Posts Tagged ‘Paul Dawson’

Şimdi anlatacağım film bir çok kişinin, üzerinde çelişkiler yaşayıp, farklı farklı yorumlar yaptığı bir film. Bir çok kişiyi rahatsız ettiği kesin. Film kesinlikle, +18 ve kimine göre porno film. Entellerin pornosu tanımlamaları da mevcut film için.

Öncelikle konuya girmeden filmin animasyonlarının çok başarılı olduğunu belirtmeliyim. Filmde elektriklerin kesildiği sahne ve bölüm araları gibi zamanlarda gösterilen, özgürlük heykeli ve New York siluetiyle animasyonlar kesinlikle başarılı olmuşlar. Aynı başarıyı filmin müzikleri içinde söyleyebilirim. Kesinlikle edinilebilecek bir soundtracka sahip bir film.

Film orgazmın önemini sorguluyor. Yani bir cinsel ilişkide orgazm önemli midir, orgazm olmadan da bir cinsel ilişkiden zevk alınabilir mi? Tabi bu konuyu işlerken, yönetmenimiz oldukça cömert davranmış. Çünkü film erotik bir film değil ve filmdeki tüm cinsel ilişki sahneleri olduğu gibi çekilmiş. Bu da bazı kişilerin film hakkında “porno” yorumu yapmasına sebep. Ancak böyle bir film yapıyorsanız yapmacık bir ilişki ne kadar filme lezzet verebilirdi tartışılır.

Filmi “porno” diye adlandırmadan önce aslında pornonun da tanımını gözden geçirmek gerekiyor. Bunun tam tanımı mevcut değil ancak “cinsel ilişkinin abartılarak, cinsel dürtüleri uyandırmak için ekrana yansıtılması” olarak özetleyebiliriz. O halde filmin porno olarak adlandırılabilmesi için öncelikle, cinsel dürtüleri canlandırması gerekiyor ve belli bir kurgu dahilinde olmaması gerekiyor. Tabi kurgulu pornolar var ancak amaç cinsel dürtüyü harekete geçirmek  olduğu için ayrışan en belirli nokta bu…

Shortbus burada kendini porno filmlerden ayırıyor. Çünkü filmi izlerken karşılaşılan sahnelerin hiç biri insanda cinsel dürtü uyandırmıyor. Filmde herşey ortada olmasına rağmen insanı rahatsız etmiyor da. Yer yer eğlenceli yapısı filmi izlettirmeye yetiyor.

Yönetmen böyle bir senaryoyla işe başlarken senaryonun büyük bir kısmını oyucuların gerçek hikayelerinden etkilenerek değiştirmiş. Bu filmin biraz daha doğal olmasını sağlamış. Ancak bu doğallık bizim için biraz fazlaya mı kaçmış sorusunu sorabilirim.

Filmin ilk on dakikası zaten neler olabileceğine, neler ile karşılaşabileceğimize işaret ederek bizi hazırlıyor. Kendi kendine oral seks yapmaya çalışan bir gay, onu pencereden izleyip fotoğraflayan bir adam ve sevişen bir çift görselliği aklımızı zorluyor. Tabi devamında gelen sahneler aynı derecede şaşırtıcı.

Biraz da hikayenin akışına göre özetlemek istiyorum film. İlk sahnede kendine orak seks yaparken gördüğümüz James ve Jamie beş senedir birlikte olan eşcinsel bir çifttir. James için ilişkideki heyecan bitmiş ve zevk alamamaktadır. Ancak Jamie’yi çok sevmektedir. Jamie’de onu çok sevmektedir bu yüzden James onu kırmamak için içinde bulunduğu durumu ona anlatamamaktadır. Bir gün ilişkilerini tekrar gözden geçirmek için, bir cinsel danışmana giderler.

Seks terapisti Sofia’da orgazm olma sorunu yaşamaktadır. Hayatı boyunca hiç orgazm olmamıştır ve kocasını bu şekilde kandırmaktadır. Aslında o kadar iyi orgazm taklidi yapar ki buna kendi bile inanır çoğu zaman. Sofia, James ve Jamie’in terapisi esnasında ufak çaplı bir sinir krizi geçirir ve durumunu bu çifte anlatır. Çift, Sofia’ya Shortbus adında bir yerden bahseder ve gelmesi için davet ederler. Sofia Shortbus’a gider daha kulübün girişinde dünyadan kopmuş bir şekilde öpüşen çift dikkat çeker.

Sofia içeriye girdiğinde karşılaştığı dünya onu şaşırtır. Kimin eli kimin cebinde belli değildir. Bu arada seksin her türlüsü yaşanmaktadır. Mekan sahib(es)i ona ortalığı gezdirir. Gayların, lezbiyenlerin takıldığı odlara gider onlardan öğütler alır ve olanı biteni gözlemler. Orada orgazm olan kadına ibretle bakar…

James ve Jamie’de hayatlarını renklendirmek ve aralarındaki, durumu çözmek için başka birileri ile birlikte olmak için araştırmaya girerler. Genç bir erkekle tanışırlar ve geceyi beraber geçirirler. Bu üçlü seks unutulmaz sahneler arasında yerini almıştır. Şekilden şekle girmeleri, her birinin kıçlarına Amerikan milli marşı okuması ayrı eğlenceli ve düşündürücü noktalar.

Bu arada Sofia sadece ortamı izlemekle kalmaz bir süre sonra eşini de getirir buraya. Kendisine hoca olarakta hayattan beklentisi olmayan mazoşist ilişkilerde bulunan birini seçer. Karşılık olarakta kadına hissedebilmeyi, aşkı öğreticidir. Konu bu şekilde giderken aslında yan karakterlerin ve fondaki akışın filme çok büyük etkisi var. Onca sahneye rağmen cinsel olarak hiç bir şey hissetmemek ve insanın kendi kendine yaptığı oral seksi dramatize edecek kadar başarılı bir film. Yalnız belirtmeden geçemeyeceğim filmdeki karakterlerin arasına Sofiayı oynayan karakter hiç oturmamış. Neden mi çünkü kadın çok itici.

Film kendi türleri içerisinde ayrı bir yapıya sahip. Tür derken ilişkiyi ve cinselliği sorgulayanlar arasında diyorum. Yönetmen her şeyi gayet açık seçik ve anlaşılabilir şekilde gözler önüne sermiş ve söylenecek bir şey bırakmamış. Tabi filmde bazı eksikler yok değil. ancak filmin eğlencesi arasında akıp gidiyor. Bir çok türün karışımı bir film. Belirtmeliyim ki her bünyeye uygun değil…

Senaryo ve Yönetmen: John Cameron Mitchell

Oyuncular:

Sook-Yin Lee Sofia
Paul Dawson James
Lindsay Beamish Severin
PJ DeBoy Jamie
Raphael Barker Rob
Peter Stickles Caleb, the Stalker

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0367027/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Shortbus

http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=shortbus

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /