Posts Tagged ‘Simon Pegg’

Simon Pegg ve Nick Frost ismini gördüğünüzde zaten karşınıza nasıl bir film çıkacağını tahmin edebiliyorsunuz. Ancak bu filmde filmi götüren lokomotif Paul adında bir uzaylı. Paul’un bu kadar iyi karikatürize edilmesi filmin izlenmemesine yada bu kadar eğlenceli olmamasına sebep olurdu. Paul gördüğümüz yada görebileceğimiz en ağzı bozuk en dünyalı uzaylı.
Paul, bir kaza üzerine dünyaya gelmiş ve insanlar tarafından yakalanmıştır. İnsanlar onu önce teknolojinin gelişmesi için kullanmışlardır. Teknolojinin günümüze gelmesinde Paul’un büyük bir etkisi vardır. Ancak insanların bu konuda Paul ile artık işi bitmiş ve onun fiziksel özelliklerini araştırmak istemektedirler. Tabi bu da Paul’un kesilip biçilmesi demektir.

Paul, hastaları tedavi edip ölüleri canlandırabilmektedir. Aynı zamanda da görünmez olabilmektedir. Orada arkadaş edindiği bir ajan onun kaçmasına yardım eder. Paul yıllar sonra evine dönmek için bulunduğu üsten kaçar.
Graeme ve Clive ise Comic-Con’a katılmak için ABD’ye gelmiş iki çizgi roman fanatiğidir. Bir karavan kiralayıp Amerika’daki tüm çizgi roman mekanlarını gezmeye başlarlar. Ancak yolda Paul’e rastlayınca kendilerini büyük bir maceranın içinde bulurlar. Paul’e dünyadan çakması için yardım ederler ancak arkalarında da özel hükumet görevlileri vardır.

Film oldukça eğlenceli. Bununla beraber film ateistliğe oldukça kanat germiş. Ancak bunu başarısız bir şekilde yapmış. Oldukça sıradan ve anlamsız bir şekilde, diyaloglarla film ateistliği yüceltmeye çalışmış. Film bir yerde Dervin’e ışık tutsa da bu tutarsızlık içinde yürüyor.
Paul’un elinde sigarası, ukala tarzı, aslında bir başka yaratığın üstünde bir insanı gördüğümüzde insanoğlunun nasıl bir şey olduğunu görmemizi sağlıyor. Bir çok kişi tarafından bu karakter sevilse de bir kişi tarafından sevilmeyecektir. Bu karakterde kendimizi görmemiz biraz ürkütücü elbette.

Paul her şeye rağmen izlenebilir bir film. Çok komik değil. Ancak benim gibi fantastik bilim kurgu sevenler için ilaç niteliğinde. Filmin ilk dakikalarında Comic-Con’u görmek bile filmi izlemek için ayrı bir sebep.
Yönetmen: Greg Mottola
Senaryo: Nick Frost, Simon Pegg
Oyuncular:
| Simon Pegg | … |
Graeme Willy
|
|
| Nick Frost | … |
Clive Gollings
|
|
| Jeremy Owen | … |
Sword Vendor
|
|
| Jeffrey Tambor | … |
Adam Shadowchild
|
Linkler:
http://www.imdb.com/title/tt1092026/
http://en.wikipedia.org/wiki/Paul_(film)

Star Trek serisini bilmeyen yoktur. Hani yaşı yetmeyenler bile adını duymuştur. Açıkşası filmi de izlerken aklıma Sadri Alışık gelmedi desem yalan olur. Onu da saygıyla anıyorum.
“Mission: Impossible III”, “Lost” ve “Alias”ın yönetmenlik koltuğundan tanıdığımız, Transofners, Lost, Alias ve merakla beklediğimiz Super 8′in senaristi olan J.J. Abrams yönetmen koltuğunda. Öncelikle belirterek cümlelerime başlamalıyım, 1966 yılından itibaren dünyada tüm insanları ekrana bağlayan dizinin etinden sütünden herkes faydalandı, bu son faydalanma ise diğerlerinden biraz farklı. Eh tabi teknoloji gelişince oyuncakları, efektleri, görselliği daha bir ileriye giderek iyi yorumlanmak gibi bir özelliğe sahip.

Bu açıklamaya da ilave etmek lazım ki, bu film öyle ortalardan değilde, tam baştan başlıyor. Yani bu filmi izlemek için, serinin ilk filmlerini izlemeye gerek yok. Bu film, Tüm ekibin ilk tanışma faslını anlatıyor. Film, Spock üzerine kurulmuş biraz da…
Tabi filmin beklentisi insan üzerinde yüksek. Bunun sebebi ise son dönemlerin yükselen isimlerinden olan J.J. Abrams’ın az öncede belirttiğim gibi, yönetmen koltuğunda olması. Bu beklenti aslında insanı biraz ikileme düşüyor. Film ne kadar iyi olsa da, iyi işlense de sanki eksiklikler yarmış izlenimi bırakıyor insan üstünde. Zaten sanıyorum bu bir deney filmi olmuş, yani eğer tutarsa devamını çekeriz tarzında…

USS Kelvin gemisi uzayın derinliklerinde bir tür yıldırım bulutu olduğunu düşündükleri bir şeye rastlarlar. Ancak bulutun içinden çok büyük bir savaş gemisi çıkar ve USS Kelvin’e saldırır. Şartlar arasında USS Kelvin’in kaptanının rehin alınması ve başına gelen olaylardan sonra, olaylar biraz karışır. Tabi türlü fedakarlıklar mürettebatı kurtarmak için, ardı ardına yapılır.

Oyuncu kadrosu gayet başarılı. Spock karakterini Heroes’un Syler’ı canlandırınca daha bir ilgi çekici olmuş film. Efektler ve konusu ile bir çırpıda bitirilen eğlencelik bir film. Ama akıllarda çok kalıcı olur mu bilinmez. Zaten vizyonda olduğu dönem de pek adından bahsettiremedi. Fİlm herşeyi baştan alması açısından her yaşa hitap ediyor. Uzay içerikli bütün filmlerde rastlayacağımız olaylar bizi karşılasada, oyunculuk ve çekim açısından film bizi içe çekiyor ve filmi izlettiriyor. Hikaye gayet net ve ve göze çarpan bir olumsuzluk yok. Ama yine belirteyim filmi eskileri ile birleştirip izlememek lazım, algı problemleri bu durumda başlayabilir.

Birde filmde göze çarpan zaman kavramı olgusu. İnsanın algısını zorlayan kısımsa bu. Yönetmen zaman çizgisi ile risk alarak fazla oynamış. Arada bazı noktalar da zaman kavramı geçiştirilerek olay başka noktalara çekilmiş. Eğer film esnasında bu noktaya taktığınızda (benim gibi) film biraz zor akacaktır. Ama bunu dert etmeyenler için, şeker gibi bir film.

Müzikler gayet başarılı, derinden insanı rahatsız etmeden ilerliyor. Ancak filmin sesleri konusunda, aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Ses efektleri, konuşmalar, sesler biraz havada tatmin edilir gibi değil… Oyunculuk iyi demiştim, yani filme göre iyi oyunculuklar sergilenmiş. Oyuncular, filme iyi oturmuş her birininde yeni yüzlerden oluşması. Ancak eskiler devreye girdiğinde filmin akışı birden değişiyor.
Hem eskiler, hem yeniler için, izlenebilir bir film…
Yönetmen: J.J. Abrams
Senaristler:
| Roberto Orci | ||
| Alex Kurtzman |
| Gene Roddenberry | (televizyon dizisi) |
Oyuncular:
| Chris Pine | … | James T. Kirk | |
| Zachary Quinto | … | Spock | |
| Leonard Nimoy | … | Spock Prime | |
| Eric Bana | … | Nero | |
| Bruce Greenwood | … | Christopher Pike | |
| Karl Urban | … | Dr. Leonard ‘Bones’ McCoy | |
| Zoe Saldana | … | Nyota Uhura | |
| Simon Pegg | … | Montgomery ‘Scotty’ Scott |
Linkler:
http://www.imdb.com/title/tt0796366/
