Posts Tagged ‘Jim Broadbent’

Geçtiğimiz hafta sonu televizyon kanalının biri gündüz kuşağında bu animasyonu vermişti. Ben de bu sebeple tekrar izleme fırsatı buldum. Sanıyorum animasyon meraklıları yine oturup izlemişlerdir.

Şöyle geriye çekilip bir baktığımızda animasyon izleme sebebimiz ne diye sorarım. Bunun cevabı kesinlikle eğlenmek, kahkahalar atmak olacaktır. Bu animasyon size kahkahalar attıracak kadar komik değil ancak yüzünüzden tebessümü kesecek kadar da kötü değil.

Öncelikle film eğlendirmekten çok, gelecekte düşeceğimiz hali bize gösteriyor. Su gibi önemli bir şeyin nasıl kullanılması gerektiğini ve dünya üzerinde yaşayan türler için ne kadar önemli olduğunu tekrar gözler önüne seriyor. Burada doğal yaşam ortamı yarattıklarını sanan insanlarada bir güzel değinmiş. Kısacası film aslında tüm insan oğluna ufak bir serzenişte bulunmuş.

Bir sabah bir kutup ayısı kendini erimiş buzlar arasında bulur. Afrika’ya kadar gelmiştir. Çeşitli insan faktörlerinden dolayı da bir kanguru, bir tazmanya canavarı, bir horozda soluğu bu hiç bilmedikleri bir diyarda almışlardır. O sırada bir petrol tankeri de karaya oturarak petrol ile denizi boyamıştır. Mecburen orada yaşayan yaşlı iki deniz kaplumbağası ortamlarını terk eder. Bu ekip tanışır ve kendilerine yaşayacak yer ararlar.

Bu arada Afrika’nın yerli hayvanları da su için akarsunun akmasını beklerler. Ancak susuzluk artmasına rağmen su bir türlü gelmemektedir. Bu sebepten dolayı küçük su birikintileri için hayvanlar birbirlerine girmektedir. Bu arada grubun haşarısı su aramak için yola koyulur ve suyun bir baraj tarafından kesildiğini burada da bir golf sahası yapıldığını görür.

Otelin açılışı da yeni yapılmaktadır. Tüm çevreciler daha doğrusu çevreci gibi görünenler bu doğal ortam için övgü ile bahsederler. Tabi bu arada hayvanlar susuzluktan kırılmaktadır. Bütün güçlerini birleştirip, suya kavuşmak için bu baraja saldırma kararı alırlar.

Animasyonun çizimleri oldukça başarılı. Eğlenceden çok mesaja eğilmiş, bu da genel izleyici kitlesi için sıkıcı oluyor, çünkü bir animasyondan beklenti nedense kahkahalar atmak. Ancak çevre bilinci için tüm insanların bilhassa çocukların izlemesi gereken bir animasyon.

Yönetmen: Reinhard KloossHolger Tappe

Senaryo: Oliver HuzlyReinhard KloossErich Kästner (kitap), Klaus RichterSven Severin

Seslendirenler:

Billy Beach Vulture
Jim Broadbent Winston
James Corden Billy
Nicola Devico Mamone Büffel Chino

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1620449/

Evet yemiyor içmiyor okuyucu için yazıyorum efendim… Bu blogda yayınlanan ilk Harry Potter yazısıdır. Devrim mi yapıyorum blogta ne…

Aslında Harry Potterlerin hepsini izlemişimdir ancak kim kimdir ne nedir hatırlamam etmem. Zaten gerekli de görmüyorum. Biraz sinemaloji olarak bakmaya çalışacağım filme… Ben ne anlarsam sinemadan hele sinemalojiden.

Açıkşası filmi biraz hareket olur diye izlemiştim. İlk başlarda hareket eden dumanlar haricinde pek bir hareket yok. Bizim ufaklıkların kanları kaynamaya başlamış, hormonları yerinde durmaz olmuş… Harry kafedeki kızlarla randevulaşır, onunla bununla öpüşür durumda. Vah halimize…

Flm cidden sıkıcı, tamam efektler ve görsellik konusunda birşey demiyeceğim ama hiç iç açıcı bir film çıkmıyor karşımıza. bana biraz izlerken zaman kaybıymış gibi geldi. Kitabı okumadığım için nasıl bir uyarlama olmuş bilemeyeceğim. Bu konuda yorumum yok. Lakin bölümün adı Melez Prens olmasına rağmen ben ortada melez prens göremedim sadece adı vardı.

Senaryo da birşeyler eksikti. Sanki konu oradan oraya atlıyordu. Bölümler arası uçuşlar n’oldu noluyoruz etkisi yaratıyordu. Fİlmde beni en çok etkileyen kişi, kişilik Bellatrix Lestrange karakteri olmuştur. Neden olacak canım Helena Bonham Carter oynuyordu o karakteri. Allahım bu kadın gotik olmak için yaratılmış…

Neyse zaten iyi oyuncularla bezeli bir filmdi. Oyuncular iyi olmasına rağmen film iyi değildi. Yönetmen David Yates ikinci Harry Potter filminin de altından pek kalkamamış… Paraya yazık diyorum…

Gerçi aslını söylemek gerekirse Bu Harry artık kabak tadı verdi… Para kazanacağız diye de bi iş bu kadar uzatılmaz…

Neyse bitiriyorum… HD ve 5.1 sisteminiz yoksa izlemeyin diyorum. Vakit kaybı…

Oyuncular:

Daniel Radcliffe Harry Potter
Rupert Grint Ron Weasley
Emma Watson Hermione Granger
Jim Broadbent Professor Horace Slughorn
Elarica Gallacher Waitress
Robbie Coltrane Rubeus Hagrid
Michael Gambon Professor Albus Dumbledore
Maggie Smith Professor Minerva McGonagall
Alan Rickman Professor Severus Snape
Bonnie Wright Ginny Weasley

Likler:

http://www.imdb.com/title/tt0417741/

http://www.sinemalar.com/film/1622/Harry-Potter-ve-Melez-Prens/

http://tr.wikipedia.org/wiki/Harry_Potter_ve_Melez_Prens_(film)

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /