Posts Tagged ‘Goddess Artemis’

Goddess Arthemis‘in Majo no Takkyūbin‘i ve miyazaki anime listesini yollamasından sonra dvdler arasında küçük bir Miyazaki araştımasına çıktım. Vakti zamanında Miyazaki filmlerini toparladığım bir dvd vardı. Sanıyorum o dönem sadece dvd olarak bir kaç tane Miyazaki filmi vardı etrafta. Zaten benim gibi film izleme merakı hat safhada olan bir insan için tüm filmlerin orjinalini edimek zaten zor oluyor. Neyse… Sonuç olarak Miyazaki dvdmi buldum ve içinden çıkan Tonari no Totoro‘yu izlemeden edemedim…Bu da film blogumu ayırdıktan sonraki ilk yazımın kaynağını oluşturdu… (Daha yazılmayı bekleyen çok film var… Sadece haftasonu 8 tanecik izleyebildim.:))

Her zaman dediğim gibi Miyazaki filmlerinin bir eleştrisi olamaz, sadece ufak anlatımlardan oluşabilir. 1988 yapımı Tonari no Totoro‘da bu yapımlar arasında. 1988 yapımı olup bizim yaklaşık on sene sonra bu animeye kavuşmamız da ayrı bir acınası durum.
Tonari no Totoro‘da da Miyazaki yine ayrıntılara inmiş. Sanıyorum onun dünyasına dalmamızın gerçek sebebi de bu ve karakterlerin içten olması.doğa çizimleri, gökyüzü tasvirleri ve en basit bir derenin akışı için harcanmış emek gözlerinizi kamaştırıyor. Olmayan hatta çizgiden ibaret bir dünyada bir kahraman olmak istiyorsunuz.
Tonari no Totoro‘da bizi ısıtan bu kez Satsuki ve Mei (iki ismin anlamı da Mayıs demekmiş) adında iki küçük kız. Babaları ile yeni bir eve taşınan Satsuki ve Mei‘nin anneleri hastahanede yatmaktadır. Daha eve ilk geliklerinde iki küçük kız evin hayaletli olduğuna inanırlar bu inançlarıyla orantılı olarak onları evde kurukurular karşılar. Daha sonra Mei ormanın ruhu olduğuna inanılan Totoro ile karşılaşır, daha sonra da Satsuki... Annesinin hastanede fanalaştığını öğrenen Mei evden kaçarak annesine gitmeye çalışırken kaybolur. Ablası Satsuki ise Meiyi bulmak için Totorodan yardım ister…

Fazla deirne inmeden kısaca konuyu özetlemeye çalıştım. Ancak o kadar ayrıntı aklımdaki sanki gözlerimi kapadığımda tüm film sürekli beynimin içinde oynuyor. Meinin sempatik hareketleri, Totoronun sevimliiği ve hayrete düşüren kedi otobüsle izlemeyenlerin dövülmesi grektiğine inandığım bir anime.
Tonari no Totoro‘nun müziklerini her zamanki gibi yapmış. Filmin bitiş müziğine eşlik etmeden duramıyorsunuz…

Linkler:
http://en.wikipedia.org/wiki/My_Neighbor_Totoro
http://www.imdb.com/title/tt0096283/
http://www.anime.gen.tr/animetanitim.php?id=443
http://sozluk.sourtimes.org/show.asp?t=tonari+no+totoro&nr=y&pt=my+neighbor+totoro

Goddess Arthemis‘in gönderdiği paket içerisinden çıkan bir film daha vardı. Ryûhei Kitamura‘nın Aragamisi. Doğruyu söylemek gerekirse filmi izlemeye hiç niyetim yoktu. Sadece şöyle bir koymuş, biraz bakındıktan sonra ağırlaşan göz kapaklarımı fazla zorlamadan dinlendiremeye koyulacaktım. Velhasıl film başlamış oldu. 
Öncelikle dikkatimi çeken müziklerdi. Çünkü jenerik girdiğinde çalan müzik beni iyice meraklandırıyordu. Sonra her şimşek çakışında aydınlanan sahneler bana filmin devamını izlemek gibi bir yükümlülük getiriyordu sanki. Belirttiğim gibi gerek müzik olsun, gerek sahne ve dekor tasarımları, gerekse kostümler bakımından tamamıyla başarılı bir yapım beni kendine iyice çekti. Donuk diyaloglar, çoğu kez havada kalan repliklere ve askıda kalmış bir konuya rağmen, bu sıradan hikayenin işleyişi zamanın nasıl geçtiğini unutturuyordu. Öyle ki filme ara verdiğimde yarısını geçmiştim bile. Şimdi geriye ne kalmıştı, sadece tahmin ettiğim bir düello sahnesi…
Evet aslında sadece sahneyi tahmin etmiştim. Kılıç düellosundaki koreografi beni kendisine hayran bırakacak şekildeydi ve sahnelerdeki ışığın kullanımı, renkler gerçekten filmi izletmeden geçmiyordu. Sonuç olarak durağan ritmine göre bir solukta izlenebilen film olarak aklıma kazınanlar arasında kalacak Aragami.
Zaman ve mekan kavramı filmde yok. Anlıyoruz ki eskilerde geçmiş ama finalde o donanımlı silahları görünce hikayenin aslında uzun soluklu olduğuna kanaat getiriyoruz.
Filmi bu kadar zevk ile izleyip beğendikten sonra biraz araştırma yapmadan geçmedim. Eh zaten blogta da yazacaktım biraz araştırmada fayda var diye düşündüm ve karşılaştığım şey gerçekten ilginçti.
Aragami, Duel Project (1,2) adı altında çıkan filmlerden biri. Aragami‘nin yönetmeni olan Ryûhei Kitamura ile, 2LDK‘nın yönetmeni Yukihiko Tsutsumi ile restleşmesinden ortaya çıkan bir proje Duel Project. Bu tatlı restleşme en iyi dövüş filmini kim çekecek yönündedir. Ama bazı kurallar da vardır:
- film 7 gün içerisinde çekilecek
- tüm film aynı mekanda geçecek
- filmde en fazla 3 karakter olacak
- filmin sonunda kapışan karakterlerden en az bir tanesi ölecek
- film düşük bütçeli olacak
Şartlar belirlendikten sonra Ryûhei Kitamura‘nın filmi olarak Aragami ortaya çıkar. Bu da demek oluyor ki 2LDK‘yı da aramaya başlayacağız…
Film hakkında bu kadar bilgiden sonra konusunu özetlemek gerekirse;
Zorlu bir savaştan yaralı olarak çıkan iki asker iki dağ arasına gizlenmiş bir tapınağa sığınırlar. Onları ilk karşılayan bir kadındır. İçeriye girer ve yığılırlar. Samuray bir kaç gün sonra gözlerini açar. tapınak rahibi gibi gözüken bir adam onun bütün yaralarını iyileştirmiştir. Yemek verir karnını doyurur. Arkadaşının cesedini alıp gitmek isteyen samurayı, fırtına sebebiyle, tapınak rahibi salmak istemez ve onu içmeye davet eder. Samuray bu teklifi kırmaz. 
İçkilerini yudumladıkları sırada tapınak rahibi, kendisinin efsanevi yaratık Aragami/ Tengu olduğunu açıklar iddiasına göre Japonya’nın en ünlü kılıç ustası Miyamoto Musashi’dirde. Samuray öncelikle buna inanmaz, ancak karşılaştığı şeyleri görünce çıkmaz bir yola girdiğini anlar ve kurtulmak içinde Aragami’yi öldürmesi gerekmektedir…
Yönetmen: Ryûhei Kitamura
Oyuncular:
Takao Osawa Samuray
Masaya Kato Aragami / Tengu / Miyamoto Musashi
Tak Sakaguchi Gelecekteki dövüşçü
Hideo Sakaki Samurayın arkadaşı
Linkler:
Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /