Posts Tagged ‘Ji-won Ha’

Güney Kore’nin başarılı korku yönetmenlerinden Byeong-ki Ahn‘nın ustalık dönemine geçişinin parçalarından biri olan Pon, başarılı gerilim sunuyor bize. Hikayemiz uzak doğu sinemasının bilindik hikayelerine dayanmakta. Bu farklı bir şekilde, ekrana yansıtılmış. Oyunculuklar, çekimler, renkler oldukça başarılı olmasına rağmen, bilindik hikaye, filmin sonunun tahmin edilebilirliği filmin eksilerinden. Ancak buna rağmen film uzak doğu sinema literatüründe yerini almış.

Filmin en iyi parçası, oyunculuk. Oyunculukta ise küçük oyuncu, Seo-woo Eun kesinlikle filmi izlemeye değer kılıyor. Küçük çocuğun oyunculuğu her şeye değer.

Filmin teknolojik cihazları kullanarak, hayaletlerin dünyaya ulaşmasını anlatıyor. Bir çok filmin taklidi gibi gözükse de yukarıda da belirttiğim gibi düşmeyen temposu ve başarılı oyunculukları ile filmi izlenir kılıyor. Tabi filmin ana teması yine cinsel sömürü.

Film genç bir kadının asansörde ölmesi ile başlar. Genç kadının telefonu çalar asansör durur ve çığlıklar kapıyı tırmalayarak asansörün içinde kadın ölür.

Genç gazeteci  Ji-won, yaptığı araştırmalar sonucunda, reşit olmayan kızlarla yapılan bir seks skandalını ortaya çıkarmıştır. Bunun üzerine Ji-won’ya tehdit telefonları yağmaktadır. Ji-won’a, editörü bir süre saklanması için izin verir ve ona kayıtlı olmayan bir telefon tahsis eder. Ji-won ise bunu kabul eder. Ablası ve eniştesinin teklifi üzerine de onların, kullanmadıkları evinde yaşamaya başlar.

Ji-won bilmediği numaradan yine aranmaya devam etmektedir. Arayan kişi yaşanan olaylarla ilgili Ji-won’a tehdit savurmaktadır. Filmin bu saatten sonra katil ve maktul adayı arasında geçeceğini, düşünürken olayın yönü birden değişir. Ji-won bu tehdit telefonlarının yanı sıra, sessiz ve garip gürültülü telefonlar da almaktadır. Bunun tehditlerden kaynaklandığını düşünmeye başlar.

Ji-won’nun telefonuna gelen aramayı ablasının küçük kızı Yeong-ju açar ve küçük kız o dakikadan sonra garip hareket etmeye başlar. Küçük kızı hastanede muayene ederler ancak bir hastalığa rastlamazlar. Bu tarihten sonra küçük kız babasına karşı ilgi duymaya başlar. Doktorlar bunun geçici Electra kompleksi olduğunu düşünürler.

Ancak Yeong-ju’nun babasına olan ilgisi çok aşırıya kaçar. Bu etrafındakileri öldürme teşebbüsüne kadar uzanır. Ji-won ise Yeong-ju’nun garip hareketlerini inceler ve onun aslında  Yeong-ju olmadığının farkına varır.  Yeong-ju’nun içinde başka bir ruh vardır.

Ji-won ise telefonuna gelen bu garip çağrıların sırrını öğrenmek için araştırmaya başlar eline geçen sonuç ise telefon numarasının önceki sahiplerinin gizemli bir şekilde öldüğüdür. Ji-won bu ölenleri araştırır ve kayıp olan bir kız bulur. Kızın geçmişini araştırmaya başlar. Kız kendisinden büyük bir adam ile ilişki yaşamaktadır. Onun yüzünden adamın en sevdiği parçayı piyanoda çalmayı öğrenir. Bir gün adam kızdan ayrılmak istediğini söyler kız buna haliyle olumsuz yaklaşır.

Film bu şekilde gelişir. Tabi kızın öldürüldüğü kesin olunca kimin öldürdüğü üstüne hikaye gelişir. Burada biraz daha beklenin dışında katil önümüze sunarak bizi şaşırtır.

Pon Kore’de efsaneleşmiş, hayalet piyanist hikayesinin bir yansıması. Film bu temayı kullanarak, cinsellik ve ruhlar alemini karıştırarak insanları korkutmaya çalışmış. Oyunculuk düzeyi yüksek bir film bu sebepten izlenilebilir.

Yönetmen: Byeong-ki Ahn

Oyuncular:

Ji-won Ha
Ji-won
Yu-mi Kim
Ho-jeong
Woo-jae Choi
Chang-hoon
Ji-yeon Choi
Jin-hie
Seo-woo Eun
Yeong-ju

Linkler:

http://en.wikipedia.org/wiki/Phone_(film)

http://www.imdb.com/title/tt0323630/

Felaket filmi olarak izlediğim sayılı Kore filmlerinden Haeundae (해운대). Koreliler böyle film pek çekmiyorlar yada bana pek denk gelmiyor (olsa kaçırmam aslında). Artık çekenden midir bilinmez ama bu film bekleneni verememiş. Sadece siz felaket filmi çekmeyin diye genellemek istemiyorum. Gerek oyunculuk, gerek senaryo, gerekse kurgu ve diyaloglar açısından film geçersiz not alıyor benden.

Öncelikle filmin konusu çok sıradan. Bir sahil kasabası, geçmişin bazı olaylarının izleri yaşanırken, tsunami olur. Bu arada tabi bir bilim adamı olayı haberdar eder ancak inandıramaz kimseyi bir türlü. Bu arada tabi, bilim adamımızın birden yerinin yükselmesi, ailevi sorunları ve onları kurtarmasını konu alan bir senaryo görüyoruz karşımızda

Filmin ilk yarıları sıradan konusu ile geçerken insanı biraz sıkmıyor değil. Komedi, dram harmanı yapılmaya çalışılmış, kısmen de başarılı. Filmin bir çok kısmına bilimsel veriler kullanılmış. Ancak filmin ilerleyen dakikaları mantık hataları ile dolu. Bu sebepten dolayı film tüm cazibesini yitirdi gözümde. Yönetmen bazı küçük ayrıntıları vermeyi iyi başarmış. Tabi bu ayrıntılar dram yönü ağır olanlar. Tabi birde efektleri takdir etmek lazım. Bazı yerlerde ufak tefek sırıtmalar olsa da oldukça başarılı efektler.

Köprü üzerinde yaşanan ölüm döngüsü, tektir ettiğim döngülerden. Film burada bir felakette onlarca kişi öldürseniz bile tek kişi kurtarsanız bile kahraman olursunuz gönderisini yapmış. Sanıyorum senaryo yazım aşamasında, parça parça düşünülmüş, alt yapıdaki eksiklik, havada kalan sahne ve diyalogların nedeni bu. Bu kadar yapıcı olmayan eleştirime rağmen film izlenmez mi? Aslında izlenir, filmin yarısını atlattığınız takdirde diğer yarısı çok hızlı geçiyor.

Konusu hakkında bilgi verdim ancak biraz daha açmak gerekirse;Busan şehrine bağlı sahil şeridinin en uğrak noktalarından biri olan Haeundae’de geçmektedir film.  Haeundae’nin yerlisi Man-sik, dört yıl önce açık denizde yaptıkları balık avında tsunami ile karşılaşmış, ve yakın arkadaşını kaybetmiştir. Bundan kendini de sorumlu tutmaktadır. O günden sonra açılmamıştır. Annesi ile birlikte bir deniz ürünleri restoranını işletmektedir. Ölen arkadaşının kızı Yeon-hee’ye ise hem aşıktır hemde ona karşı sorumluluk hissetmektedir. Yeon-hee’de yıllardır Man-Sik’e aşıktır. Sonunda Man-Sik teklifinin kabul olaağpğından cesaret alarak Yeon-hee evlilik teklifi yapar.

Man-sik’in erkek kardeşi sahil güvenlik görevlisi olarak çalışmaktadır. Günün birinde boğulmakta olan bir Seullü zengin bir kızın hayatını kurtarır. Kız o günden sonra çocuğun peşini bırakmaz. İlişkileri ilginç bir şekilde şiddet odaklı gelişir. Hayat kasaba yerlileri için sıradan akmaktadır.

Bu arada jeolog ve tusunami uzmanı Kim Hwi, Doğu Denizi’nden 2004 yılında Hint Okyanusu’nda oluşan tsunamiye benzer faaliyet sismik sinyaller alır. Kim Hwi’nin tüm uyarılarına rağmen, Afet Önleme Dairesi bu olayın çok büyütülecek bir şey olmadığını ve zarar vermeyeceğini ileri sürer. Ancak Kim Hwi’nin söyledikleri doğrudur. dev tsunami olduğu gibi kasabaya yaklaşmaktadır. Kendiside bu kasabaya olayları incelemeye ve insanları uyarmaya gider. Orada bir kültürel etkinlik düzenleyen uzun zamandır görmediği eski karısıyla karşılaşır. Aynı zamanda onun babası olduğundan habersiz kızını da görür. Burada Kim Hwi’nin aile ilişkisine de küçük bir göz atmış oluruz.

Tabi tsunam, 800 km kızla yaklaşırken artık yapacak bir şey yoktur. Bütün şehir yerle bir olur. Bu dalgayı atlatan atlatır ama akabinde gelecek dalga, herkesi zora sokacaktır.

İlk bölümde sıradan olaylara duygusal yaklaşırken, ikinci bölümde ise tam anlamıyla bir aksiyon mevcut. Tabi filmde başta anlattığım hikayelerin yanı sıra bir çok yan hikaye de son buluyor. Peki bu dev dalgalardan kurtulan var mı. Tabi izleyip görmek lazım…

Yönetmen ve Senarist: Je-gyun Yun

Oyuncular:

Ji-won Ha Gang Yeon-heui
Nicole Dionne Yeon-Hee
Jeong-hwa Eom Lee Yu-jin
Joong-Hoon Park Kim Hwi
Kyung-gu Sol Choi Man-shik
Jae-ho Song Choinin amcası
Min-gi Lee

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1153040/

http://en.wikipedia.org/wiki/Tidal_Wave_%28film%29

http://www.hancinema.net/korean_movie_Haeundae.php

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /