Posts Tagged ‘Erol Günaydın’

İşte renkli rengarenk bir film daha Ezop’tan. Tam da beklendiği gibi. Böyle bir klasiği yeniden yorumlamak gerçekten cesaret isteyen bir işti ve Ezop bunu tam anlamıyla başarmış durumda. Gerek karakterler, gerekse mekan tasarımı yine olması gereken gibi mükemmel. Ancak türe yakışır biçimde bu filmde herşey biraz daha karikatürize edilmiş. Renkler oldukça canlı ve bu izleyiciyi filmin ortamında sokmakta başarılı.

Yine film için küçük bir şehir inşa edilmiş. Evler, kapıları, oransal olarak yamuk yapılmış. Kostümler takdire şayan. Oyunculuklar ise kadrodan bekleneni vermiş. Filmi izlerken aslında bir filmden çok bir kabarenin kameraya alınmış halini izliyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu en çokta konak girişinde belli oluyor. Oyunculuklar kesinlikle abartılmamış. ya da abartılmış mı demeliyim olması gereken gibi… Tüm karakterler gayet başarılı bir şekilde abartılmış. Nurgül Yeşilçay Hürmüz rolünde oldukça başarılı ancak müzikal kısmında kendinden beslenemeyen ses tonu biraz göze batar durumda. Birde Gürse Birsel’in sıkışmış oyunculuğu sanki kitlemiş gibi bu karakteri ama genel anlamda bakıldığında, fitne fesat içten pazarlıklı bir karakter çizmiş ve hissettirmiş bize…

Hikaye çok güzel ve çok eğlenceli ilerliyor. Bütün karakterler mükemmel. Ancak Hürmüz’ün geçmişine inip neden böyle olduğunu sorgulamadan direkt 5. kocadan alınmış film. Tabi biraz daha geçmişe inmesi hikayeyi dramatize edip, eğlencesini düşürebilirdi. Bu yüzden bu bölümü es geçiyoruz. Her şey güzeldi birde finalde herkesin kameraya bakması dışında. Keşke o da olmasaydı.

Kesinlikle gülme potansiyelli bir film. Tabi ince esprilerle bezenmiş. Hürmüz karakterinin de karakterden karaktere girmesi, gayet başarılıydı. yani beklenen oyunculuk verilmiş… Müzikler de gayet başarılı hele hele ki dile takılan cinsten. Tabi “ateşe baca lazım, kitaba hoca lazım, bana bir koca lazım, o da bu gece lazım” pekte erkeğe erkeğe hitap etmeyip, “karı” olarak değiştirsekte kantonun kulaklarımızın pasının gidermesine sebep vermiştir.

Nurgül Yeşilçay’dan bahsettik ama diğer oyunculukları es geçmek olmaz. Her biri ayrı ayrı başarılı. Zaten her biri usta isimler… Oyuncuların kalitesi işte bu tür filmlerde ortaya çıkıyor diyorum… Kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında… Yine Ezel Akay’dan başarılı bir Türk filmi örneği…

Yönetmen: Ezel Akay Ezop

Senarist: Gürsel Korat

Oyuncular:

Nurgül Yesilçay Hürmüz
Gülse Birsel Safinaz
Haluk Bilginer Cebrail
Erkan Can Hizir Kaptan
Memet Ali Alabora Doktor Hüsrev
Sarp Apak Fisek Omer
Cengiz Küçükayvaz Barber Hasan
Öner Erkan Rüstem
Cem Karakaya Bekci Memo
Ezel Akay Redif Cavusu Mehmet Ali
Çetin Sarıkartal Günther Pasha
Selahattin Taşdöğen Kahveci
Müjdat Gezen Kadı
Halit Akçatepe Karamanli Ihtiyar
Erol Günaydın Gozluklu Ihtiyar

Linkler:

http://www.7kocalihurmuz.com/test/

http://www.imdb.com/title/tt1523583/

Kısa süre önce bir Kanal-i-zasyon furyası gelip geçti. aslında furya demek abartmak oluyor. Öyle televizyonlarda çok reklamını görmedik. Tabi para verilip oynatılan reklamları diyorum. Onun haricinde hiç bir televizyonda ben reklam yapıldığını görmedim. Yani öyle haber bültenlerine falan da konuk olmadı. Elbette ki bunun sebebi konusu.

Film televizyon sektörünün istemeyeceği şeyleri gözler önüne seriyor. Zaten filmde, orada, burada gülerek izlediğimi karakterlerin hepsine rastlıyoruz. Hatta daha fazlaları bizimle birlikte. Geçen gün diğer blogumda bahsettiğim “köyün delisi” dile bu filmde. Düşünün işte nasıl bir kurmaca içerisindeyiz. İşte Kanal-i-zasyon bize bunları açıkça gösteriyor.

Tabi yukarıda da bahsettiğim gibi bir çok yapımcıya, kanal sahibine çomak soktuğu için reklamının yapılacağını (adının geçeceğini), hatta televizyonlarda gösterileceğini bile düşünmüyorum…

Sinemasal olarak baktığımızda başarılı bir film değil aslında. Bir çok skeçi bir araya tıplayıp, bir film çıkarmışlar karşımıza. Eh zaten biz böyle yapımlara alıştık film olsa ne olur deyip izliyoruz bizde.

İmdat annesi ile birlikte yaşayan fakir bir işçidir. hayatında vazgeçemediği tek şey televizyon izlemektir. ulusal bir kanalda da taşeron olarak cam siliciliği yapmaktadır. Camları silerken kanalın müdürü olan Berk’in odasındaki televizyona bakarken bu durum Berk’in dikkatini çeker. Berk bir iki kez ona kızsa da, daha sonra anlar ki İmdat’ın izlediği her yapım ertesi gün, reytinglerde tavan yapmaktadır. Bu durumu kendi yararına çevirmeye çalışan Berk, İmdat’ı kendi odasını temizlemesi için çağırır. Bu arada ona yeni yapımlar izletip ona göre yayın akışını düzenler…

Bir, iki, üç derken Kanal-i reyting sıralamalarında zirveye yakınlaşır. Tabi bu durumu kanal sahibi öğrenir ve Berk’in işine son verir. Kanal başına ise İmdat geçer. İmdat yeni ekibi ile birlikte televizyon dünyasına bomba gibi düşer. Yaptığı programlar izlenme rekoru kırar. Hayvanım olur musun, Kim 500 tokat ister ve diğer yarışmalar, büyük ilgi ile izlenir…

Tabi Berk bunu hazmedemez ona bir oyun oynar hapse girmesini sağlar. Bundan sonra arkadaşları İmdat’ı kurtarmak için çabalar…

Oyuncu kadrosu itibariyle çok zengin bir film. Filmin amacı belli ve tam da yerine oturmuş. Ancak dediğim gibi skeçler toplamı olduğu için pek film akışı yok. Ancak her televizyon izleyicisinin izlemesi gereken hatta nereye gittiğimizi anlayıp buna bir dur demesi gereken, bu amacı güden bir film…

Yönetmen: Alper Mestçi

Senarist: Alper MestçiMurat Aykul

Oyuncular:

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Drive
The Chronicles of Narnia :Prince Caspian
Neverland
Gantz
The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]
  • Cümleler… 27 Ocak 2012
      Akşama doğru kurduğum bütün cümlelerin sayısı yüz elliyi geçmez. Bunla övünmüyorum elbet. “Cümle vardı da biz mi kurmadık” demek geliyor içimden, en tiksinç maskemi takınarak. “Neye cümle?”, “kime cümle?” asıl soru.   Normal bir şekilde konuşabilir miyim? Yani cümlelerim iş Türkçesinin dışına çıkabilir mi? Bir prova alsam en derinden…   İlk kez sahneye çık […]
  • 2605 (bu nasıl bir başlık, başlık olmasın desek? reva mı? insan en azından ilk cümleleri başlık olarak atar.) 26 Ocak 2012
      Başlık yapılacakların listesi olacaktı. Ancak yapılmayacakların listesi o kadar uzundu ki arasından yapılacakları çıkartmak, ipliği iğnenin deliğine sokmak (şu yaşlarda biraz zorlaşıyor), iğne atsan yere bulunmayacak kadar zordu. İğneyi bulamamak için kalabalığa da ihtiyacınız yok aslında. He işin başı dikkat. Yani o kadar zor değil iğneyi bulmak ama bulmu […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /