Posts Tagged ‘Elias Koteas’

Hikayenin gerçek bir öyküye dayandığına dair söylentiler bulunmakta. Ancak ne kadar doğrudur ne kadar yanlıştır bilemeyeceğim… Zaten bu tarz filmlerde “gerçek olaydan alıntıdır” ibaresi olunca insan biraz daha etkilenerek izliyor. Bu filmin olma olasılığı nerdi konuşması yaparsak, evet bir yere kadar olmuştur ancak bir yerden sonrası ise külliyen yalandır. Bunu neden söylüyorum, tecrübe elbetteki. Bu zamana kadar ben ruh, hayalet görmedim. Göreniniz varsa belirtsin…

Matt Campbell şu anda hatırlayamadığım ölümcül bir hastalığa sahiptir. Ev değiştirirlerken annesi, oğlunun bu durumunu da göz önünde bulundurarak, hastaneye yakın bir yer bulur. Bu ev diğerlerine göre daha büyük aynı zamanda daha ucuzdur. Eve taşınırlar ancak bir süre sonra bu evin kötü bir geçmişe sahip bir cenaze evi olduğunu önerirler. Bu sırada Matt garip şeyler görmektedir.

Ailesi öncelerin onun bu gördüklerini hastalığından kaynaklı halisünasyon sanar ancak gelişen olaylar onun düşündüğü şekilde değildir. Matt halisinasyonları gördükçe aslında geçmişte yaşanan olaylara da tanıklık eder ve anlar ki evin eski sahibinin oğlu kötü ruhlara geçiş kapısı görevi yapan bir medyumdur. Tabi çocuk bunu babasının zoru ile yapmaktadır ve kurtuluş için Matt’ten yardım ister.

Konu olarak klasik perili ev hikayelerine benzesede, aslında başarılı sayılabilecek bir film. Konu, kurgu havada kalmamış. Sahneler gereği korkudan çok psikolojik gerilim diyebilirim ki, öyle ahım şahım bir korku sahnesi yok ortada… Ancak gerek oyunculuk, gerekse görsel olarak tatmin edici seviyede. Belirttiğim gibi hikaye biraz farklıya çekilmeye çalışmış olsa da, üzerine “gerçek hikaye” yazılsada sadık korku izleyicisi için klasik ve sıkıcı olabilir…

Yönetmen: Peter Cornwell

Senarist: Adam Simon, Tim Metcalfe

Oyuncular:

Virginia Madsen Sara Campbell
Kyle Gallner Matt Campbell
Elias Koteas Reverend Popescu
Ty Wood Billy Campbell
Martin Donovan Peter Campbell

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0492044/

Filmi izlerken aslında biraz da Syoo-peo-maen-i-sseo-deon Sa-na-i gelmedi desem aklıma yalan olur. Ancak film onun kadar etkileyici ve komik değil ama vermek istediği mesajı da yerine ulaştırmış. Tabi kıyaslamaya girmemek lazım, filmler sadece ana fikir olarak birbirlerine benziyor.

Filmde biraz tür karmaşası mevcut. Filmin gişe amaçlı yapılmadığı belli. Toplumsal bir olayı irdeliyor. Karakterler olsun oyunculuk olsun oldukça başarılı. Ne yazık ki filmdeki bir eksik olayların çok yavaş ve sıkıcı ilerlemesi… Hatta filmin başlarında bu nasıl bir saçma film diye aklınızdan geçiriyorsunuz. İlerleyen dakikalarda ise film sizi kendine çekiyor. Filmde Woody Harrelson başarılı bir oyunculuk çıkarmış.

Arthur bir fahişenin oğludur. Annesi bir gün gider ve bir daha geri dönmez. Arthur dedesi tarafından büyütülür. Yıllar sonra tek başına  ve kimsesiz kalmıştır. Küçüklükten beri okuduğu çizgi romanların etkisinde kalmıştırda. Annesinin kaptan endüstri tarafından öldürüldüğünü düşünmektedir. Bu sebepten dolayı, gündüz yol işçisi gece ise azılı suçlularla savaşan Defendor adında bir süper kahraman olur. Tabi kendi çapında bir kahramandır. Suçların kaynağı olduğunu düşündüğü kaptan endüstriyi bu şekilde aramaya devam eder.

Arthur kendi başına yaşarken aslında hiç bir sorun yoktur. Küçük taarruzlarla küçük adamlarla başa çıkar. Polisin de kendisinden pek haberi yoktur. Olanlarda zaten deliliğine vermektedir. Taki hayatına yine sokakta telekızlık yapan bir kız girene kadar. Bir süre sonra beraber çalışmaya başlarlar ancak kızın babasına olan gıcığı onun hapse girmesine sebep olur… Defendor’u bu durduramaz elbet. Kaptan endüstrinin peşini bırakmaz. Büyük bir kaçakçılığın haberini alır ve müdahale etmeye gider…

Aslında filmde süper kahraman olmak için öyle güzlere gerekmediğini gösteriyor bize. Sadece iyilik adına bir şeyler yapmak insanın kahraman olmasına yetiyor. Bence başarılı bir film. Ancak abartılacak destansılaştırılacak kadar iyi bir film değil. Filme kara komedi diyebiliriz. Öyle kahkahalarla gülmeyi beklemeyin. Gülümsetiyor.. Başarılı dram içinde biraz soft kalmış. Yani arada bir film…

Yönetmen ve Senarist : Peter Stebbings

Oyuncular:

Woody Harrelson Arthur Poppington / Defendor

Elias Koteas Chuck Dooney
Michael Kelly Paul Carter
Sandra Oh Dr. Ellen Park
Kat Dennings Kat Debrofkowitz

Clark Johnson Captain Fairbanks
Lisa Ray Dominique Ball

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1303828/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /