Posts Tagged ‘Michael Sheen’

Şuada filimin tanıtım yazısını yazmış, şurada da ilk filmi anlatmıştım ikinci ve ilk filmin devamı olma özelliğine sahip TRON: Legacy. Filmi merakla beklememe rağmen bende yaşattığı izlenim konusunda şüpheliyim. Aslında filmin güzel olması gerekirdi / güzelde. Ben biraz daha derine inerler efsane dedikleri şeyin karşılığını tam anlamıyla verirler diye düşünüyordum ancak karşılaştığım şey beni hayal kırıklığına uğrattı.

Öncelikle 3D olarak lanse edilmesi insanın beklentilerini arttırıyordu ister istemez. Ancak filmde girer girmez bir uyarı aslında bu beklentileri, bir nebze düşürüyor. Filmin bazı bölümleri 2D olarak izleyeceksiniz gibi. Tabi bu başkaları için beklentiyi düşürmüş olabilir ama benim için arttırdı. Dedim ki kendime, işte süper sanal dünyaya girince 3D karşımızda olacak bu da algılamayı tetikleyecek”. Yok efendim beklediğim gibi çıkmadı. İlk açılış haricinde hiç bir kare bana 3D’miş gibi gelmedi. Ben mi yanıldım diye sorar oldum kendime ancak sanıyorum herkes aynı fikirde…

Hayır aslında yakında bundan da yakınmıyoruım. Görsellik iyiydi güzeldi. Koskoca I-max perdesinde kendimi bir oyunun içerisinde hissettim. Tabi oyunu alıp koca perdede oynamak ayrı bir zevk olurdu. Neyse geçelim bunu ama gerçekten de bir oyunun içerinde gibiydik. Bilhassa motosiklet sahneleri güzel ve ayrıntılı düşünülmüştü. Ancak disk savaşları bana beklediğimi vermedi. Biraz oldu bittiye geldi gibi bir şey film Ancak o kadar uzun süre nasıl geçiyor anlayamadım. Sanırım merakla beklememden kaynaklı.

Zaten konuları yukarıdaki linklerde vermiştim. Gerçi ufak tefek değineceğim ancak oyunculuğa da bir değinmek istiyorum. Öncelikle Jeff Bridges beklediğim oyunculuğu veremedi. Tamam ağır abi her şeyi bilen erdemli insan rolünde elinde tespihi ile bilirim ama yapmam ayaklarıyla beni tatmin etmedi. Aksiyonla da kurtarmışız işi, düzene hikayeyi yedirmişiz ama benim merak ettiğim bunlar orada ne yiyorlar.  Kevin Flynn on yıllık yiyeceğini, yanında mı götürdü? Yada yemeye içmeye neden gerek duyuyoruz adet yerini bulsun diye mi? Sonuçta bunlar program değil mi? Gerçi, bar sahnesinden windows’un neden sürekli sapıttığını anlamış bulunmaktayım sanıyorum bu programlar sürekli kafa güzel geziyorlar.

Sanırım senarist yazarken, bir bilgisayarın içinde olduğunu ve her bir karakterin program olduğunu unutmuş. Sosyallik yüklemiş her birine… Filmde gözüme en çok çarpan şey birden bire pörtleyen programlar oldu. Hatta bir katliamla Clu bunları ortadan kaldırıyor, kala kala bir tane kalıyor ki o da dillere destan, Quorra kesinlikle göze hitap ediyor. Hatta filmin en güzel öğlelerinden biri. Aklıma takılan bir diğer kısımda Flyyn oyun salonunda elektrikler kapalıyken bu dünya nasıl çalışıyor. Bir memory sticke program yüklediğinizde onu beslemeden o program çalışır mu Flynn içeride nasıl oluyor da yıllardır yaşıyor.? Ah aklımdaki soru işaretleri fazla. Derine inmeyeceğim o sebepten.

Flynn şirketin başına geçtikten sonra projesi üzerinde daha yoğun çalışmaya başlamıştır. Bu arada bir oğlu olmuş ve yedi yaşına kadar gelmiştir. Flynn oğluna bu yeni dünyasından bahseder ve bir gün onu götürme sözü verir. Ancak bir akşam üstü çıkar ve bir daha geri dönmez. Oğlu Sam onu yıllarca bekler. Bu arada şirketleri yine büyümüş ve ilk hikayedeki gibi başkası tarafından ele geçirilmek üzeredir. Sam ise en büyük hissedar olarak kenara çekilmiş iş ile uğraşmamaktadır. Babasının yokluğunu hala hazmedememiştir. Günün birinde bir çağrı üzerine yıllardır girilmemiş olan Flynn oyun merkezine gider. Burada babasının çalışmalarını yaptığı, gizli bir oda bulur ve bu yeni dünyaya girer.

Gördükleri karşısında şok olur. Ancak başı boş bir program sanılarak yarışmalara katılır. Görür ki aslında burada düzen farklı şekildedir. Yönetim el değiştirmiş Flynnler düşman olmuştur. Tabi macera başlar. Sam burada babasını görür. Olanı biteni anlamaya çalışır. Filmin devamı gelecek tabi. Ama devamının sanal dünyadan çok reel dünyada geçeceğini düşünüyorum. Bundan sonra bizi ne bekliyor? Sanal dünyadan gelen saldırılar mı? Tabi bekleyip göreceğiz.

Filmi anlamak için öncelikle ilk filmi izlemek gerekli. Zaten olayın temeli ilk filmde yatıyor. İkinci filmi izleyip hikayeyi anlamak biraz zor gibi. Müziklere gelince Daft Punk şaheser yaratmış ne yalan söyleyeyim filmin önüne geçmiş. Yönetmen pek zorlanmamış film için. İyi bir müzik, 80′lerden kalma akılcı bir senaryo, üzerine eklenmiş tek çey ise 2000′lerin teknolojisi ise yapılan efektler. ..

İzlenecek bir film. Görsel açıdan çok iyi diyebilirim. Ancak sinemada yada yüksek çözünürlükte izlenmesi lazım. Aksi taktirde bu nedir, ne oluyor ne bitiyor der durursunuz…

Yönetmen: Joseph Kosinski

Senarist:

Edward Kitsis hikaye
Adam Horowitz hikaye
Brian Klugman hikaye
Lee Sternthal hikaye
Steven Lisberger karakterler
Bonnie MacBird karakterler

Oyuncular:

Jeff Bridges Kevin Flynn / Clu
Garrett Hedlund Sam Flynn
Olivia Wilde Quorra
Bruce Boxleitner Alan Bradley / Tron
James Frain Jarvis
Beau Garrett Gem
Michael Sheen Castor / Zuse

Linkler:

http://disney.go.com/tron/

http://www.imdb.com/title/tt1104001/

Malum Pardus kullanıyorum yakın takipçilerim  (şayet varsa) bilirler. Geçtiğimiz günlerde yeğenim gelmiş ve ona oyun arama çabaları içerisinde Pardus’un paket yöneticisinde Tron’u bulmuşum. Oyun 1982 yapımı olan filmde kullanılmış grafiklerin bire bir kullanılması ile oluşuyoırdu.. Pek şaşırdım ne yapacağımı afalladım. Bir Torn hatırlıyordum eskilerden kalma ama hayal meyal. O zaman küçük bir araştırma yaptım. Evet Tron bizim Tron o hayal meyal hatırladığım filmi ile birlikte.

Bu gün ise posta kutumda kimden geldiği belirsiz bir posta gördüm. Aynen şöyle;

Merhaba,

28 Ocak 2011’de Türkiye’de vizyona girecek olan yeni filmimiz Tron Efsanesi’ne blogunuzda yer verebilirseniz çok seviniriz.

Filmin yeni fragmanını aşağıdaki linkten indirebilirsiniz.
Bülten ve görselleri ise ekte bulabilirsiniz.

https://filegen.com/getfile/?FB7E3AE

Teşekküler

Tabi bu yazdığım ilk tanıtım değil. Ancak diğer blogta yer vermiştim. Düşündüm taşındım madem sinema burada olsun dedim ve ayrı bir bölüm oluşturmaya karar verdim. Hayırlı olsun.

Tron : Legacy hakkında tanıtım yazısını ekliyorum bilgilere buradan ulaşabilirsiniz. Ve yukarıdaki linkten de filmin fragmanını izleyebilirsiniz…

TRON: LEGACY (In Disney Digital 3D™ and IMAX® 3D)
WALT DISNEY PICTURES
İnternet sitesi: Disney.com/TRON
Facebook’ta fan olun: www.facebook.com/Tron
Twitter’da takip edin: www.twitter.com/DisneyPictures
Türü: Bilim Kurgu Macera
Vizyon tarihi: 28 Ocak 2011
Oyuncular: Jeff Bridges, Garrett Hedlund, Olivia Wilde, Bruce Boxleitner, James Frain, Beau
Garrett ve Michael Sheen
Yönetmen: Joseph Kosinski
Yapımcılar: Sean Bailey, Jeffrey Silver, Steven Lisberger, Donald Kushner
Senaryo: Steven Lisberger, Richard Jeffries, Brian Klugman & Lee Sternthal, Eddy Kitsis &
Adam Horowitz, Bill Wheeler (kadro final değil), Steven Lisberger ve Bonnie MacBird’ün yarattığı karakterlere dayandırılmıştır.
TRON: LEGACY daha önce beyaz perdede gördüklerimizin hiçbirine benzemeyen bir dijital dünyada kurulmuş bir 3D ileri teknoloji macerasıdır.
Konusu:
Sam Flynn (GARRETT HEDLUND), Kevin Flynn’in 27 yaşındaki teknoloji meraklısı oğlu (JEFF BRIDGES), babasının ortadan kayboluşunu araştırır ve kendini babasının 25 yıldır yaşadığı Tron’un dijital dünyasında bulur. Kevin’in sadık sırdaşı Quorra’yla birlikte (OLIVIA WILDE), baba ile oğlu çok fazla gelişmiş ve son derece tehlikeli bir hale gelen, görsel açıdan dudak uçuklatan sanal alemde bir ölüm kalım yolculuğuna çıkarlar.
Notlar:
• Yapımcı Steve Lisberger orijinal TRON filminin (1982) yönetmeni ve senaristlerinden biriydi.
• Jeff Bridges orijinal TRON’da oynadığı (1982) Kevin Flynn rolünü yeniden üstlendi.
• Bruce Boxleitner orijinal TRON’da oynadığı (1982) Alan Bradley ve Tron rollerini üstlendi.
• TRON: LEGACY’nin film müziğini Grammy Ödüllü Daft Punk besteledi.
TRON: LEGACY TRON acımasız programların ve gladyatör oyunlarının görsel açıdan dudak uçuklatan dijital bir âlemde ölüm kalım yolculuğuna çıkan bir baba ve oğlunun (JEFF BRIDGES, GARRETT HEDLUND) 3D ileri teknoloji macerasıdır.

Tabi merakla beklediğimi uyarlamalar arasında yerini aldı film. Bakalım Ocak 2011′de bizi neler bekleyecek… Yenisi gelene kadar da ben eski filmi yazmaya çalışacağım tabi önce tekrar izlemem lazım…

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /