Posts Tagged ‘Birce Akalay’

Gerek oyunculuklar (genç oyuncuları devre dışı bırakıyorum) gerekse diyalogları ile başarılı bir film Son Ders: Aşk ve Üniversite. Film sizi ayrı boyutlara çeken filmler kategorisinde. Ancak bunu sırf hikaye ve oyunculuklarla yaptığını söylemem gerekli. Çünkü görüntü ve çekimler konusunda aynı şeyi söyleyemeyeceğim. Bu film için görüntüler şiirsel olmalıydı ancak sıradan bir şekilde kalmış. Belkide filmin bu kadar sönük kalma sebeplerinden biride görselliğinin yetersiz olması.

Aynı şekilde hikaye tahmin edilebilir düzeyde olmasına rağmen kurgu başarısız. Hikaye atlayarak gidiyor. Ne oldu deyip atlayan bu hikaye ve görüntülere bir kulp takmak zorunda kalıyorsunuz.  Filmin süresi çok rahatlıkla uzatılabilirdi. En azından bu anlam veremediğimiz atlayan sahnelerden uzaklaşmış olurduk. 96 dakika film ve anlatmak istedikleri için kısa gibi.

Baş rolde ise Ferhan Şensoy karşımızda. Nedense ben Ferhan Şensoy’u ekranın ardına pek yakıştıramıyorum. Kendisi tiyatro sahnesinde bir dev gibi parlarken sanki kameraların önü onu kısıtlayıcı bir kafesin içine alıyor. Bu filmde de onu hissetmiş olmama rağmen yinede tatmin edici bir oyunculukla karşı karşıyayız. Eminim ki bu film sahneye alınsa çok çok daha iyi bir performans görebiliriz Ferhan Şensoy’da.

Diğer oyunculuklara da değinmek lazım tabi. Gençlerin oyunculukları çok göze batıyordu. Burada Durul Bazan’ı söylediğim gençlerden ayırmak lazım. Performansı oldukça iyiydi. Diğerlerine kıyasla da Ekin Türkmen biraz daha sıyrılıyordu rolden. Diğer oyuncular oynamaktan çok yaşarken onların oynadıkları oldukça belliydi.

Film 1970 yılında, bir grup sosyalist öğrencinin başından geçenleri anlatarak başlıyor. Bu grup polis baskınında bu arkadaşlar ilerde görüşmek için sözleşirler. Savundukları görüşü o süre içerisinde yayacaklardır. İçlerinden bir kişi polise kalır ancak o da bir şeyler demez.

Bu arada üniversiteye yeni bir hoca gelmiştir. Öğrenciler bu yeni hocayı çözmeye çabalar. Hoca ilk dersinde “İlk dersimiz kimsenin buradan alınacak derse ihtiyacı olmadığı”dır deyince tabi herkesin kafası karışır. Bir arkadaş grubundan Ulaş dersi nasıl geçecekleri konusunda hoca ile konuşmaya gönderilir. Cem hocanın odasında hocaya ait bir günlük bulur ve onun fotokopisini çekerek bir kopyayı kendine alır.

Hocanın yıllar önce sevgilisini terk edip gittiğini aslında hiç bir şeyi ertelememesi gerektiğini günlükten okur. Günlüğü okudukça etkisinde kalmıştır. Ulaş’ın da açılamadığı, sevdiği bir kız vardır. Hocası Hakan Aymaz’ın günlükte yazdıkları sayesinde kıza açılır. Kız çevre koruma derneğine üyedir ve eylemlere katılmaktadır. Bu arada Ulaş hocasının geçmişini de araştırmaktadır.

Filmin başında ayrılan beş devrimci arkadaşın sözleştikleri gibi birleştiğini görürüz. Ancak biri gelmemiştir. Bu dört kişiden biri hariç, diğerleri çok zengin olmuştur. Diğeri ise polise kalan ve ideallerinin dışına çıkmamıştır. Bu kişide Cem’in babasıdır.

Büyük bir kimya fabrikasının işlerini bozuyorlar diye Ulaş’ın sevgilisi Deren göz altına alınca Ulaş’ta onunla birlikte göz altına alınır. Ulaş’ın babası holding sahibi arkadaşı Caner’ e gider onları kurtarması için. Bu sırada öğrenciler de Hakan Hoca’ya durumu bildirirler. Hakan Hoca apar topar karakola gider. Ancak burada onun arandığı tespit edilir ve tutuklanır. Burada Hakan Hoca’nın devrimci arkadaşlardan birinin olduğu anlaşılır. İsim değiştirmiş ve üniversite hocası olmuştur.

Ben ayrıntısız bir özet yaptım. Filmin kesinlikle izlenmesi gerekmekte. Diyalogların, hikayenin tam anlamıyla anlaşılabilmesi için. Eğer filmde ayrıntılara çekimlere biraz daha dikkat edilseydi, bir baş yapıt olma yoluna girebilirdi. Dönem eleştirisini oldukça başarılı bir şekilde yapan film.

(Biraz düzensiz bir yazı oldu. Neye değinip değinmem konusunda tereddütte kaldım. Affola : ) )

Yönetmen: Iraz OkumuşMustafa Uğur Yağcıoglu

Senarist: Mustafa Uğur Yağcıoglu

Oyuncular:

 Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1171721/

http://www.sinematurk.com/film_genel/20366/Son-Ders–Ask-ve-Universite

http://tr.wikipedia.org/wiki/Son_Ders:_A%C5%9Fk_ve_%C3%9Cniversite

Bu aralar pek film yazasım yok. Nedendir anlayamadım. İzleyemediğimden de olsa gerek. Ama günleri boş geçirmemek lazım ki yazacak çok film var… Bunlardan biri de Nefes. Tabi hakkında bir çok yorum yapıldı. Milliyetçiliği düzen sorgulaması, askerlikte yaşananlar… Eh askerlikle bire bir seyreden görüntüler.

Ben filmi sevdim. Oldukça gerçekçi çekilmiş. Tabi duygusal yönü biraz ağır basmış filmin bunun yanı sıra kişisel çatışmalar mahal edilmiş. Bence Türkiye’de çekilmiş en iyi savaş ve aksiyon filmi öncelikle bu şekilde hatırlamak lazım.

Onun haricinde duygusallık hat safhada demiştim zaten. Ama bu duygu sömürüsü şeklinde değil. Bazı gerçekler de göz önüne serilmiş… Oyuncuların rollerine iyi çalıştıkları belli. Zaten hepsi askerlik yapmış… belli…

Neyse kısa kesiyorum. Kafamı toplayamadım…

Yönetmen: Levent Semerci

Senaryo: M. Ilker Altinay (senarist) Hakan Evrensel (kitap)

Oyuncular:

Birce Akalay Mete
Ibrahim Akoz Ibo
Serkan Altintas Vedat Dinckaya
Ertunc Atar Ertunc
Okan Avci Baris
Baris Aydin Cemil
Baris Bagci Baris
Engin Baykal Sedat

Linkler:

http://www.nefesfilm.com/

http://www.imdb.com/title/tt1171701/

http://www.sinemalar.com/film/4425/Nefes-Vatan-Sagolsun/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Drive
The Chronicles of Narnia :Prince Caspian
Neverland
Gantz
The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]
  • Cümleler… 27 Ocak 2012
      Akşama doğru kurduğum bütün cümlelerin sayısı yüz elliyi geçmez. Bunla övünmüyorum elbet. “Cümle vardı da biz mi kurmadık” demek geliyor içimden, en tiksinç maskemi takınarak. “Neye cümle?”, “kime cümle?” asıl soru.   Normal bir şekilde konuşabilir miyim? Yani cümlelerim iş Türkçesinin dışına çıkabilir mi? Bir prova alsam en derinden…   İlk kez sahneye çık […]
  • 2605 (bu nasıl bir başlık, başlık olmasın desek? reva mı? insan en azından ilk cümleleri başlık olarak atar.) 26 Ocak 2012
      Başlık yapılacakların listesi olacaktı. Ancak yapılmayacakların listesi o kadar uzundu ki arasından yapılacakları çıkartmak, ipliği iğnenin deliğine sokmak (şu yaşlarda biraz zorlaşıyor), iğne atsan yere bulunmayacak kadar zordu. İğneyi bulamamak için kalabalığa da ihtiyacınız yok aslında. He işin başı dikkat. Yani o kadar zor değil iğneyi bulmak ama bulmu […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /