Posts Tagged ‘Jacques Akchoti’

Filmde öncelikle göze çarpan iki isim var. Biri İtalyan oyuncu, Monica Bellucci, diğeri ise Fransız oyuncu Sophie Marceau. Zaten bu iki isim filmin izlenmesi için başlı başına sebep. Öncelikle filmde bir gözümüz gönlümüz açılıyor. Tabi bu iki güzeli eş zamanlı görmüyoruz. Hatta Monica Bellucci’ye yardımcı oyuncu bile diyebiliriz ama varlığı bile yeter. Aslında filmi izlememiz için bir neden daha var. Biraz geride kalmış olsa da François Ozon‘un 8 femmes‘sinin senaristlerinden biri olarak tanıyoruz kendisini. Filmin yönetmeni Marina de Van‘dan bahsediyorum. Kendisi her ne kadar senarist olarak bilinsede, oyunculuk ve yönetmenlikte de başarılı işler yapmıştır.

Ne Te Retourne Pas’ın senaryosu da Marina de Van‘a ait. Tabiki küçük bir yardımla. 8 femmesteki gibi başarılı bir kurgu çıkmış karşımıza. Unutmadan belirtmek lazım ki Amerikan filmlerinin, yada Avrupa sinemasının hareketli psikolojik gerilimlerinden çok durgun geçen bir film var karşımızda. Öyle ki ilk bölümlerde klasik bir drama izleyeceğiz fikri insanda peydahlanmaya başlıyor. Ağır işleyen konu, senaryonun karmaşıklığı, filmin hanesine aksi olarak yazılıyor gibi gözüksede aslında dikketli bir izlenimle filmin o kadar karışık olmadığı çıkıyor ortaya. Senaryoda final bölümünü yaptığımızda ufak tefek açıklar mevcut ancak göze batmıyor. Aslında bunlar da açık değil final sehnesinin o kadar ayrıntı içerisinde apar topar yapılmış olması.

Oyunculuğa aslında değinmek yersiz. Tüm karakterler başarı ile görevlerini yerine getirmişler. Bu filmde aslında Monica Bellucci ve Sophie Marceau’nun sadece güzel olmayıp ne kara iyi birer oyuncu olduklarını da görüyoruz. Film boyunca o psikolojik zorluk içeren sahneleri başarıyla oynayıp gerçek duygusunu vermeleri bence filmin devamının getirilmesinde en önemli etken… Dediğim gibi ilk bölümdeki sıkıcı sıradan yavaşlığı oyunculuk örtbas ediyor. Birde filmin dönüşüm sahnelerinde, ne efektler, ne de makyaj sırıtmış. Filmde göze batan hiç bir şey yok.

Jeanne iki çocuk annesi ev hanımıdır. Aynı zamanda yazardır da. Son kitabı üzerinde çalışmaktadır. Bu arada evde ve etrafında bir şeylerin değiştiğini hisseder. Evdeki malzemelerin yerlerini, dekoru değişmiş olarak görmektedir sürekli. Öncelikle bunla başa çıkmaya çalışır ancak çocukları ve kocası da zamanla ona yabancı gelmeye başlar. Bir süre sonra yüzünde de değişimler olur. Jeanne bu durum karşısında ne yapacağını bilemez. Psikolojik destek alır ancak bu olayın altında başka bir şeyler olduğunu hissetmektedir. Durumu annesine anlatır. Bulduğu çocukluğuna ait eski bir resim ile resimdeki kadını görmeye gider. Burada aslında bu dönüşümün sebebini bulur.

Tabi ayrıntılı anlatmıyorum. Finale doğru işler biraz karışıyor demiştim. Zaten filmin genelinde bir anlaşılmazlık mevcut bunu da belirtmiştim. Finalin o her şeyin düğümleneceği sahnenin kısa tutulup tam olarak betimlenememesi izleyicinin aklında soru işaretlerinin kalmasına sebebiyet veriyor. Ama dikkatli bir izlenim soru işaretlerine cevap buluyor… Genel olarak bakıldığında iyi oyunculuk, ve durağan psikolojik gerilimlerden hoşlananlar için izlenebilecek hatta izlenmesi gereken bir film…

Yönetmen: Marina de Van

Senaryo: Jacques Akchoti, Marina de Van

Oyuncular:

Sophie Marceau Jeanne
Monica Bellucci Jeanne
Andrea Di Stefano Teo / Gianni

Thierry Neuvic Teo #2

Brigitte Catillon Nadia / Valérie

Sylvie Granotier Nadia #2

Linkler:

http://www.neteretournepas.com/

http://www.imdb.com/title/tt1075113/

http://www.iksv.org/filmekimi_2009/Filmekimi_2009.asp?day=6&fid=11&sid=27

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /