Posts Tagged ‘Satish Shah’

Klasik bir Hint filmi karşımızda. Fakir erkek zengin kız yine şarkılarla süslenmiş üç saate yalında süresi ile izlenme sınırlarını zorlayan. Ancak o kadar sıkıcı bir film değil. Bir çok Türk eski filmlerine gönderme mevcut. 2000 yapımı olduğu için gönderme diyorum. Aslında elbette alakası yok…

Film yetim Raj’ın başından geçenleri anlatıyor. Raj çok küçük yaştan beri şarkıcı olmak ve gerçek aşkı bulmak için çabalayan bir gençtir. Hiç bir kötü alışkanlığı yoktur ve sürekli spor yapmaktadır. Vücudu da güzeldir ve her fırsatta gösterir bize. Raj şarkıcı olmak için büyük şehir Mumbai’ye gelir. Burada yakın arkadaşı Abdül ile bir olur ve yapım firmasının yolunu tutar. Burada bir adam ile tanışır. Adam onlardan para ister ancak iki arkadaştada istedikleri para yoktur.

Bu sorunun çözümü olarak Abdül’ün kirli çıkı amcasından para istemeyi düşünürler. Ancak adam bunlara para vermez tabiki. Ona bir oyun yaparlar ve yeni yapılan bir durağı dükkanmış gibi satarlar. Parayı alırlar almaya ama kendileri ile görüşen adam ölmüştür. Bu arada birde borç yaparak motosiklet alırlar. Abdül’ün amcası ve tahsilatçılar da peşine takılır.

Her şey kötüye sarmıştır hayalleri onlardan uzaklaşmıştır. Bir gün konuşurlarken bir kaza olur. Kaza yapan araba, tren raylarının üzerinde kalır. Raj süper kahramanlara özgü hareketlerle arabada sıkışmış genç güzel kadını kurtarır ve hastaneye yetiştirir. Artık hayat onun için değişmiştir. Raj kendini kızın kocası diye tanıtır. Aslında bu işi isteyerek yapmaz ama kızın yaşlı ailesi üzülmesin diye yakın aile dostlarının müdürün dediğini yapar.

Her şey Raj’ın istediği gitmektedir. Zengin damat olduğu için yapım şirketi ona gün vermiştir. Kısa zamanda albümü de çıkacaktır. Ancak bir sorun vardır ki Pooja uyandığında gerçekler ortaya çıkacak ve bu hayal sona erecektir. Bu sebepten dolayı Pooja uyanana kadar albüm çıkartması gerekmektedir. Bu arada aile Raj’ı çok sevmiştir. Müdürün kızı Pooja ile kardeş gibi büyüyen Jahnvi çıkar gelir. Raj ona aşık olur. Ancak konumu gereği bir şey söyleyemez.

İşler tamamen karışmıştır. Pooja’nın hasta hali sona erer. Nasıl bir hastalıktır o da tartışılır. Kızın gözleri sürekli açık öylece yatmaktadır. Pooja uyanır ancak Raj’ı ele vermez. O da Raj’a aşık olmuştur. Ancak Jahnvi’de gerçeği öğrenmiştir. O da Raj’a aşık olmuştur. Raj iki kız arasında kalmıştır ama onunda gönlü Jahnvi’dedir. Ancak olayların gidişi Pooja ile evlenmesi yönündedir.

Film tabi mutlu sonla bitiyor. Klasik dramatik, havasından bir şey kaybetmeden. Ancak Raj karakteri tam anlamıyla karikatürize bir karakter. Üç saatim var vakit geçsin diyorsanız, aslında daha iyi şeyler de izleyebilirsiniz…

Yönetmen: Raj Kanwar

Senaryo: Rumi Jaffery

Oyuncular:


Salman Khan
Raj

Preity Zinta
Jahnvi

Rani Mukherjee
Pooja Oberoi

Shahrukh Khan
Rahul

Kamini Kaushal
Biji

Paresh Rawal
Goverdhan

Shakti Kapoor
Abdul’s uncle

Satish Shah
Mahesh Hirwani

Rajeev Verma
Bharat Oberoi

Ajit Vachani
Mr. Paul

Neeraj Vora
Abdul

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0250415/

http://en.wikipedia.org/wiki/Har_Dil_Jo_Pyar_Karega

Çok ta arayı uzatmadan bir Hint filmi daha ekleyelim bloga. Saathiya bilindik Zengin erkek fakir kız, hikayelerinden biri. Peki bu filmi diğerleirnden farklı kılan ne diye soracak olursanız filmin yaklaşık iki saatini boş boş geçirip son on beş dakikada aksiyon yaratıp sonuca varması.

Film sondan başlıyor. Finali gösterdikten sonra hikayenin aslını öğrenmeye başlıyoruz. Zengin bir ailenin çocuğu olan Aditya Sehgal her gün trenle gidip gelirken trende bir kız görür. Git gide ondan hoşlanmaya başlar. Ne yapar eder, bu kızla tanışır. Kız tıp fakültesinde okuyan fakir bir ailenin kızıdır. Varoşlarda oturmaktadır. Aditya ne yapar eder bu kızın gönlünü kazanır. Ailesini de zar zor ikna eder ve Suhani Sharma’yı istemeye giderler.

Aslında her şey güzel gitmektedir. Ancak Aditya’nın babasının burnu büyüklüğü, Suhani’nin burnundan kıl aldırması, bu iki kişinin tartışmasına sebep olur. Tabi bizim sevimli çiftimiz, bu tartışma üzerine bir daha araya gelemezler. Ancak aşkları her şeyin üzerindedir. Okulları bitince bir araya gelir ve evlenmeye karar verirler. Bunun kaşılığında da aileleri ile bağlantılarını keseceklerdir. Onlar ile görüşmeyeceklerine söz verirler.

Bu durum Suhani’nin babasının hastalanması ile zora girer. Suhani, Aditya’dan babasını görmek için izin ister ancak Aditya verdikleri sözü ona hatırlatarak izin vermez. Suhani sıkıntıya düşer. Annesi ve kardeşi de babasını ziyarete gelmediği için ona düşmen olmuştur. Bu arada Suhani, Aditya’yı bir  kadınla görünce hepten kederlenir. Durumu araştırmaya başlar. Sonra öğrenir ki o Suhani’nin kardeşidir ve yakın bir arkadaşı ile arasını yapmak için orada bulunmaktadır. Aditya’nın çöpçatanlığını da görmekteyiz bu arada.

Suhani olayları anlar mutluluk içerisinde Aditya’nın yanına giderken ilginç bir şekilde araba çarpar Suhani’ye. İlginç diyorum pinpon topu gibi oradan oraya savrulur. Önce minibüs sonra uçar ve karşı şeritten gelen ataba çarpar. Nedense olay en sonra çarpan arabanın üzerine kalır. Çarpan ise bir kadındır. Çarpar ve kaçar. Kocası ise bir polistir. Adam Suhan’yi hastanede bulur ve başında bekler. Bu arada kendi karısı olduğunu söylemiştir. Sanıyorum Hindistan’da kimse kimlik taşımıyor.

Aditya ise karısını her yerde aramaktadır. karakolları, hastaneleri dolanır. Hatta karısının yanında bekleyen adamla da karşılaşır. Ancak Suhani’nin gerçek adını kimse bilmediği için Aditya eli boş döner buradan da. Ancak aramaktan vazgeçmez. Bu arada Suhani’nin çeşitli travmalar geçirdiğine şahit oluruz. Sonunda Aditya karısını bulur. Ona çarpanlarla yüzleşir. Derken, Suhani birden bire gözlerini açar. Hiç kaza yapmamış gibi. yanağında sadece plastik olduğu belli olan bir yara vardır. Yüzünde bir çizik bile yoktur…

Genel olarak baktığımda başarılı bulmadığım bir film. Diğer Hint filmleri gibi eğlenceli de değil üstelik. Ancak iki saat on iki dakika olması sebebi ile diğer filmlerden daha kısa diyebiliriz. Ancak. film o kadar ağır ve klişe geçiyor ki, ne danslar ne müzik kurtaramamış. İlk cümlelerimde de belirttiğim gibi, yaklaşık iki saat boşluğa baktıktan sonra birden oldu bittiyle karşılaşıyorsunuz.

Ancak Aditya’nın Suhani’yi tavlarken takındığı tavırlar oldukça komik. Zengin ve kültürlü gözükme çabaları takdire şayan. Gözde genç, herkesi arkasından sürükleyen konumu, motoru üzerindeki hareketleri oldukça komik. Ancak bunlar bile filmi kurtaramamış. Öncelikle samimiyetsiz bir film çıkmış ortaya.

Yönetmen: Shaad Ali

Senarist: Mani Ratnam, Gulzar

Oyuncular:


Vivek Oberoi Aditya

Rani Mukherjee Suhani

Tanuja Shobhana

Satish Shah Om
Sharat Saxena Chandraprakash

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0330843/

http://en.wikipedia.org/wiki/Saathiya

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /