Archive for the ‘Polisiye’ Category

 

 

Gantz: Perfect Answer adından da anlaşılacağı üzre Gantz’a kendi çapında bir cevap sunuyor. Yönetmen koltuğunda yine Shinsuke Sato var. Senaryo yine Yûsuke Watanabe‘e ait. Gantz: Perfect Answer ilk filme oranla daha fazla aksiyon içeriyor. Tabi animede de aklımıza takılan bir çok soru burada cevap buluyor. Bu sebeptendir ki ismine Perfect Answer demişler.

 

Tabi ben mangayı hala okumadığım için manganın sonunun da aynı şekilde mi olduğu konusunu pek bilmiyorum. Ancak ilk bölümdeki farklılıklar sebebi ile ikinci bölümün de farklı olabileceğini düşünüyorum.

 

İkinci bölümde ortaya Gantz’ın küçüğü ortaya çıkıyor. Bu küçük küre ise bir mankendedir. Bu manken küçük kürede beliren kişileri öldürmekle ve Gantz’a yollamaktadır. Ancak bu kişi olan biteni yaptıklarını pek hatırlamaz. İkinci film Kei Kurono’ya aşık olan Tae Kojima’nın etrafında döner biraz da. Masaru Kato’nun ölümünden sonra onun küçük kardeşi ile Kei ve Tae ilgilenir. Kai’nin amacı puanlarını biriktirip, Kei’yi tekrar hayata döndürmektir. Gantz’daki diğer arkadaşları ile birlikte ölüleri hayata döndürmek için birbirlerine söz vermişlerdir.

 

Bu arada Gantz’a başkaları da gelmiştir. Kei ve diğerleri bu yeni gelen kişilere durumu açıklamaya  çabalar. Gantz görevi belirler ancak görev bir metronun içindedir ve oaly gerçek insanların içerisindedir. Burada insanları korumaya çalışırken bir grup uzaylıyla da savaşırlar. Sonrasında öğrenirler ki yanlarına gelen diğerleri daha önce Gantz’a gelmiş kendilerini kurtarmış kişilerdir.

 

 

Bu arada Gantz başka bir görev verir. Görev ise Tae Kojima’yı öldürmektir. Kei, Tae’yi kurtarmak için diğerlerine karşı cephe alır. Bu arada Masaru geri dönmüştür. Kei, Masaru’nun dönüşünü araştırmaya başlar ancak Masaru Gantz’da hala ölü olarak gözükmektedir. Anlarız ki, Masaru’nın kılığına uzaylıların başı geçmiştir.

 

Filmdeki aksiyon bu şekilde geçerken kişileri birbirlerine ihanetlerinin yanı sıra, uzaylılarla çarpışmasına şahit oluruz. Şu şekilde anlatıldığında hikaye oldukça karmaşık. Sonuç olarak Gantz’ın içindeki kişinin nasıl yer değiştirdiğini görebiliyoruz ancak Gantz’ın ne olduğuna nasıl çalıştığına olayların nasıl geliştiği hakkında bir şey öğrenemiyoruz. Kei, Gantz’ın içine girerken, diğerleri olan biten hakkında hiç bir şey hatırlamıyor, yaralanan polis haricinde.

Film bize mükemmel bir cevap sunmuyor. Sadece Kei ile Masuru ile başlayan oyunun finalini sunuyor. Gantz nedir hala çözemiyoruz.

 

 

Özetle yine Gantz’a yakışan bir film yok karşımızda. Soru işaretlerini karşılamadığı gibi daha fazlasını da sunuyor bize. Bu arada Gantz’ın verdiği sözü tuttuğunu görüyoruz ve ilelebet süreceğini.

Gantz meraklılarını tatmin etmeyecek, aksiyonu bol ancak öyle abartılacak sahneleri olmayan bir film.

 

Yönetmen: Shinsuke Sato

 

Senaryo: Hiroya Oku (manga), Yûsuke Watanabe

 

Oyuncular:

Kazunari Ninomiya
Kei Kurono
Ken’ichi Matsuyama
Masaru Kato
Yuriko Yoshitaka
Tae Kojima
Kanata Hongô
Joichiro Nishi
Gô Ayano
Kurofuku-Ichi
Ayumi Ito
Eriko Ayukawa

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1525836/

http://asianmediawiki.com/GANTZ_Perfect_Answer

 

 

 

Heyecanlı bir şekilde başlayan, ancak sıradan bir şekilde devam eden fantastik bir dizi Lost Girl. Neden heyecanlı başlamasın. Sevişerek güçlenen ve bir succubus var karşımızda. Güce olan açlığı bol bol sevişmesi ile ilk bölümlerden dikkatimizi çekiyor. Hem de kendisinin biseksüel olması cabası. Ancak Bo (succubusumuzun adı) düzenli bir hayat sürememektedir. Çünkü sevgililerini bu açlık yüzünden öldürmektedir. Bu sebepten dolayı sürekli kaçar ve kimlik değiştirir.

 

Hikayemiz ise onun son cinayeti ile başlar. Bo kendini kontrol edememekte ve insanları istemeden öldürmektedir. Polisler bu konuyu araştırmaya başlarlar ve Bo’nun izini bulurlar. Kendi kimliğini araştıran Bo o günden sonra bambaşka bir dünyanın varlığından haberdar olur. Dünyada bunca yıldır kendilerini gizlemiş olan Fae’lerden birisidir kendisi de.

 

 

Bo kendini aramaya devam ediyor. Bu sırada sıradan bir insan olan (bence hiçte sıradan değil, her eve lazım) Rus Kenzi ile ile tanışıyor. Kenzi kendini zorla Bo’ya yamıyor desek yeridir. Bo ise Kenzi’ye zarar veririm düşüncesi ile pek ona bulaşmak istemiyor ancak bir süre sonra beraber yaşamaya başlıyorlar. İlk sezon itibari ile Bo’nun bu arayışı ekrana geliyor. İzleyici ile birlikte Fae dünyasını keşfetmeye başlıyor.

 

Ancak Fae’ler aydınlık ve karanlık Fae olamak üzere ikiye ayrılmış ve Bo’dan bir seçim yapmalarını istiyorlar. Bo her iki kısmı da seçmiyor ve bu sebepten dolayı her iki kısım içinde dedektiflik yapma işine soyunuyor. Bizde her bölüm, ayrı bir macera izliyoruz bu şekilde. Tabi bu tarafsızlık her iki tarafında pek işine gelmiyor. Herkes onu kendisine çekmeye çalışıyor.

 

 

Bo kendisini yakalayan polis memuru ve kendisi gibi Fae olan Dyson ile bir ilişki yaşamaya başlıyor. Dyson bir kurt adam olduğu için Bo ondan yeterinde beslenebiliyor da. Bu şekilde nasıl duracağını da öğreniyor. Ancak ikisinin arası bir süre sonra bozuluyor. Tabi bu da ayrı bir hikaye. Dizinin bir diğer şahısı ise, Trick. Trick kan yazıcı yani kanıyla olacaklara yön verebiliyor. Aydınlık ve karanlık Faeler arasındaki büyük savaşta kanını kullanarak geçici bir barış anlaşması imzalatmış.

 

İkinci sezon ise bu paralelde daha az erotik geçiyor. Bo’nun bilince varması, kendi yolunu seçmesi, Dyson’dan ayrılması Fea’lere bakan doktorla olan ilişkisinin bozulması bunlara etken. Bo kendi hakkında daha çok şey öğreniyor ve kendi yolunda daha emin adımlar atıyor. Bu arada yeni Ash (aydınlık tarafın lideri) gizemini çözmeye çalışıyor.  İkinci sezon üçüncü sezonun zaten bilgisini veriyor bize.

 

Bo ailesini aramaya devam ederken, bir felakette yaklaşıyor. üçüncü sezon büyük ihtimal Bo’nun bu felaketi önlemeye çalışması ile geçecek. Burada Trick ile karşılaşacağı zorluklar dünyanın yeniden şekillenmesinde rol alacak gibi. Bunu göreceğiz.

 

 

Kısa bir özet gerekirse, iyi başlayan sonra sonra dozunu düşüren bir dizi Lost Girl. Oyunculuklar çok iyi diyemeyeceğim. Bir çok bölümün hikayesi zaman geçsin diye yazılmış. Parçaları topladığınızda tutarlı bir şey geçmiyor elinize. İlk sezonun ortasına kadar kendini izlettiriyor ancak daha sonra beklediğini bulamadığın zaman dizinin gününü gözlememeye başlıyorsunuz. Bu dakikadan sonra benim için diziyi izleme sebebim Kenzi oldu. Ancak şimdi ikinci sezon finali itibari ile anladığım kadarıyla, üçüncü sezon daha iyi geçecek. Fantastik dizileri sevenler izleyebilir.

 

Yaratıcı: M.A. Lovretta

 

Oyuncular:

Anna Silk
Bo
Kris Holden-Ried
Dyson
Ksenia Solo
Kenzi
Richard Howland
Trick
Zoie Palmer
Lauren
K.C. Collins
Hale

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1429449/

http://www.showcase.ca/lostgirl/

http://www.syfy.com/lostgirl

 

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /