Posts Tagged ‘Cengiz Küçükayvaz’

Yazdığım Türk filmleri içerisinde Murat Şeker filmlerinin çokluğu göze çarpacaktır ancak bunu bilinçli olarak yapmadığımı yazıya başlarken belirtmek isterim. Murat Şeker filmleri nedense isteksiz birden bire çıkıyor karşıma. Bunlardan birisi de Çakallarla Dans. Film hakkında duyduğum iyi yorumlar üstüne filmi izledim bu sefer ve karşıma kadro göz önünde bulundurulduğunda beni çok fazla tatmin etmeyen bir film çıktı.

Belki kadroda bu kadar ünlü isim olmasaydı filmi çok beğenecektim. Film televizyondaki komedi ve macera filmlerindeki karakterleri bir araya toplamışsınız ve onlara oynayın demişsiniz gibi bir izlenim yaratıyor sizde. Zaten Murat Şeker son iki filmde bilindik simalar ile filmi yapmıştı bu filmde onlardan biri.

Filmin ismi aslında içeriği ile pek bağdaşmıyor. Filmin ismi sizi kendine çekerken izlerken karşılaştığınız “çakal” olan tiplemeler size çakaldan çok normal bir insanmış gibi geliyor. Yani filmde korkulacak insan tasvirini gülünecek insan olarak yapmışlar. Bu da karakterlerin korkusuna anlam verememizi sağlıyor.

Sonuçta bir kurgu bu. Senaryo ayrıntılı olarak düşünülmemiş. İlk cümlelerimde belirttiğim gibi oyuncuların dizi karakterleri bir araya alınmış ve film yapılmış. Mesela Gökhan karakterini oynayan Şevket Çoruh aynı oynadığı Arka Sokaklar dizisindeki karakter, tek fark elinden polisliğini almışlar, biraz çapkınlık vermişler. Alkol sevdasına varıncaya kadar bize hissettirilen bu. Bir diğer örnek ise Timur Acar’ın oynadığı Necmi karakteri. Bu karakterin dizi karakterinden hiç bir farkı yok. İlker Ayrık ise yine aynı dizideki gibi. Aynı şekilde küçük bir role sahip Bülent Çolak’ta.

Tabi bu kadar aynılıkların üstüne, Murat Akkoyunlu farklı ve filmin lokomotifi bir karakterle çıkıyor karşımıza. Aynı şekilde küçükte bir rolü olsa Ceyhun Yılmaz oyunculuk bakımından gözüme batanlar arasında. Her ikisi de oldukça başarılıydılar.

Gelelim konumuza. Aslında konu oldukça basit. Büyük bir şirket muhasebecisi olan Servet karısının gazı ile şirket hesabından oldukça büyük bir miktar para arkadaşı Gökhan’ın hesabına aktarır. Gökhan ise, bu parayı dayanamaz ve bahiste kaybeder. İkisi içinde zor günler başlamıştır.

Bu arada Necmi’de kokain satışlarında aracı olmakta ve kullanmaktadır. Bir gün Hikmet yanlışlıkla kokain alıp kafayı sıyırınca Necmi’nin iş yerine gider ve kokain dolu çantayı alır günahlarının da bağışlanması için Bestami Hocaya gider. Bestami Hoca kokaini alır. Tabi kokaini yerinde bulamayan Necmi deliye döner. Hikmet ile birlikte Bestami Hocaya giderler ancak Bestami Hocanın kokaini vermek için bir şartı vardır.

Bestami Hoca, mafya babası Bahattin, Recep ve iş adamı Adnan, halı sahada bizim elemanların üzerine bahis oynamışlardır. Bizim elemanlar ise bu zamana kadar hiç yenilmemiştir. Şimdi ise her biri kendini kurtarmak için maçta şikeye başlar. Bu arada poliste bu ekibi bölücülük yapıyor diye takiptedir.

Karakterlerin yaşantısına tek tek değinilmiş ve bu şekilde izleyiciye tanıtılmış. Espriler güzel olsa da kurgu dediğim gibi basit şekilde işliyor. Filmin finali oldu bittiye gelmiş ve sönük kalmış. Filmin başındaki aksiyon ortalara doğru oldukça düşüyor, finale doğru biraz daha artıyor ama ilk dakikaların yerini tutmuyor. Ayrıntılara takmadığınız sürece eğlencelik izlenebilir bir film. Aklınızda kalacak bol sahne ve replik mevcut.

Yönetmen:  Murat Şeker

Senaryo:

Selami Genli
Murat Şeker
Ali Tanrıverdi

Oyuncular:

Şevket Çoruh Gökhan
Timur Acar Necmi
Murat Akkoyunlu Hikmet
Sevinç Gürsen Akyıldız Necla
İlker Ayrık Servet
Didem Balçin Fatma (as Didem Balçin)
Hakan Bilgin Berber Hüseyin
Cengiz Küçükayvaz Adnan
Aydoğan Oflu Baskomiser
Bülent Serttaş
Ali Tanrıverdi
Sümer Tilmaç Bahattin Aga
Sera Tokdemir
Erdal Tosun Bestami Muço
Ulas Tuzak
Kemal Uçar Yücel
Tuba Ünsal Sinem

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1783423/

http://www.cakallarladans.com/

İşte renkli rengarenk bir film daha Ezop’tan. Tam da beklendiği gibi. Böyle bir klasiği yeniden yorumlamak gerçekten cesaret isteyen bir işti ve Ezop bunu tam anlamıyla başarmış durumda. Gerek karakterler, gerekse mekan tasarımı yine olması gereken gibi mükemmel. Ancak türe yakışır biçimde bu filmde herşey biraz daha karikatürize edilmiş. Renkler oldukça canlı ve bu izleyiciyi filmin ortamında sokmakta başarılı.

Yine film için küçük bir şehir inşa edilmiş. Evler, kapıları, oransal olarak yamuk yapılmış. Kostümler takdire şayan. Oyunculuklar ise kadrodan bekleneni vermiş. Filmi izlerken aslında bir filmden çok bir kabarenin kameraya alınmış halini izliyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu en çokta konak girişinde belli oluyor. Oyunculuklar kesinlikle abartılmamış. ya da abartılmış mı demeliyim olması gereken gibi… Tüm karakterler gayet başarılı bir şekilde abartılmış. Nurgül Yeşilçay Hürmüz rolünde oldukça başarılı ancak müzikal kısmında kendinden beslenemeyen ses tonu biraz göze batar durumda. Birde Gürse Birsel’in sıkışmış oyunculuğu sanki kitlemiş gibi bu karakteri ama genel anlamda bakıldığında, fitne fesat içten pazarlıklı bir karakter çizmiş ve hissettirmiş bize…

Hikaye çok güzel ve çok eğlenceli ilerliyor. Bütün karakterler mükemmel. Ancak Hürmüz’ün geçmişine inip neden böyle olduğunu sorgulamadan direkt 5. kocadan alınmış film. Tabi biraz daha geçmişe inmesi hikayeyi dramatize edip, eğlencesini düşürebilirdi. Bu yüzden bu bölümü es geçiyoruz. Her şey güzeldi birde finalde herkesin kameraya bakması dışında. Keşke o da olmasaydı.

Kesinlikle gülme potansiyelli bir film. Tabi ince esprilerle bezenmiş. Hürmüz karakterinin de karakterden karaktere girmesi, gayet başarılıydı. yani beklenen oyunculuk verilmiş… Müzikler de gayet başarılı hele hele ki dile takılan cinsten. Tabi “ateşe baca lazım, kitaba hoca lazım, bana bir koca lazım, o da bu gece lazım” pekte erkeğe erkeğe hitap etmeyip, “karı” olarak değiştirsekte kantonun kulaklarımızın pasının gidermesine sebep vermiştir.

Nurgül Yeşilçay’dan bahsettik ama diğer oyunculukları es geçmek olmaz. Her biri ayrı ayrı başarılı. Zaten her biri usta isimler… Oyuncuların kalitesi işte bu tür filmlerde ortaya çıkıyor diyorum… Kesinlikle izlenmesi gereken filmler arasında… Yine Ezel Akay’dan başarılı bir Türk filmi örneği…

Yönetmen: Ezel Akay Ezop

Senarist: Gürsel Korat

Oyuncular:

Nurgül Yesilçay Hürmüz
Gülse Birsel Safinaz
Haluk Bilginer Cebrail
Erkan Can Hizir Kaptan
Memet Ali Alabora Doktor Hüsrev
Sarp Apak Fisek Omer
Cengiz Küçükayvaz Barber Hasan
Öner Erkan Rüstem
Cem Karakaya Bekci Memo
Ezel Akay Redif Cavusu Mehmet Ali
Çetin Sarıkartal Günther Pasha
Selahattin Taşdöğen Kahveci
Müjdat Gezen Kadı
Halit Akçatepe Karamanli Ihtiyar
Erol Günaydın Gozluklu Ihtiyar

Linkler:

http://www.7kocalihurmuz.com/test/

http://www.imdb.com/title/tt1523583/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /