Posts Tagged ‘Angelina Jolie’

Bu filmi izlemek için size bir sebep sayarım o da Johnny Depp. Tabi şimdi sesler yükselmeye başlayacaktır, Angeline Jolie var Venedik var diye. Bırakın kardeşim aynı surat ifadesi, sıfır mimik ile bir odunmuş gibi duran Angeline Jolie ne bu filmde ne de diğerlerinde beni hiç cezbetmedi. Venedik’e gelince yönetmen bize daha iyi şeyler sunsaydı keşke. Sıradan kamera açıları sıradan renk derinliği Venedikten bile soğutuyordu insanı. Film görsel olarakta bir felaket.

Senaryoya, kurguya hiç girmeyeyim diyorum. Zaten öyle bir şey yok. Ufak hikaye kırıntıları, ilk okul çocuğunun kaleminden çıkmış gibi. Bilinenler dışında hiç bir şey yok karşımızda. Ne bir gerilim, ne bir aksiyon, ne bir komedi, ne bir dram, ne olduğu belirsiz bir senaryo ve akabinde film. Oyunculuklara değinmek gerekir ise ben çok büyük oyunculuklar görmedim. Angeline Jolie’den zaten beklemem de, Johnny Deep’te duruma uyum sağlamış ve kendini pek yormamış. Ne diyeyim, vaktimizi o alsın…

Elise, polis tarafından izlenmektedir. Bu heyecanlı izlemeyle başlarız hikayeye. Bir kafede otururken ona not gelir. Notta trene binmesini söyler. Burada anlaşılır ki, notun sahibi Elise’nin aranan sevgilisidir. Nottaki talimatlarda ise, trende onun kalıbına benzer birinin yanına oturması ve onu kendisi olduğuna başkalarını inandırmasını ister. Elise’de aynı şekilde davranır. Trande seçtiği kişi ise, Frank adında Amerikalı bir turisttir.
Frank güzel Elise’nin peşine takılır, herkes onun aranan kişi olduğunu sanar ancak durum öyle değildir. Bu arada onu aranan kişi sanan mafyalar da Frank’ın peşine düşmüştür. Bir kovalamaca başlar. Frank hemencecik aşık olduğu kadının peşinden sürüklenirken başına gelmedik kalmaz. Elise’de ondan hoşlanmıştır ancak başına bir şey gelmesini istemediği için onu uzaklaştırır. Frank ise olaylardan kopmaz.

Tabi filmde bazı şaşırtıcı olaylar da var ancak şaşırdık mı orası tartışılır. Şimdi söylesem, filmin tüm kıymeti gidecek. Zaten yok ya… Mantık hatalarının sürüyle olduğu bir filmden daha ne beklersiniz. Her şey güllük gülistanlık bunlara…Neyse vakit harcanacak bir film değil aslında ancak sırf oyuncular hatırına bakılır filme… Bu arada yardımcı oyuncular daha başarılıydı söylemeden geçmemek lazım…Rufus Sewell’i de aralarında görmek mesut etti beni…
Yönetmen: Florian Henckel von Donnersmarck
Senarist: Florian Henckel von Donnersmarck, Christopher McQuarrie
Oyuncular:
| Johnny Depp | … |
Frank Tupelo
|
|
| Angelina Jolie | … |
Elise Clifton-Ward
|
|
| Paul Bettany | … |
John Acheson
|
|
| Timothy Dalton | … |
Jones
|
|
| Steven Berkoff | … |
Reginald Shaw
|
|
| Rufus Sewell | … | İngiliz Turist |
Linkler:

Film hala vizyonda diye öncelik verdim aksi takdirde vizyondan kalkmış olsaydı yine film sırasına alacak ve aylarca bekletecektim. hali hazırda lafı sinemaya getirmişken, bu film sinemada para verilip izlenecek bir film değil. Ha paranıza acırsınız ben sadece sesleri duymak istiyorum dersiniz o başka. Aksi takdirde internet üzerinde filmin çok güzel kaliteli 5.1 versiyonlu DVD ve BR ripleri bulunmakta. Burada şimdi insanları korsana yönlendirmiş gibi olmayayım (ama çok pahalısınız kardeşim) ancak bekleyin zaten iki güne DVDleri de çıkar…
Film basit replikler ve anlamsızlıklar üzerine kurulu. Hikayenin gelişiminde tutarsızlıklar mevcut. Bu da seyirciyi şaşırtalım derken yapılmış hatalar. Öncelikle bize farklı bir konu çıkarmıyor. Yine ajan meselesi, yine ABD, Rusya çekişmesi. Tabi hikaye, komünizme karşı savaş olarak ele alındığı için Kuzey Kore’de nasibini almış.

Bir de filmin türüne göz atmak lazım. Polisiye, suç, dram, macera, casusluk film her türü içermekte ama sanki bilim kurguyu eklemeyi unutmuşlar gibi.Çünkü onun yaptığı hareketler, kullandığı malzemeler, bilim kurguya giriyor. Film gayet yaşadığımız ortamda geçiyor, yani yeni bir dünya betimlenmemiş ancak nedense bu dünyadaki en basit yer çekimi kanununa bile uymuyor.

Hal böyle olunca benim gibi filme takanlar ortaya çıkacaktır. Onun haricinde ben kıla tüye takılmam derseniz, safi aksiyon için film izlenir. Bu arada belirtmeliyim ki Angelina Jolie iğne ipliğe dönmüş.
Ajan Salt Güney Kore’de yakalanmıştır. Kocası sayesinde oradan kurtarılır. Bu arada kocası da örümcek araştırmacısıdır. Tabi Salt’ın kimliğini bu şekilde öğrenir. Bu olaydan sonra yine mutlu mesut yaşamaya devam ederler, Salt’da arttık ofis işi yapmaktadır. Bir gün bir irticacı yakalanır ve sorgusuna Salt girer. Yakalanan Rus irticacı, ölen Amerikan başkanının cenazesine gelecek olan Rus başkanının öldürüleceğini söyler. Bu işi yapacak kişi olarakta Ajan Salt’ın ismini verir. Salt iftiraya uğradığını söyler ve kaçar.

Tabi ona karşı yöneltilen suçlama sonrası kaçması onu zanlı durumuna düşürür. Ancak belirtmekte yarar var ki tüm CIA ajanlarının elleri armut toplamakta hiç biri Salt’ı yakalayamamaktadır. Salt ise kocasının tehlikede olduğunu düşünür ve onu aramaya çıkar. Aramaya çıkar çıkmasına aslında kocasının nerede olduğunu bilmektedir. Planlandığı gibi de Rus başkanı öldürür. Burada filmin akışı değişir. Sevecen eş yerine Rus özel ajanı gelmiştir geriye.
Aslında bu Rus ajanlarının devletle alakası yoktur. Kendi başlarına çalışan bir organizasyondur ve bu organizasyon hakkında rivayetler dolanmaktadır. Gün geldiğinde ortaya çıkacakları söylentileri vardır. Bu kişiler küçük yaşta alınıp eğitilmişlerdir. Ancak nasıl bir eğitimle bu seviyeye geldiklerini bilmiyoruz. Sekiz yaşında çocuk uçsa, kaçsa bunları o yaşta öğrenebilir mi? Yoksa bilinç altına mı sokmaktadırlar olanı biteni ki bu adamlar az sayıda da değildir. Alt ve üst sınıfları da vardır.

Salt’ın da bunlardan biri olduğunu öğreniriz. Salt Rus başkanı öldürür ve buluşma yerine gider. Ancak kocasının da yoldaşları tarafından öldürüldüğünü görünce başta hocası hepsini temizler. Tabi bu özel eğitimli ajanların nasıl keklik gibi avlandıklarına ilginç bir şekilde şahit oluruz. Salt oradan çıkarken planın ikinci bölümünü de öğrenmiştir. ABD başkanı hedeftir. Salt olanın bir parçasıymış gibi olaya girer ve suikast içerisine dahil olur. Her şey planlandığı gibi devam etmektedir. Ancak suikastten öte bir planlarının olduğunu anlar.
Amaçları başkanın yetkisini kullanarak nükleer silahları ateşleyip bazı ülkeleri yok etmektir. Basit bir kurguyla çok basit bir şekilde ABD başkanının hemen nükleer silahlara sarılması bana ilginç geldi.

Velhasıl kelam bilim kurguya yatkın sadece aksiyon olduğu için izlenebilecek bir film. Aksi taktirde hikaye kurgu oyunculuklar ortalama. Evde rahatlıkla izlenebilecek, bize çok şey vermeyen bir yerde tüm Amerikan güvenlik teşkilatını aptal gösteren tek kişi etrafında dönen yan karakterlerin görüntüden ibaret olduğu film..
Bu arada belirtmek lazım filmde fragmandan fazlası yok.
Yönetmen:Phillip Noyce
Senaryo: Kurt Wimmer
Oyuncular:
| Angelina Jolie | … | Evelyn Salt | |
| Liev Schreiber | … | Ted Winter | |
| Chiwetel Ejiofor | … | Peabody | |
| Daniel Olbrychski | … | Vassily Orlov | |
| August Diehl | … | Mike Krause |
Linkler:
http://www.sonypictures.com/movies/salt/
http://www.imdb.com/title/tt0944835/
