Posts Tagged ‘박용하’

- 겨울연가 -

Winter Sonata, Kore televizyonu KBS‘nin 4 diziden oluşan Endless Love serisinin ikinci dizisidir diyerek cümleye giriş yapalım. Dört bölümden oluşan bu Endless Love serisi dörtleme film yapar gibi dizi yapmak tabi ki Korelilerin yapacağı bir şey. Winter Sonata birer saatlik 20 bölümden oluşmakta ve bu dörtleme içerisinde en meşhur olanı.

Kore’de tüm zamanların en iyi reytingini yapmış, Japonya’da izlenme rekorları kırmış, oyuncuların heykelleri dikilmiş, filmlerin çekildiği yerler turistlik amaçlı kullanılmış, müzikleri albümleri yok satmış… Daha neler neler… Hatta dizi barış elçisi görevi görüp Japonya ve Kore arasını daha da sıcak tutmuş. Hatta Japonlar dayanamayıp animesini yapmışlar…

Dizi zamanında bir çok ödülü de toparlamış. En iyi erkek, en iyi kadın,, en iyi yardımcı kadın, en iyi yardımcı erkek oyuncu, en iyi yönetmen, müzik, falan filan aklınıza ne gelirse… Peki bu diziyi bu kadar farklı kılan ne? İnsanın aklına soru işaretleri gelmiyor değil…

Aslında bizim klişeleşmiş Türk filmlerimizden bu dizinin hiç bir farkı yok. Esas oğlanımız küçükken bir okula gelir, orada bir kıza aşık olur. Ama ona bir araba çarpar hafızasını yitirir. Yıllar sonra başla bir kimlikle yine kız ile karşılaşır ona yine aşık olur. Kız ise ilk aşkını unutamamıştır. Daha sonra bunların kardeş olduğu ortaya çıkar evlenemezler. Derken çocuk kör olur falan… Açınız efendim bir ton Türk filminde tüm bu silsileyi baştan sona görebilirsiniz. Bu dizide de böyle…

Daha dizinin ikinci bölümünde finalin nasıl olacağını yazdım. Yazdım yazmasına da peki geri kalan 18 bölümü bana izleten neydi? Aslında asıl soru bu, cevabı aranması gereken… Bir kere dizi tüm Kore dizilerinde olduğu gibi sizi bir etkisi altına alıyor… Bir bölünün sonunu getirdiğinizde sizi diğer bölümü izlemeye gebe bırakıyor. Tabi burada yönetim ve oyunculukların başarısının önemi hat safhada. O kadar etkileniyorsunuz ki size saçma gelse de karakterin göz yaşlarına yada duygularına kendinizi kaptırmadan edemiyorsunuz. Karakterlerle izleyiciler arasında uçurumlar yok. Hepsi sanki bizden biri. Her ne kadar isimleri garip veya gözleri çekik olsa da… Yani samimiyet dizi de her şeyden önde geliyor…

Mesela Aşk-ı Memnu’da (en popüler o şu an ondan diyorum) karakterler o kadar  farklı ki kendinizden bir parça bulamıyorsunuz. Sadece izlemekle yetiniyorsunuz. Lakin bu dizide ve diğer Kore dizilerinde böyle değil…

Tabi diziyi anlatmaya çalışırken girdik karşılaştırmalara ama ister istemez oluyor. Evet anlattığım klasik hikayeden farklı değil dizinin konusu. Jung Yu-jin sınıfına yeni gelen öğrenci Kang Joon-sang’a aşık olur. Kang Joon-sang’ın bu küçük kasabaya asıl gelme sebebi ise babasını bulmaktır. Ancak o da ister istemez Yu-jin’e aşık olur. Lakin annesinin ısrarı üzerine tam da noel arifesinde buluşacaklarken Kang Joon-sang Amerikaya gitmek için yola çıkar. Kang Joon-sang, Yu-jin^e verdiği söz için arabadan atlar ve buluşma noktasına gider. Bu arada ona bir araba çarpar… Yu-jin ertesi gün onun öldüğünü sınıf arkadaşlarından duyar ve yasa boğulur.

canım benim!!

canım benim!!

Aradan 10 sene geçmiştir. Sınıf ve çocukluk arkadaşı, Sang-hyuk ile evlenme hazırlıkları yapmaktadır Yu-jin. Ancak birden bire Kang Joon-sang’ı görmesi bütün olayları karıştırır. Yine lise arkadaşlarından olan Che-lin Fransa’dan döndüğünde yanında getirdiği erkek arkadaşını görünce de olaylar hepten karışır. Che-lin’in erkek arkadaşı Lee Min-Hyung, Kang Joon-Sang’a o kadar benzemektedir ki herkes onun Kang Joon-sang olduğunu düşünür. Tabi Yu-jin de aynı şekilde… Bir de Lee Min-Hyung ve Yu-jin beraber çalışmaya başlayınca işler iyice karışır… Che-lin ve Sang-hyuk aşklarını kaybetmemek için türlü oyunlar yapar ancak sevgi herşeyin üstesinden gelir.

Lee Min-Hyung ve Yu-jin birlikte olmaya başlarlar. Derken Lee Min-Hyung’ın aslında Kang Joon-sang olduğunu kazada ölmediğini ve öğrenirler. Kang Joon-sang’ın da birbirinden haberleri yoktur. Bu arada bir spekülasyon olur ki bunda Kang Joon-sang’ın annesinin eski hikayelerinin etkisi büyük Kang Joon-sang ve Yu-jin kardeş oldukları ortaya çıkar. Ayrılıyorlar derken aslında kardeş olmadıkları anlaşılır Bu kez de Kang Joon-sang’ın az ömrü kaldı diye Yu-jin’i terk eder. Kang Joon-sang’ın uçağına yetişemezler…

Ben anlatırken sıkılmaya başladım… Başta da dediğim gibi iyi başlayan sonrasında Türk filmine dönen, hatta onun gibi biten bir dizi… Ancak o bir saatin nasıl geçtiğini anlamıyor ve izlemekten kendinizi alıkoyamıyorsunuz. Birde finale değinmeden edemeyeceğim. esas oğlumuz kör olur ama gözlerinde hala gözlük vardır. Karizmayı çizdirmemek için sanırım. Eh yakışıyor ne yapalım şimdi!

Kesinlikle tavsiye edeceğim k-dramalar arsında…Müzikleri gayet başarılı. Bu arada bazı müzikler de Trois couleurs: Bleu’dan alıntı. Başarılı bir yapım…Bu arada Choi Ji Woo 최지우 listeme eklenmiş durumda…canım benim ya!!!

Yönetmen: Lee Hyeong-min (이형민), Yoon Seok-ho (윤석호)

Senaryo: Kim Eun-hee (김은희), Oh Soo-yeon (오수연), Yoon Eun-kyeong (윤은경)

Oyuncular:

Linkler:

http://www.hancinema.net/korean_drama_Winter_Sonata.php

http://tr.wikipedia.org/wiki/Winter_Sonata

http://en.wikipedia.org/wiki/Winter_Sonata

http://wiki.d-addicts.com/Winter_Sonata

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /