Posts Tagged ‘Judi Barrett’

Judi Barrett ve Ron Barrett‘in aynı adlı çocuk kitabından uyarlanan bu film, her ne kadar büyüklere hitap katsayısı bakımından düşük olsa da eğlenceli vakit geçirmek için birebir.

Flint Lockwood çocukluktan beri bilime meraklıdır. Daha o zamanda ufak tefek icatlar yapmaktadır. Tabi onun bu tutumu normal çocuklar tarafından “inek” olarak adlandırılınca Flint daha da içine kapanır. Flint’in icatları her ne kadar anormal  karşılansa da ben sevdiğimi söyleyebilirim.

Flint’in çılgın icatları arasında sprey ayakkabılar, düşünce dillendiricisi bulunmaktadır. Yaptığı tüm icatlar yaşadığı küçük kasabanın başına büyük dertler açmıştır. Flint kendini artık, gereksiz insanların yararına bir şey yapamayacak bir insan olarak görmektedir. Tam bu sırada, tüm insanların memnun olacağı bir icat yapar.

Flint suyu yiyeceğe dönüştürmek üzere bir makine geliştirir. Bunun deneylerini yaparken kasabanın meydanını havaya uçurur. Bu arada yaptığı cihaz da bir roket gibi gök yüzüne fırlar. Flint yine başarısılığından dolayı dövünürken, birden bire gökten yağan hamburgerler yaptığı cihazın çalıştığını gösterir. Artık Flint istediği yemekleri yağdırabilmektedir.

Tabi bu olay tüm dünyada duyulur. Kasaba birden bire turistle dolar. Bu hava durumu olayını izlemeye gelen spiker Sam Sparks ile Flint iyi bir arkadaş olur. Flint birden bire herkesin gözdesi olmuştur. Kasabadaki herkes onun gökten yağan yiyecekleri ile beslenmektedir.

Bu arada filmin asıl konusu olan baba oğul ilişkilerini es geçmemek lazım. Filmin büyük bir bölümü Flint ve babası arasındaki diyalogsuzluğu anlatmakla geçiyor. Zaten bunu dile getirmek, iri yarı bir baba için zor olduğundan buna Flint’in yaptığı icat vesile oluyor.

Tabi her şey güzel gelişiyor lakin aç gözlü belediye başkanı işleri biraz karıştırıyor, biraz fazla sipariş veriyor makineye…  Tabi Flint’in de kendini kaptırdığı şöhret onun durmasına engel oluyor. Cihaz kontrolden çıkıyor ve gök yüzünden dev yiyecekler yağmaya başlıyor. Bu bütün kasabayı yerle bir ederken bu durumun tüm kuzey yarım küreye yayılacağı haberi geliyor.

Flint bu kez hatasını düzeltip dünyayı kurtarmak için yaptığı cihazı bozmaya onun yanına gidiyor. İşte aksiyonda burada aşlıyor…

Yönetmen: Phil Lord, Chris Miller

Seslendirenler:

Bill Hader Flint Lockwood
Anna Faris Sam Sparks
James Caan Tim Lockwood
Andy Samberg ‘Baby’ Brent
Bruce Campbell Mayor Shelbourne
Mr. T Earl Devereaux

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0844471/

http://www.sinemalar.com/film/14294/Kofte-Yagmuru/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /