Posts Tagged ‘Christopher Lloyd’

Çocukken pek bir zevk alarak izlediğim Varyemez Amca’nın maceralar dolusu dizilerin ardından uzun soluklu filmi Ducktales: Treasure Of The Lost Lamp. Film 1990 senesinde yapılmş. O zamandan bu yana kaç kere izledim hatırlamıyorum ancak bu elime geçtiği anda tekar izlemeyeceğim anlamına gelmiyor. Ben de tekrar tekrar izliyorum.

Cizgi film çok eğlenceli ve komik. Varyemez Amcanın yanında bilindik kadro hazır. Çılgın pilot Launchpad McQuack yine ayrı bir zevk veriyor izlerken.Ama kendisinin rol süresi oldukça kısa bu konuda üzüldüğümü belirtmeliyim. Ancak kendisi sayesinde, filme çok hızlı bir giriş yapıyoruz.

Varyemez Amca yıllardır Ali Baba’nın gizli definesini aramaktadır. Bu arayış 40 yıla yakın bir süre sürmüştür. Varyemez başarısızlıkları üzerine artık Arkeoloji derneğinin toplantılarına da gitmek istememektedir. Çünkü her sene bulacağım diye söz verdiği hazineyi bulamayıp geri döndüğünde herkes onunla dalga geçmektedir. Varyemez son çıktığı kazıda Ali Babaya ait bir sandık bulur. Büyük hevesle sandığı açar içindense Ali Baba’nın eski kıyafetleri çıkar. Varyemez üzüntü ile dövünürken, yeğenlerinden biri elbisenin birinin cebinde bir harita bulur. Harita Ali Babanın hazinesinin yerini göstermektir.

Varyemez yeğenleri ile birlikte haritanın yerini bulmak için yola çıkar. Ancak arkalarında kötü Merlock onları takip etmektedir. Merlock sihirli lambanın eski ve kötü sahibidir. Yüz yıllardır da lambanın peşindedir.

Varyemez ve tayfası hazineyi bulur ancak Merlock hazineyi çalar. Eski lamba ise yeğenlerinde kalmıştır. Varyemez, giden hazineye üzülürken, yeğenleri ise lambadan çıkan cin ile çok eğlenmektedirler. Varyemez lambayı öğrenir. Onu büyük gururla toplantıda açıklayacakken kötü Merlock lambayı ele geçirir.

Tabi kötü birinin eline geçince lamba, varyemezin tüm mal varlığı kaybolur ve beş parasız kalır. Şimdi eski hayatına kavuşmak için lambayı ele geçirmeye çalışır.

Gerek diyaloglar gerek macera gerek eğlence hepsi bu filmde. Zevkle izlenebilir. Türkçesi de oldukça başarılı ve karakterlerle uyumlu ama yeğenlerin sesleri biraz daha anlaşılabilir olsaymış çok daha iyi olacakmış. Kesinlikle izlenmeli…

Yönetmen: Bob Hathcock

Senarist:

Alan Burnett
Ken Koonce
David Weimers
Carl Barks

Seslendirenler:

Alan Young Scrooge McDuck (voice)
Terence McGovern Launchpad McQuack (voice)
Russi Taylor Huey Duck / Dewey Duck / Louie Duck / Webbigal ‘Webby’ Vanderquack (voice)
Richard Libertini Dijon (voice)
Christopher Lloyd Merlock (voice)
June Foray Mrs. Featherby (voice)

Seslendirme Yönetmeni: Ali Ekber Diribaş

Varyemez Amca … Ferdi Atuner

Can – Cem – Cin … Naci Taşdöğen

Dijon … İsmail Yıldız

Merlock … Faruk Akgören

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0099472/

Efendim şimdi nasıl anlatsam, adından da anlaşılacağı üzre film bir masal uyarlaması. Tabi yeni neslin eski masallarla arası nasıldır bilmiyorum bu da benim ayıbım olsun. Ancak eski bir masalın yeni yorumunu izlerken ister istemez, bazı umutlar besliyorsunuz. Ama karşımıza çıkan, eski hikayeye zorlama espriler eklenmiş bir çocuk filmi.

Elbette çocuk filmlerini seviyoruz ancak hani uyarlarken biraz daha dikkatli olsaymışsınız ya. Ne espriler yerinde ve tatmin edici ne de oyunculuklar. Film biraz oldu bitti, çekelim gidelim edasında ilerliyor. Bu arada bazı sitelerde film için 174 dakika yazmış ancak ben filmi 95 dakika olarak izledim. IMDB’de bu konuda benimle aynı fikirde. Eğer 3 saatlik versiyonu da varsa ortalıkta bana ileten olursa memnun olurum.

Neyse gelelim konumuza. Jack, kahraman olma hayali ile yanıp tutuşan bir çocuktur. Masal kahramanlarının olduğu bir yerde yaşamaktadır ve herkes kahramandır. Ancak Jack’ın babası da kahraman değildir. Yıllar önce ortadan kaybolmuş ve hiç haber alınamamıştır. Tabi bir kahramanın oğlu olmayınca, kendisi de babası gibi diğer insanların lafları altında ezilmektedir. Tek amacı kahraman olmaktır.

Jack sınıfında da hor görülmektedir. Sınıfı geçmesi içinde bir kahramanlık yapması gerekmektedir. Jack bu halde efkarlı efkarlı dolaşırken, bir dükkana girer. Burada üç fasulye karşılığı tek varlığı olan oyununu satar ve eve gelir. Annesi bu önemli oyunu satmasına kızar. Jack ertesi gün bu fasulyeleri geri vermek umuduyla dükkana geri döner ama dükkanın yerinde yeler esmektedir. Kitapçıya fasulyeleri vermek ister ancak, adam onları almaz. Üstüne üstlük ona birde üzerinde aile arması bulunan boş bir defter verir.

Jack mutsuz bir şekilde eve gelir ve odasının penceresinden, fasulyeleri bahçeye atar. Fasulyelerden birini kaz yemiş diğer ikisi de almış başını uzamış, göğe çıkmıştır. Jack’ı sabah, kaz uyandırır. Jack yaşadıkları karşısında şaşkındır ama bir maceraya gittiğinin farkındadır ve kaz ile birlikte, fasulye sırığına tırmanmaya başlarlar.

Bulutların üstüne çıktıklarındaysa, yaşlı bir adamdan bir hikaye dinlerler. Adamın billur sesli torunu kötü kalpli dev tarafından kaçırılmış ve altın bir arpa dönüştürülmüştür. Jack bunun kahramanlık için bir fırsat olduğunu düşünür ve yaşlı adama torununu kurtarmak için söz verir.

Tabi yolunda devam ederken zorluklarla karşılaşır. Karşısına çıkan insanlara inanıp inanmama arasında kalır ve öğrenir ki aslında babası korkak değildir. Devin hücresinden kaçarken arkadaşını kurtarmak için kendini feda etmiştir.

Film tam anlamıyla çocuk filmi. Ancak belirtmem lazım ki çocuklarında severek izleyeceği bir film değil. Oldukça sıkıcı, bir çocuğun film karşısında yarım saatten fazla kalacağını düşünmüyorum. Özensiz bir film olmuş. Dev bile deve benzememiş. İzlemek zaman kaybetmekle eş değer.

Yönetmen: Gary J. Tunnicliffe

Senarist: Flip KoblerCindy Marcus

Oyuncular:

Colin Ford
Jack
Chloe Moretz
Damsel in Distress / Jillian
Christopher Lloyd
Headmaster
Adair Tishler
Rapunzel
Billy Unger
Prince Charming
Emily Rose Everhard
Red Riding Hood

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1079968/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /