Posts Tagged ‘Park Sol Mi’

핸드폰

Başarılı eğlenceli aksiyon dolu bir film, Haendeupon Öyle ki bir cep telefonunun kaybolma hikayesini anlatıyor bu film. Ama düşündüğünüz gibi sıkıcı da değil. Çoğumuzun cep telefonumuz kayabolsa n’olur telefona üzülür, belki de giden numaralarımıza ama bu filmde işler pekte böyle üzüntüyle geçip son bulmuyor. 

Tabi son bulmama sebepleri arasında baş karakterimiz Oh Seung-min’in menejer olmasının etkeni büyük. Oh Seung-min cep telefonunu bir kafede unutur. Tüm bilgileri, bu telefondadır. Hatta son umudu Yoon Jin-ah’a bağlayacağı son iş için görüşmeleri de bu telefondadır. Ancak telefon da daha önemli bir şey vardır ki o da Yoon Jin-ah’ın gizli kameraya çekilmiş görüntüleridir.

Bu gürüntüleri çeken bir başka mankendir. Onu tehdit ederek, bu görüntülerin kaynağını yok etmiştir ancak izledikten sonra bu filmi cep telefonundan silmemiştir. Bu görüntülerin internete yayılması tam anlamıyla Oh Seung-min için felaket olacaktır. Çünkü mafyaya da borcu vardır.

Bir süre sonra cep telefonunu bulandan evine bir telefon gelir. Ancak telefonu bulan kişi onu tehdit etmekle birlikte karısına tacizde de bulunmaktadır. Zaten asabi olan Oh Seung-min bu olayla çileden çıkmıştır ancak yapacak bir şeyi yoktur. Telefonunu elinde bulunduran sapığa itimat eder. Oh Seung-min sonunda dayanamaz ipleri kendi eline geçirmek için bir oyun oynar. telefonunu elinde bulundurduğı kişiyi bulur. Şimdi intikam sırası onun eline geçmiştir.

Karşılıklı şantajlar ve komplolar eşiğinde filmi soluksuz izliyorsunuz. Bilindik iyi adam onu kovalayan sapık filmlerinin ötesinde aslında iyi ile kötünn iç içe geçtiği bir film çıkıyor karşımıza. Tam finali yaptık herşey bitti derken karşımıza bir başka olay çıkıyor. İç içe geçmiş olaylar silsilesi ancak birbirine karışmıyor ve gayet sade anlaşılır şekilde.

Film 2009′un en iyilerinden diyebilirim… Ayrıntılı bilgi için Orofi’nin bloguna’da bakılabilir: http://ofori.wordpress.com/2009/07/25/handphone-cep-telefonunun-gazabi/

Yönetmen: Kim Han-min (김한민)

Oyuncular:

Park Yong-woo 박용우 –  Jeong Yi-gyu
Eom Tae-woong 엄태웅 – Oh Seung-min
Park Sol-mi 박솔미 – Kim Jeong-yeon, Seung-min’in karısı
Hwang Bo-yeon 황보연 — Kim Dae-jin
Lee Se-na 이세나 – Yoon Jin-ah
Park Gil-soo 박길수 – Başkan Choi

Linkler:

http://www.hancinema.net/korean_movie_Hand_Phone.php

http://www.koreanmovie.com/Hand_Phone_km657/

http://ofori.wordpress.com/2009/07/25/handphone-cep-telefonunun-gazabi/

http://www.imdb.com/title/tt1452542/

 

- 겨울연가 -

Winter Sonata, Kore televizyonu KBS‘nin 4 diziden oluşan Endless Love serisinin ikinci dizisidir diyerek cümleye giriş yapalım. Dört bölümden oluşan bu Endless Love serisi dörtleme film yapar gibi dizi yapmak tabi ki Korelilerin yapacağı bir şey. Winter Sonata birer saatlik 20 bölümden oluşmakta ve bu dörtleme içerisinde en meşhur olanı.

Kore’de tüm zamanların en iyi reytingini yapmış, Japonya’da izlenme rekorları kırmış, oyuncuların heykelleri dikilmiş, filmlerin çekildiği yerler turistlik amaçlı kullanılmış, müzikleri albümleri yok satmış… Daha neler neler… Hatta dizi barış elçisi görevi görüp Japonya ve Kore arasını daha da sıcak tutmuş. Hatta Japonlar dayanamayıp animesini yapmışlar…

Dizi zamanında bir çok ödülü de toparlamış. En iyi erkek, en iyi kadın,, en iyi yardımcı kadın, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yönetmen, müzik, falan filan aklınıza ne gelirse… Peki bu diziyi bu kadar farklı kılan ne? İnsanın aklına soru işaretleri gelmiyor değil…

Aslında bizim klişeleşmiş Türk filmlerimizden bu dizinin hiç bir farkı yok. Esas oğlanımız küçükken bir okula gelir, orada bir kıza aşık olur. Ama ona bir araba çarpar hafızasını yitirir. Yıllar sonra başla bir kimlikle yine kız ile karşılaşır ona yine aşık olur. Kız ise ilk aşkını unutamamıştır. Daha sonra bunların kardeş olduğu ortaya çıkar evlenemezler. Derken çocuk kör olur falan… Açınız efendim bir ton Türk filminde tüm bu silsileyi baştan sona görebilirsiniz. Bu dizide de böyle…

Daha dizinin ikinci bölümünde finalin nasıl olacağını yazdım. Yazdım yazmasına da peki geri kalan 18 bölümü bana izleten neydi? Aslında asıl soru bu, cevabı aranması gereken… Bir kere dizi tüm Kore dizilerinde olduğu gibi sizi bir etkisi altına alıyor… Bir bölünün sonunu getirdiğinizde sizi diğer bölümü izlemeye gebe bırakıyor. Tabi burada yönetim ve oyunculukların başarısının önemi hat safhada. O kadar etkileniyorsunuz ki size saçma gelse de karakterin göz yaşlarına yada duygularına kendinizi kaptırmadan edemiyorsunuz. Karakterlerle izleyiciler arasında uçurumlar yok. Hepsi sanki bizden biri. Her ne kadar isimleri garip veya gözleri çekik olsa da… Yani samimiyet dizi de her şeyden önde geliyor…

Mesela Aşk-ı Memnu’da (en popüler o şu an ondan diyorum) karakterler o kadar  farklı ki kendinizden bir parça bulamıyorsunuz. Sadece izlemekle yetiniyorsunuz. Lakin bu dizide ve diğer Kore dizilerinde böyle değil…

Tabi diziyi anlatmaya çalışırken girdik karşılaştırmalara ama ister istemez oluyor. Evet anlattığım klasik hikayeden farklı değil dizinin konusu. Jung Yu-jin sınıfına yeni gelen öğrenci Kang Joon-sang’a aşık olur. Kang Joon-sang’ın bu küçük kasabaya asıl gelme sebebi ise babasını bulmaktır. Ancak o da ister istemez Yu-jin’e aşık olur. Lakin annesinin ısrarı üzerine tam da noel arifesinde buluşacaklarken Kang Joon-sang Amerikaya gitmek için yola çıkar. Kang Joon-sang, Yu-jin^e verdiği söz için arabadan atlar ve buluşma noktasına gider. Bu arada ona bir araba çarpar… Yu-jin ertesi gün onun öldüğünü sınıf arkadaşlarından duyar ve yasa boğulur.

canım benim!!

canım benim!!

Aradan 10 sene geçmiştir. Sınıf ve çocukluk arkadaşı, Sang-hyuk ile evlenme hazırlıkları yapmaktadır Yu-jin. Ancak birden bire Kang Joon-sang’ı görmesi bütün olayları karıştırır. Yine lise arkadaşlarından olan Che-lin Fransa’dan döndüğünde yanında getirdiği erkek arkadaşını görünce de olaylar hepten karışır. Che-lin’in erkek arkadaşı Lee Min-Hyung, Kang Joon-Sang’a o kadar benzemektedir ki herkes onun Kang Joon-sang olduğunu düşünür. Tabi Yu-jin de aynı şekilde… Bir de Lee Min-Hyung ve Yu-jin beraber çalışmaya başlayınca işler iyice karışır… Che-lin ve Sang-hyuk aşklarını kaybetmemek için türlü oyunlar yapar ancak sevgi herşeyin üstesinden gelir.

Lee Min-Hyung ve Yu-jin birlikte olmaya başlarlar. Derken Lee Min-Hyung’ın aslında Kang Joon-sang olduğunu kazada ölmediğini ve öğrenirler. Kang Joon-sang’ın da birbirinden haberleri yoktur. Bu arada bir spekülasyon olur ki bunda Kang Joon-sang’ın annesinin eski hikayelerinin etkisi büyük Kang Joon-sang ve Yu-jin kardeş oldukları ortaya çıkar. Ayrılıyorlar derken aslında kardeş olmadıkları anlaşılır Bu kez de Kang Joon-sang’ın az ömrü kaldı diye Yu-jin’i terk eder. Kang Joon-sang’ın uçağına yetişemezler…

Ben anlatırken sıkılmaya başladım… Başta da dediğim gibi iyi başlayan sonrasında Türk filmine dönen, hatta onun gibi biten bir dizi… Ancak o bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyor ve izlemekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Birde finale değinmeden edemeyeceğim. esas oğlumuz kör olur ama gözlerinde hala gözlük vardır. Karizmayı çizdirmemek için sanırım. Eh yakışıyor ne yapalım şimdi!

Kesinlikle tavsiye edeceğim k-dramalar arsında…Müzikleri gayet başarılı. Bu arada bazı müzikler de Trois couleurs: Bleu’dan alıntı. Başarılı bir yapım…Bu arada Choi Ji Woo 최지우 listeme eklenmiş durumda…canım benim ya!!!

Yönetmen: Lee Hyeong-min (이형민), Yoon Seok-ho (윤석호)

Senaryo: Kim Eun-hee (김은희), Oh Soo-yeon (오수연), Yoon Eun-kyeong (윤은경)

Oyuncular:

Linkler:

http://www.hancinema.net/korean_drama_Winter_Sonata.php

http://tr.wikipedia.org/wiki/Winter_Sonata

http://en.wikipedia.org/wiki/Winter_Sonata

http://wiki.d-addicts.com/Winter_Sonata

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /