Posts Tagged ‘Hayao Miyazaki’

Studyo Ghibli’nin son filmi olması sebebi ile heyecan duyduğumuz film Karigurashi No Arrietty. Ancak Hayao Miyazaki bu kez sadece senaryoyu yazmakla yetinmiş ve yönetmen koltuğuna ise en genç  Ghibli yapıtı yönetmen kişi ünvanı alan alan Hiromasa Yonebayashi var. Hiromasa Yonebayashi diğer Ghibli filmlerinde de animatör olarak çalışmış. Sanıyorum ki geleceği parlak Ghibli yönetmenlerinden kendisi. Zaten bunu filmle de belli ediyor.

Her Ghibli yapıtında olduğu gibi bu animede de insanı diyardan diyara götüren etkileyici müzikler, akıcı bir hikaye ve olay örgüsü ile, Avrupalı bir eseri tam anlamıyla uzak doğunun gizemli tavrına ait hale getirmiş. Karigurashi No Arrietty Mary Norton‘un  The Borrowers adlı romanından uyarlanmış. Tabi Studyo Ghibli’nin hayal gücü ile pekiştirilerek. Bu eserin bir çok çevrimi mevcut ancak Karigurashi No Arrietty aralarından kolaylıkla sıyrılıyor.

Kırda eski bir evde yardımcısı ile birlikte yaşlı bir kadın yaşamaktadır. Günün birinde buraya, Shô adında kalbinden rahatsız bir çocuk gelir. Shô’nun annesi ve babası ayrılmıştır. Annesi ise iş için yut dışına gitmiş Shô’yu teyzesine bırakmıştır. Shô ameliyat tarihine kadar bu küçük kır evinde yaşayacaktır.

Annesi bu ev hakkında ona bazı şeylerden bahsetmiştir. Bu evde küçük insanlar yaşamaktadır. Hatta Shô’nun dedesi onlar için küçük bir ev yapmıştır ama onları kimse görmemiştir. Shô eve girdiğinde saklanan bu küçük insanlardan birini fark eder. Bu 14 yaşında Arrietty adında küçük bir kızdır. Shô bu küçük kızla bağlantıya geçmeye çalışır.

Arrietty ise annesi ve babası ile birlikte bu evin altında yaşamaktadırlar. İnsanlardan yürüttükleri ufak tefek şeylerle hayatlarını devam ettirmektedirler. Bu küçük insanların soyları tükenmeye yüz tutmuştur. Etraflarında kendi türlerinden kimler kaldı bilmemektedirler.

Arrietty ise ailesinin uzak durmasını istediği insanları merak etmektedir. Ailesi insanların kötü olduğunu söylemektedir. Arrietty de bu şekilde düşünmekte ancak onları da merak etmektedir. Shô ile arasında bir bağ olur. Bu arada evin meraklı hizmetçisi de bu küçük insanları keşfetmiştir. O Shô kadar anlayışlı da değildir. İnsanlar tarafından keşfedildiklerini anlayan Arrietty nin ailesi de bu evden ayrılma kararı alır ancak Arrietty nin annesi hizmetçiye yakalanır.

Hikaye bu şekilde gelişir. Ancak her Ghibli yapımında olduğu gibi bu da anlatmakla olmayacak bir yapım. Kesinlikle izlenip, atmosferinin kokusunu almak lazım. Yine başarılı bir yapım karşımızda. Ancak anime iyi olmasına rağmen ben sanki Hayao Miyazaki‘nin yönetiminin eksikliğini hissettim. Yoksa bana mı öyle geldi bilmiyorum.

Film Türkiye’de sadece bir salonda gösterime girdi. Ben bunun sebebi nedir anlayamadım. Bir çok gereksiz Amerikan animasyonunun onlarca salonda gösterime girdiğini görüyoruz. Tabi bu konuya girersem çıkamayacağım. Zaten anlatacaklarım da her zaman söylediğim(iz) şeyler olacak. Film Türkiye’de vizyona girmeden önce zaten internetten izlenilebilir duruma gelmişti. Ancak ben derim ki tek salon da olsa daha önce izlemişte olsak bu filme gidelim ve sinemada izleyelim. Biraz bu yapımlar gişe yapsın ki, bizim aç gözlü dağıtım şirketlerimiz bu gibi yapımlara daha fazla yer versin.

Özetle diyorum ki gidin izleyin. Kesinlikle memnun kalacaksınız.

Yönetmen: Hiromasa Yonebayashi

Senarist:

Mary Norton roman
Hayao Miyazaki
Keiko Niwa

Seslendirenler:

Mirai Shida Arietty
Ryûnosuke Kamiki Shô
Shinobu Ohtake Homily
Keiko Takeshita Sadoko
Tatsuya Fujiwara Spiller
Tomokazu Miura Pod
Kirin Kiki Haru

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1568921/

http://www.karigurashi.jp/index.html

Tüm Miyazaki filmleri tanıtımlarında söylediğim gibi Miyazaki filmleri için yorum yapılamaz. İşte onlardan biride bu bol ödüllü film. Gake no ue no Ponyo hakkında yorum yapmak zaten şahsıma da yakışmaz ki zaten herşey en ince ayrıntısına kadar düşünülmüş.

Filmekiminde çok istememe rağmen gidememiş bununla birlikte fragmanındaki Ponyo ponyo şarkısı aklıma yer etmişti. Haydi hep beraber başlayalım. Ponyo, ponyo… Tabi devamını söyleyemeyeceğimi herkes kestiriyordur lakin zaten önemli olan da nakaratı.

Gake no ue no Ponyo Miyazakinin her animeside olduğu gibi karakterler üzerinde ayrıntılı durmuş. Her birinin ayrı havası sizi içine çekiyor. Her ne kadar film Ponyo karakteri üzerine yoğunlaşsa da yan karakterler kim olduklarını, ne olduklarını, gayet açık bir şekilde ifade ediyorlar.

Daha filmin ilk başında deniz analarının ayrıntılı çizimi o soluksuz kaçış başlangıcı sizi çekiyor ve bir o kadar da gözden çıkarılmamış deniz kirliliği. Miyazaki buradan da bir mesaj göndermeyi ihmal etmemiş. Ancak görüntüler o kadar akıcı ve heyecanlı ki belki bize sıradan ve es geçici bile görünebiliyor.

Miyazaki dünyası apayrı bir dünya. Sürekli hayalini kurmaya çalıştığımız şeylerin yansıması adeta. Belkide bizi etkileme sebeplerinden birisi de hayallerimizi gerçekten çok iyi yakalıyor olması. İçerisine serpişen doğa üstü karakterler,aslında doğa karakterleri demeliyim bize hiç uzak gelmiyor. sanki her birisi günlük hayatımızda karşılaştığımız kişiler.

Animenin konusunu bilmeyen yoktur, lakin özetlemek gerekirse hikaye İnsan olmayı isteyen Ponyo adında bir deniz kızı/ japon balığının hikayesini anlatmakta.

Öyle bir hikaye ki kesinlikle izlenmesi lazım…

www.imdb.com/title/tt0876563/

http://en.wikipedia.org/wiki/Ponyo_on_the_Cliff_by_the_Sea

http://www.radikal.com.tr/Default.aspx?aType=RadikalYazarYazisi&Date=28.07.2009&ArticleID=946973

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /