Posts Tagged ‘Bruce Boxleitner’

Şuada filimin tanıtım yazısını yazmış, şurada da ilk filmi anlatmıştım ikinci ve ilk filmin devamı olma özelliğine sahip TRON: Legacy. Filmi merakla beklememe rağmen bende yaşattığı izlenim konusunda şüpheliyim. Aslında filmin güzel olması gerekirdi / güzelde. Ben biraz daha derine inerler efsane dedikleri şeyin karşılığını tam anlamıyla verirler diye düşünüyordum ancak karşılaştığım şey beni hayal kırıklığına uğrattı.

Öncelikle 3D olarak lanse edilmesi insanın beklentilerini arttırıyordu ister istemez. Ancak filmde girer girmez bir uyarı aslında bu beklentileri, bir nebze düşürüyor. Filmin bazı bölümleri 2D olarak izleyeceksiniz gibi. Tabi bu başkaları için beklentiyi düşürmüş olabilir ama benim için arttırdı. Dedim ki kendime, işte süper sanal dünyaya girince 3D karşımızda olacak bu da algılamayı tetikleyecek”. Yok efendim beklediğim gibi çıkmadı. İlk açılış haricinde hiç bir kare bana 3D’miş gibi gelmedi. Ben mi yanıldım diye sorar oldum kendime ancak sanıyorum herkes aynı fikirde…

Hayır aslında yakında bundan da yakınmıyoruım. Görsellik iyiydi güzeldi. Koskoca I-max perdesinde kendimi bir oyunun içerisinde hissettim. Tabi oyunu alıp koca perdede oynamak ayrı bir zevk olurdu. Neyse geçelim bunu ama gerçekten de bir oyunun içerinde gibiydik. Bilhassa motosiklet sahneleri güzel ve ayrıntılı düşünülmüştü. Ancak disk savaşları bana beklediğimi vermedi. Biraz oldu bittiye geldi gibi bir şey film Ancak o kadar uzun süre nasıl geçiyor anlayamadım. Sanırım merakla beklememden kaynaklı.

Zaten konuları yukarıdaki linklerde vermiştim. Gerçi ufak tefek değineceğim ancak oyunculuğa da bir değinmek istiyorum. Öncelikle Jeff Bridges beklediğim oyunculuğu veremedi. Tamam ağır abi her şeyi bilen erdemli insan rolünde elinde tespihi ile bilirim ama yapmam ayaklarıyla beni tatmin etmedi. Aksiyonla da kurtarmışız işi, düzene hikayeyi yedirmişiz ama benim merak ettiğim bunlar orada ne yiyorlar.  Kevin Flynn on yıllık yiyeceğini, yanında mı götürdü? Yada yemeye içmeye neden gerek duyuyoruz adet yerini bulsun diye mi? Sonuçta bunlar program değil mi? Gerçi, bar sahnesinden windows’un neden sürekli sapıttığını anlamış bulunmaktayım sanıyorum bu programlar sürekli kafa güzel geziyorlar.

Sanırım senarist yazarken, bir bilgisayarın içinde olduğunu ve her bir karakterin program olduğunu unutmuş. Sosyallik yüklemiş her birine… Filmde gözüme en çok çarpan şey birden bire pörtleyen programlar oldu. Hatta bir katliamla Clu bunları ortadan kaldırıyor, kala kala bir tane kalıyor ki o da dillere destan, Quorra kesinlikle göze hitap ediyor. Hatta filmin en güzel öğlelerinden biri. Aklıma takılan bir diğer kısımda Flyyn oyun salonunda elektrikler kapalıyken bu dünya nasıl çalışıyor. Bir memory sticke program yüklediğinizde onu beslemeden o program çalışır mu Flynn içeride nasıl oluyor da yıllardır yaşıyor.? Ah aklımdaki soru işaretleri fazla. Derine inmeyeceğim o sebepten.

Flynn şirketin başına geçtikten sonra projesi üzerinde daha yoğun çalışmaya başlamıştır. Bu arada bir oğlu olmuş ve yedi yaşına kadar gelmiştir. Flynn oğluna bu yeni dünyasından bahseder ve bir gün onu götürme sözü verir. Ancak bir akşam üstü çıkar ve bir daha geri dönmez. Oğlu Sam onu yıllarca bekler. Bu arada şirketleri yine büyümüş ve ilk hikayedeki gibi başkası tarafından ele geçirilmek üzeredir. Sam ise en büyük hissedar olarak kenara çekilmiş iş ile uğraşmamaktadır. Babasının yokluğunu hala hazmedememiştir. Günün birinde bir çağrı üzerine yıllardır girilmemiş olan Flynn oyun merkezine gider. Burada babasının çalışmalarını yaptığı, gizli bir oda bulur ve bu yeni dünyaya girer.

Gördükleri karşısında şok olur. Ancak başı boş bir program sanılarak yarışmalara katılır. Görür ki aslında burada düzen farklı şekildedir. Yönetim el değiştirmiş Flynnler düşman olmuştur. Tabi macera başlar. Sam burada babasını görür. Olanı biteni anlamaya çalışır. Filmin devamı gelecek tabi. Ama devamının sanal dünyadan çok reel dünyada geçeceğini düşünüyorum. Bundan sonra bizi ne bekliyor? Sanal dünyadan gelen saldırılar mı? Tabi bekleyip göreceğiz.

Filmi anlamak için öncelikle ilk filmi izlemek gerekli. Zaten olayın temeli ilk filmde yatıyor. İkinci filmi izleyip hikayeyi anlamak biraz zor gibi. Müziklere gelince Daft Punk şaheser yaratmış ne yalan söyleyeyim filmin önüne geçmiş. Yönetmen pek zorlanmamış film için. İyi bir müzik, 80′lerden kalma akılcı bir senaryo, üzerine eklenmiş tek çey ise 2000′lerin teknolojisi ise yapılan efektler. ..

İzlenecek bir film. Görsel açıdan çok iyi diyebilirim. Ancak sinemada yada yüksek çözünürlükte izlenmesi lazım. Aksi taktirde bu nedir, ne oluyor ne bitiyor der durursunuz…

Yönetmen: Joseph Kosinski

Senarist:

Edward Kitsis hikaye
Adam Horowitz hikaye
Brian Klugman hikaye
Lee Sternthal hikaye
Steven Lisberger karakterler
Bonnie MacBird karakterler

Oyuncular:

Jeff Bridges Kevin Flynn / Clu
Garrett Hedlund Sam Flynn
Olivia Wilde Quorra
Bruce Boxleitner Alan Bradley / Tron
James Frain Jarvis
Beau Garrett Gem
Michael Sheen Castor / Zuse

Linkler:

http://disney.go.com/tron/

http://www.imdb.com/title/tt1104001/

Yenisinin fragmanları dönerken, eskisine bir el atmak istedim. Bildiğiniz üzre şurada yenisinin tanıtımını yapmıştım. Ancak eskisini yani orijinal Tron’u anlatmamak olmaz. Aslında film 1982 yapımı olarak zamanının çokta ötesinde bir konuya sahip. Tema olarak iyi ve kötünün savaşını görsekte, mekan olarak bize farklı dünyanın kapılarını açıyor. Tabi bize derken, dönemi insanlarını kastediyorum. Dönemin ötesinde bir film olarak çıkıyor karşımıza Tron. Görüntü efektleri oldukça başarılı, dekor ve kostümler takdire şayandır. Film boyunca bilgisayarın içerisinde olduğunuza kesinlikle inanıyorsunuz.

Flynn, ENCOM adlı yazılım şirketinde çalışmaktadır. Flynn yazdığı oyunlarla kariyerinin doruk noktasına geldiği anda Ed Dillinger adlı bir düzenbaz tarafından bütün oyunları ele geçirilir ve işten kovulur. Ed Dillinger, Flynn’in bu başarısının üzerine konarak tüm şirketi ele geçirir. Flynn’nın bütün çalışmaları da Dillinger’ın elinde kalır. Flynn, delil olarak bir şeyler bulmak için evinden ana bilgisayarın merkezine girmeye çalışır. Tabi bu saldırıları ana bilgisayar tarafından sürekli engellenmektir. Son olarak dışarıdan erişim şifreleri iptal edildiğinde Flynn arkadaşlarının yardımıyla, şirketin laboratuvarına kaçak girer. Bu arada arkadaşlarından biri de maddelerin sanal ortama çevirecek bir cihaz yapmışlardır.

Flynn laboratuvarda kendi programlarına ait bir şey ararken, gerçek hayatta onla başa çıkamayan, MCP (master computer) onu bu yeni cihaz sayesinde sanallaştırır. Flynn şimdi programların dünyasında bir kullanıcı (programı yazan kişi) olarak programların arasına girer. Amacı ise arkadaşı Bradley’in yaptığı Tron adlı savaşçı programı bulmak ve birlikte MCP’yi çökertmektir.

MCP yapıldığı andan itibaren kendini 2431 kat daha geliştirmiş bir yapay zekadır. Dünyadaki tüm şirketlerin veri trafiğini ele geçirmiş, son hedefi ise Pentagondur. Tabi bu güç kullanıcısı doğrultusunda gelişmektedir. Yapay zeka o kadar büyümüştür ki kullanıcısını bile kontrol altına almıştır sonunda. Flynn sanal dünyaya giriş yaptığında oradaki çarpık düzeni görür. İtaat etmeyen programların çektiklerini… Film bir nevi hayatın yansımasıdır. Bir çeşit komünizm eleştirisidir diyebiliriz. MCP’nin sert ve askeri yönetimli dünyasında Flynn bir kurtarıcı gibi ortaya çıkar, Tron ile birlikte. Bir yerde dini atıflarla da karılaşıyoruz. Filmde aslıda derine inilebilinecek kadar inilebilir. Ancak dönem olarak görsellik şaşırtıcı. Aslında bir gerçek ki tamamıyla hayal olan bir bütünün sinemaya taşınması Tron. O dönemde sanal bireylere dönüşmek nasıl hayal edilebilir ki?

Günümüze baktığımızda her ne kadar filmdeki gibi ışınlanamasakta, her birimizin sanal bir karakterden bir programdan farkı yok. Kim bilir belki ileride bizde herhangi bir programın içine girebiliriz. Biraz Matrix vari oldu değil mi? İşte hepsinin atası bir yerde Tron. Bakalım yeni Tron; TRON: Legacy eskisinin yerini doldurabilecek mi?

Yönetmen: Steven Lisberger

Senarist: Steven LisbergerBonnie MacBird

Oyuncular:

Jeff Bridges Kevin Flynn / Clu
Bruce Boxleitner Alan Bradley / Tron
David Warner Ed Dillinger / Sark / Master Control Program
Cindy Morgan Lora / Yori
Barnard Hughes Dr. Walter Gibbs / Dumont
Dan Shor Ram / Popcorn Co-Worker
Peter Jurasik Crom

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0084827/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /