Posts Tagged ‘Kim Hae Sook’

KBS’nin 2007′de yaptığı bir dizi Robbers. Tamamıyla diziler arasından dizi seçerek izlediğim bir dizi. Yani izlenecek K-Dramalar çok birikmiş hatta yığılmış,  arasından bir tanesini çekmek gerekiyordu ve kura çektim bu dizi çıktı. Başladık diziyi izlemeye sonra fark ettim ki dizide oynayan kız, Lee Da Hae. Eh severiz kendisini. Bu dizi de de o sevimli komik kız tiplemesinden çıkmış bildiğin güzel kadınsı biri çıkmış ortaya bilhassa bayıldım diyebilirim…

Bu hevesle başladık diziyi izlemeye. Jin Dal Rae yirmi beş yaşlarında olmasına rağmen beş yaşında bir kızı vardır. Kocasını ise bir dağ gezisinde kaybetmiş ve kızını kocasının annesi ile birlikte büyütmüştür. Beş senedir de üçü birlikte yaşamaktadır ve hayatlarından oldukça memnundurlar. Ancak annesi Lee Soon-seob gelinin genç yaşında yalnız kalmasını istemez ve ona sürekli evlilik randevuları ayarlar.

Kwon Oh Joon ise kadınları baştan çıkartıp onları dolandıran bir zamparadır. Filmin açılışını da zaten Kwon Oh Joon ile yaparız. Kwon Oh Joon mafyadan aldığı parayı geriye ödeyemez ve organları ile tehdit edilir. Kwon Oh Joon’un kısa zamanda para bulması gerekmektedir. Etrafta dolandırabileceği zengin kızlar aramaya koyulur.

Jin Dal Rae ise yine bir buluşmada zengin yaşlı bir adam ile tanışır. Adam onu çok sever ancak Jin Dal Rae aradaki yaş farkını söyler ancak adam bir süre sonra oğlunun olduğunu ve onunla evlenmesini istediğini söyler. Yaşlı adam çok zengindir, oğlunu çok katı, duygusuz olarak yetiştirmiştir. Yaşlı adamın baskıları ile Kim Jin-goo, Jin Dal Rae ile tanışır.Kim Jin-goo başta bunu zorunluluk olarak yapsa da, zamanla hissedemediği duyguları hissetmeye başlayarak Jin Dal Rae’e aşık olur. Aynı zamanda Jin Dal Rae’nin küçük kızı ile de çok yakın arkadaş olmuştur.

Jin Dal Rae’nin hayali ise annesi ile birlikte bir kafe açmaktadır. Bunu bir kafede konuşurken elinde paranın olduğunu söyler. O esnada Kwon Oh Joon ise yanından geçmektedir. Tam aradığı paralı bir kızı bulmuşken taarruza geçer. Yapması gereken Jin Dal Rae’i kandırıp parasını almaktır. Buna muaffakta olur, ancak o da Jin Dal Rae’den hoşlanmıştır. Parayı geri getirir. Bu arada iki adam rekabete girişmiştir. Kim Jin-goo aslında Kwon Oh Joon kim olduğunu ortaya çıkarır. İkisi arasında soğukluk olur ancak Jin Dal Rae’de Kwon Oh Joon’a aşık olmuştur. Onu affeder ancak hayatını değiştirmesi koşuluyla onu kabul eder.

Kwon Oh Joon geçmişte dolandırdığı herkesten özür diler. Araları iyi olmuştur. Kim Jin-goo ise bu duruma çok üzülür artık babasına karşıda asabi olmuştur. Yaşlı adam tüm olanı bilmektedir. Hatta Kwon Oh Joon’un borçlu olduğu tefeci de bu yaşı adamdır. Kızdan ayrılması için ona para teklif eder. Oh Joon kabul etmeyince ona temiz bir dayak atar. Kwon Oh Joon şiddetli baş ağrıları çekmektedir. Dolandırdıklarından biri doktor olunca ondan özür dilemek için hastaneye gider. Bu arada birde beyin filmi çektirir ne alakaysa. Doktorun eline film geçince de Oh Joon’u arar. Kafatasında bir çatlak vardır ve kısa süre ömrü kalmıştır… Bunu duyduğunda ise Jin Dal Rae’yi yine dul bırakmamak için ondan uzaklaşır. Aradaki çekişmeler, yan karakterleri dizide izleriz.

Genel olarak baktığımda dizinin müziklerinden başka, başka yerini beğenmedim. Çok sıradan konu işleyiş, tek düze devam eden bir dizi. Sürekli bir aksiyon bekliyorsunuz ama hiç bir şey olmuyor. Dizi başladığı gibi başlıyor ve bitiyor. Oyunculuk sıradan. Yani diziye bağlanmak için bir sebebiniz yok ancak başladım bitireyim diye izliyorsunuz. Boşuna zaman kaybı diyebilirim. Ancak belirtmeliyim ki Jin Dal Rae’nin kızı rolündeki Jang Yoo-jin’e bayıldım birde Kim Jin-goo gerçekten orijinal bir karakterdi. Bana sorarsanız izlemeyin derim…

Yönetmen: Yoo In-sik

Senarist: Kim Gyoo-wan

Oyuncular:

Jang Hyeok - Kwon Oh-joon

Lee Da-haeJin Dal-lae

Kim Jeong-tae - Kim Jin-goo

Kim Hae-sookLee Soon-seob

Hong Kyeong-inKim Man-doo

Kim Hwan-hee - Jang Yoo-jin,,

Linkler:

http://www.hancinema.net/korean_drama_Robber.php

http://tv.sbs.co.kr/bulhan/

Nihayet yazma fırsatı buluğum filmlerden birisi de Bakjwi. Yönetmen kolduğunda ise büyük isim Chan-wook Park oturmakta. Ancak yönetmenden etkilenip bir hevesle filme atlamayın beklentilerinizin altında kalabilir.

Film sizi kıvrandırıyor. Rahatsız edici düşünceler, görüntüler mevcut ancak başınızı bir an bile olsa sağa sola çevirip akan görüntülerden alamıyosunuz. Filmi bir kategoriye koymakta zorlanıyorsunuz. İlginç bir vampir filmi diyebilirsiniz, aşk, korku, gerilim, komedi filmi de… Aslında karşımıza çıkardığı şeylerden biri, gücün kim olursa olsun nasıl değiştireceği…

Sang-hyeon kilisede görevli bir katolik rahiptir. Ancak dine bağlılığı biraz aşırıya kaçmış, vücuduna işkence ederek günah çıkarmaktadır. Hayata gelmesini, yaşamasını bir lütuftan çok işkence larak görmektedir. Bu sebeple kiliseye bağlı bir araştırma hastanesinde pek bilinmeyen bir hastalık için denek olmaya karar verir. Bu iş için Afrikaya gider.  Hastalığın kısaca özeti şudur. Öncelikle vücutta benekler çıkıyor ve şişiyor, daha sonra deri ve tırnaklar dökülmeye başlıyor. En sonunda ise kan kusarak ölüyordur.

 

Sang-hyeon bu evrelerin hepsini yaşar. Hatta ölmüştür de doktorlar yüzünü öldü diye kapattıktan sonra örtünün altından dua sesi yayılmaya başlar… Sang-hyeon birden bire canlanmış vücudundaki tüm yaralar iyileşmiştir. Bir süre sonra hastaneden salınır. Yüzlerce denek arasında iyileşen tek kişi o dur. Tabi Hastahane kapısında şifa için bekleyenler, ona ermiş gözü ile bakar ve yardımda bulunmalarını isterler.

Nedense uzak doğuluların bu Japon olabilir, Koreli olabilir, Çinli olabilir fark etmez, budizmden başka dine mensup olmaları bana komik geliyor. Burada da Sang-hyeon’un içinde bulunduğu durum benim çok komiğime gitti. Aslında filme bir vampir filmi beklentisinden çok misyonerlik karşıtı bir film diyebiliriz. Neyse filmimize dönelim.

Sang-hyeon görevi gereği de bu hastaların yanlarına gider. Gittiği bir hastanın küçükken kendisine yiyecek veren bir kadının oğlu olduğunu görür. Orada küçükken hoşlandığı kadının kızı da vardır. Bu sessiz sakin utangaç kızın aslında kadının öz kızı olmadığını şı anda da oğlu ile evli olduğunu öğrenir. Bir süre sonra Rahip Sang-hyeon’un hastalığı takrarlamaya başlar. Kokulara karşı aşırı hassaslaşmıştır. Bu arada kan içtiğinde tokluğunun geçtiğini ve vücudunun yaralarının iyileştiğini görür. Bu saatten sonra Sang-hyeon açlığını gidermek için kan içmeye başlar ancak rahip yanı onu frenler çoğukez. İnsan öldüremediği için, hastalara verilen kandan bazende onların kanından içer…

Tabi erkekliği, vampirliği ve dini arasında kalan Sang-hyeon birden bire sapıtır. Öncelikle eski gözüne kestirdiği kız olan Tae-joo ile birlikte olur. Sonra onun kocasını öldürür. İş burada da bitmez. İftira, aşk ve suç üçgeninde kalan rahibimiz vicdan azabı eşliğinde halisünasyonlar görmeye başlar. Hemde bizim için gayet eğlenceli halisünasyonlar. Bu halisünasyonlara Tae-joo’da ortak olur. Bir tartışma ve cinnet anında Sang-hyeon, Tae-joo’yu öldürür ve buna dayanamayarak ona kanından verir ve onu da vampir yapar.

Lakin yönetmen burada da kadın şaytandır temasını işler. Tae-joo vampir olduktan sonra insanları öldürmeye başlar. Zaten vicdan azabında olan rahip daha da kahrolmaya başlar… Ancak Tae-joo’nun durmaya pek niyeti yoktur.

Biraz fazla özet oldu. Filmi izlemeyenler okumasın diye uyarıyorum. Çoğu kişiye göre beklentilerin altında kalan bir vampir filmi. Ancak dediğim gibi eğer filmi sınıflandırmamız gerekirse hiç bir sınıfa girmeyeceğinden tamamen beklentiler haricinde kalacağından hayal kırıklığına uğruna olayı hat safhada olacaktır. Ben şahsen bu beklentilerden arınarak filmeri izlediğim için herhangi bir sorunla karşılaşmıyorum.

Cümle aralaırnda belirttiğim gibi Chan-wook Park’ın burada asıl anlatmak istediği biraz da dine hatta zorlama dine çatmak olmuş. Tartışmaya açık hatta aşağıda bol bol tartışabileceğimiz bir film…

Yazanlar: Seo-Gyeong Jeong, Chan-wook Park

Oyuncular:

Kang-ho Song Priest Sang-hyeon
Ok-bin Kim Tae-joo
Hae-sook Kim Lady Ra
Ha-kyun Shin Kang-woo
In-hwan Park Priest Noh
Dal-su Oh Yeong-doo
Young-chang Song Seung-dae
Mercedes Cabral Evelyn
Eriq Ebouaney Immanuel

Linkler:

http://genovaninja.blogspot.com/2009/10/vampir-filmi-susuzlugu-cekenlere.html

http://ofori.wordpress.com/2009/11/27/thirst-bakjwi-sonunda/

http://en.wikipedia.org/wiki/Thirst_(2009_film)

http://www.imdb.com/title/tt0762073/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /