Posts Tagged ‘Kate Winslet’

Yine karşımızda sağlam kadrolu bir film var. Nedense böle kadrolu filmleri görünce ben otomatik olarak kendimi biraz sıkıyorum. Nasıl bir senaryo tüm bu iyi oyuncuların oyun kabiliyetlerini sonuna kadar kullanabilir? Ben böyle bir senaryo hatırlamıyorum Nitekim bu filmde de kıyıda köşede kalan iyi oyuncular var. Bunlardan birine örnek Jude Law. Gwyneth Paltrow‘unda canlandırdığı Beth karakterinin ilk dakikalarda ölmesi beklentilerde biraz düşüş sağlıyor.
Film bir influenza salgınını konu alıyor. Senaryo bazı açıklara ev sahipliği yapmasına rağmen oldukça başarılı. Hastalığın başlamasından bitişine kadar tüm evreyi konu alıyor. Karakterler ve işlenen olaylar çok fazla olunca filmin süresini de göz önünde bulundurursak sanki bize yerli tatmini sağlayamıyor. Ancak karakterlerin çok olması filmi sıkılmadan izlememize olanak sağlıyor.

Film salgının ikinci gününden başlıyor. Beth Emhoff karakteri Çin’den iş gezisinden döndüğünde sebebi bilinmeyen bir virüs sebebi ile ölüyor. Kocası Mitch Emhoff karısının ölümüne açıklama beklerken küçük oğlu da ölüyor. Tabi Mitch haliyle karantinaya alınıyor. Mitch’in bu virüse karşı bağışıklığı olduğu öğrenilincede serbest bırakılıyor. Burada Mitch “madem bağışıklığım var beni aşı için kullanın” desede maddi külfeti ve zamanı yüzünden yetkililer bu işe girişmiyor. Girişmemeleri mi lazım o da ayrı bir konu…
Salgın tüm dünyada yayılırken, hastalığın çıkış kaynağı olarak düşünülen Çin’de de ölümler artıyor. Amerikalılar buraya bir tıbbi dedektif gönderiyor araştırmalar için. Birde Amerika içerisine Kate Winslet‘in başarılı bir şekilde canlandırdığı Dr. Erin Mears karakterini gönderiyorlar. Çine giden Dr. Leonora Orantes ise biraz umursanmıyor filmde. Dr. Leonora kaçırılmasına rağmen bir süre kendisinden haber alamıyoruz. Bu durum bende merak uyandırdı izlerken. Dedektifler ilk ölen kişi ona Beth Emhoff’un Çin yolculuğu mercek altına yatırırlar. Burada klıma takılan bir diğer konu ise Beth Emhoff’un kumarhanedeki güvenlik kamera kayırları. Bu kayıtlar içerisinde sabit görüntüler yerine sürekli hareketli görüntüler vardı.

Film vatandaş ve tıbbi boyutta olayları incelerken yönetimi de gösteriyor bize. Salgın önleyici tim Laurence Fishburne‘un Dr. Ellis Cheever tarafından yönetiliyor. Burada Dr. Ellis Cheever salgını durdurmaya bir aşı bulmaya çalışırken, üstüne gelen halk ve yönetim baskısının yanı sıra sevdiklerini ve kendini korumak için çok gizli bilgileri kullanır ve çevrenizi koruma altına alır mıydınız sorusununda altında kalıyor.
Diğer taraftan bazı özel kurumların aşı üzerine deney yapmalarının engellenmesi yada bu konuda yeterli kişilerin göreve çağırılmaması konusunu biraz ilginçti. Birde Dr. Ally Hextall aşıyı bulması birden bire olmuş bir olay gibi yansıtıldı izleyenlere. Birici deneme başarısız, üçüncü deneme başarısız, gibi slayt şeklinde başarısızlıklar akıp giderken, birden “a bulundu” etkisi yaratıyor bizde aşının bulunması.

Bloggerların etkinliği göz önünde bulundurulmuş ortalığı karıştıran gazeteci olarak Alan Krumwiede karakteri verilmiş. Ancak bu karakter ve yaptıkları da biraz havada kalmış. Hastalanma konusu insanları yönlendirmesi, bu şahsın gerçekleri söyleyip söylemediği konusu filmde muallak.
Her şeye rağmen film sade bir şekilde olanı biteni ekrana taşımış. Fazla aksiyon yok. Böyle bir durumda yaşanabilecek olaylar abartısızca anlatılmış. Filmin sonunda ise yönetmen ilk dakikalarda göstermediği birinci güne gitmiş. Beth Emhoff karakterinin hasta olduğu güne. Hastalığın nasıl meydana geldiğini anlatmış. Bu anlatım bana çok yavan geldi. Kilit nokta Beth Emhoff karakterine gelmeden öncesini de görüyoruz burada. Bu da filmi izlerken benim tadımı kaçırdı. İlk günü vermeselermiş daha iyi olacakmış sanki. Bir virüsün oluşması bu kadar mı basit diye sormadan da edemedim kendime.
![]()
Bu tarz filmlere meraklı olanlar için ilaç gibi bir film. Ama bana kalırsa biraz eksikte kalmış bir film. Yönetmenin ortalama filmlerinden biri diyebiliriz.
| Gwyneth Paltrow | … |
Beth Emhoff
|
|
| Tien You Chui | … |
Li Fai
|
| Matt Damon | … |
Mitch Emhoff
|
|
| Monique Gabriela Curnen | … |
Lorraine Vasquez
|
| Jude Law | … |
Alan Krumwiede
|
| Marion Cotillard | … | Dr. Leonora Orantes |
| Kate Winslet | … | Dr. Erin Mears |
| Laurence Fishburne | … | Dr. Ellis Cheever | |
| John Hawkes | … | Roger |

Tom Perrotta‘nın aynı adlı romanından uyarlanan duyumlarıma göre güzel bir kitap olan ki kapağı hakkında süper tanımlamalarını okuduğum bir film Little Children. Tabi biz filme dönerlim. Baş rollerde iyi isimlerle karşılaşıyoruz. Kate Winslet, Patrick Wilson ve Jennifer Connelly bunlardan bir kısmı. Tabi Amerikan sinemasının sayılı edebi yönetmenlerinden olan Todd Field filmin başarılı olmasına etken.

Todd karısı Kathy ile birlikte çok ta uyumlu olmayan bir evlilik sürmektedir. Aslında buna uyumsuzluk demek yanlış olur. Üzerinden belli bir süre geçen evliliğin rutini çökmüştür. Kathy çalışmaktadır Todd ise kitap yazmaya çalışmaktadır. Ancak bir türlü başlangıcı yapamaz. Bu arada cinsel hayatları da pek iç açıcı değildir.
Todd her gün aynı saatte oğlunu mahallenin parkına getirirler. Burada diğer kadınlar arasında çok popülaritesi vardır. Ancak bu kadınlardan hiç biri onunla konuşmaya cesaret edememiştir. Bu arada iddiayla karışık kadınlardan biri, Todd ile konuşur katta konuşmakla kalmaz öpüşür de, bu saatten sonra Todd ile bu kadın arasında bir arkadaşlık, bir dostluk bir aşk başlar.

Bu arada tabi birde hapishaneden yeni çıkmış, pedofili olan Ronnie,başarılı bir şekilde bizi ve karakterleri germeyi başarıyor. Aslında filmi kısaca özetlersek, yalnızlığı, o kalabalık içindeki, hatta bir ilişki içerisinde ki yalnızlığı ve birilerine tutunma ihtiyacını gözler önüne seriyor. Belki biraz rahatsız edici, biraz meraklandırıcı ama sanki içinde yaşadığımız gerçeklik ön plana çıkıyor. Elbette bu filmde de Amerikan kişilerini kapsatmaya çalışmışlar. Hani genele burmak varken kısıtlamak biraz sıkıntı veriyor insana…

Filmde diyaloglar aslında altları çizilmesi gereken noktalarla dolu. Elbette filmden replikler yazmayacağım zaten yazsam da pek bir anlam ifade edeceğini düşünmüyorum (yalan). Dediğim gibi yalnız ve birilerine tutunmaya çalışan insanların öyküsü, zıt karakterlerin, bağlılığın, ihanetin, yük kızarıklığının hikayesi…

Oyunculuklara da değinmeden edemeyeceğim. Kadro güzel dedim. Ancak nice filmler gördük ki ne kadrolar ne işler çıkarmış… Burada öyle değil. Her bir oyuncu oyunculuklarının zirvesinde oyun oynamışlar…
Bu arada değinmeden edemeyeceğim Türkler yine sim konusunda bombayı patlatmışlar…Üstün bir çeviri ile film Tutku Oyunları olarak çevrilmiş. Tebrik ediyorum kendilerini…
Oyuncular:
| Kate Winslet | … | Sarah Pierce | |
| Patrick Wilson | … | Brad Adamson | |
| Jennifer Connelly | … | Kathy Adamson | |
| Gregg Edelman | … | Richard Pierce | |
| Sadie Goldstein | … | Lucy Pierce | |
| Ty Simpkins | … | Aaron Adamson | |
| Noah Emmerich | … | Larry Hedges | |
| Jackie Earle Haley | … | Ronnie J. McGorvey | |
| Phyllis Somerville | … | May McGorvey |
Linkler:
http://www.imdb.com/title/tt0404203/
http://beyazperde.mynet.com/film/3320
