bir şekilde ulaşmışken filmi tekrar izleyeyim dedim. 
Filmi Sin Jeong-won (신정원) yönetmiş senaryo ise, Hwang In-ho (황인호)‘ya ait. Film komedi korku türünde adlandırılmış ama komedi yönü daha ağır basıyor tabii ki. Uzak doğunun tüm korku klişelerinden esinlenerek yapılmış bir film ama o dalga geçen Amerikan filmleri gibi değil. Gayet tutarlı ve dayanaklı kareler ve senaryoyla karşımıza çıkıyor.
Suk-tae azılı bir gangsterdir. Ortağı Yang-e yi oyuna getirip dolandırarak elmaslarla birlikte kaçmıştır. Suk-tae arabayla kaçarken Sisily 2km tabelasını gördüğünde sigarasını içmektedir. Daha sonra karşısına kırmızı üzeirnde “dikkat! ölümlü kaza” yazan bir tabela belirir. O esnada Suk-tae yolda beliren bir şeye çarpmamak için, direksiyonu kırar ve yoldan çıkarak ormana girer. Bir süre ilerledikten sonra arabası bir ağaca çarparak durur. Bundan sonra yoluna yüreyerek devam edecektir. Karşısına tekrar Sisily 2km tabelası çıkar. Bir süre yürüdükten sonra bir kaç çiftçinin bulunduğu tarlaya gelir. Onlarla birlikte evlerine gider…
Buraya kadar herşey normaldir, ta ki çiftçiler Suk-tae’ta bulunan elmaslardan birini görene kadar. Söz konusu elmas olunca iler biraz değişir, çiftçiler Suk-tae’deki elması alarak onu bir duvar bloğun arkasına kapatırlar. 
Bu arada, Yang-e’de, Suk-tae’in cep telefonu sinyalini takip ederek bu köye gelir ve köylülere nerde olduğunu söylemeleri için baskı yapar…
Bu saatten sonra Yang-e ve birbirinden seçme adamları, çiftçiler ve kasabanın hayaleti arasında kıyasıya mücadele başlar…
Filmin kısaca özeti böyle.Öyle eğlenceli bir film ki zaten tamamıyle özetlenemez. Şu anlattığım kısıma kadar olan bölümde bile görsellik, kahkahalara boğulmanıza yetiyor. 
Filmin en sevdiğim sahnelerinden biri de, bakire hayaletlerin erkek cinsel organını görünce kaçma savı. o kadar döğrü ki bizim ekip çırılçıplak kaçıyor… :)
Bu kadar yeter sanırım. Kesinlikle izlenmesi ve arşivde bulunması gerekn bir film…
Oyuncular
Chang Jung Lim Yang Yi
Oh-jung Kwon Seok-tae
Yi Shin Hayalet
Eun-kyeong Lim Song Yi
Linkler
Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Drive
The Chronicles of Narnia :Prince Caspian
Neverland
Gantz
The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]
  • Cümleler… 27 Ocak 2012
      Akşama doğru kurduğum bütün cümlelerin sayısı yüz elliyi geçmez. Bunla övünmüyorum elbet. “Cümle vardı da biz mi kurmadık” demek geliyor içimden, en tiksinç maskemi takınarak. “Neye cümle?”, “kime cümle?” asıl soru.   Normal bir şekilde konuşabilir miyim? Yani cümlelerim iş Türkçesinin dışına çıkabilir mi? Bir prova alsam en derinden…   İlk kez sahneye çık […]
  • 2605 (bu nasıl bir başlık, başlık olmasın desek? reva mı? insan en azından ilk cümleleri başlık olarak atar.) 26 Ocak 2012
      Başlık yapılacakların listesi olacaktı. Ancak yapılmayacakların listesi o kadar uzundu ki arasından yapılacakları çıkartmak, ipliği iğnenin deliğine sokmak (şu yaşlarda biraz zorlaşıyor), iğne atsan yere bulunmayacak kadar zordu. İğneyi bulamamak için kalabalığa da ihtiyacınız yok aslında. He işin başı dikkat. Yani o kadar zor değil iğneyi bulmak ama bulmu […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /