Archive for the ‘Macaristan Sineması’ Category

Eğlenceli bir Amerika Macaristan yapımı film Immigrants. İlk bakışta film, Amerikadaki göçmenlerin hayatını anlatıyormuş gibi gözükse de, Amerikan rüyasını anlatmaya daha yakınmış gibi duruyor. Tabi film eleştirilerini de eksik bırakmamış.

Film Türkiye’de ilginç bir isimle vizyona girmiş. Göçenler göçürenler, ne varsa götürenler. Bu ismi filme kim verdiyse hangi mantıkla verdiyse o şahsı taktir ediyorum. Bu isim göçmenlerin Amerika’yı soyup soyduğu yönünde bir imaj bırakıyor. Lakin filmde böyle bir şeyde yok…

Hikaye, California’da yaşayan Rus Vladislav ve Macar Joska’nın başından geçenlerden oluşuyor. Rus Vladislav’ın bir kızı var ve Vladislav onun eğitimini iyi yapması için çabalıyor. Ancak Rus ve göçmen olması çalışma iznindeki zorluklar buna pek fazla olanak tanımıyor. Tabi Rusya’dan ve Macaristan’dan gelmiş bu iki arkadaş önce kapitalizmin soğuk yüzü ile karşılaşıyor burada.

Vladislav Amerikalı’lar tarafından tehditle ucuza çalıştırılırken bu işin böyle gitmeyeceğini düşünürler. Birlikte kaldıkları göçmenlerle birlikte iş kurmaya çalışırlar. Ancak ceplerindeki paralar buna yetmez. Sonunda Vladislav süper hiper markette bir iş bulur. İşi daha fazla insanın ihtiyacı olmayan ürün sattırmaktır. Vladislav işi kabul eder ancak Joska insanları kandırmanın kötü bir şey olduğunu ona anlatır. Bu Vladislav’a da terstir aslında. Vladislav Rus olması sebebi ile kadınlar tarafından çok tutulur. Kısa sürede yükselir. Vladislav bir süre sonra işten ayrılır.

Tabi iş deneyimleri bitmez. Kendi yerel yemeklerini yapar satarlar tutturamazlar, bütün işleri başarısızlığa gider. Ancak Vladislav’ın kızının eğitimi için paraya ihtiyacı vardır. Bir gün bir kulübe eğlence için giderler ancak içeriye giremezler. Çünkü zenginlerin girebildiği yerdir burası. Tesadüfen eğlence mekanının sahibinin Macar olduğunu öğrenirler ve adam onları içeri alır. Akabinde adam Joska’ya girişe görevli olarak çalışmasını teklif eder. Joska işi kabul eder.

Bir hafta sonra burada votka içme yarışması olduğunu öğrenen Vladislav yarışma için hazırlanır. Ancak gün geldiğinde içeriye giremez. Onu içeri almayan ise en yakın arkadaşı Joska’dır. Joska’da işindeki ciddiyeti sebebi ile yükselmeye başlamıştır. Ancak arkadaşlarını da kaybetme noktasına gelmiştir.

Bunun gibi bir çok olay var filmde. Her biri elbette anlatılamaz. Ancak iki arkadaşın kız tavlamak için yaptıkları diyet ve spor oldukça eğlenceliydi.

İçerisinde çok olan barındıran. Anlatılmakla bitmeyecek eğlenceli bir animasyon Immigrants (L.A. Dolce Vita). Hoç vakit geçirmek için kesinlikle izlenebilir.

Yönetmen: Gabor Csupo

Senarist: Billiam CoronelJosh Lieb

Seslendirenler:

Hank Azaria
Joska
Sándor Fábry
Károly Gesztesi
Judit Hernádi
Ferenc Hujber

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1193627/

Bir kaç yıl önce Rus bilim adamları deprem faylarındaki hareketlenmeleri incelemek için bir yerin altına doğru indiklerinde bazı seslerle karşılaşmışlardı. Bu sesler basında Cehennemden Gelen Sesler olarak yer bulmuştu. Tabi seslerin cehennemden geldiği konusunun ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartışılır ancak o dönem ki yorumum bu konudan bir sürü film çıkacağı yönündeydi. Ancak gözüme ilişen sadece bu film oldu.

Film çok ta tatmin etmese de, farklı yapı ve kurgusuyla, kendini izlettiriyor. Ancak filmin işleyişinde bir sorun var. Filmi izlerken merak etmenize rağmen filmin içine giremiyorsunuz. Filmde bir samimiyetsizlik var. Duygu yoksunluğu hat safhada diyebilirim.

Bir sondaj istasyonunda, bilim adamları kaybolmuştur. İşinde iyi Jack adında bir güvenlik görevlisini olayları araştırması için gönderirler. İstasyonda kimse yoktur. Jack kum fırtınası yüzünden geceyi de burada geçirmek zorunda kalır. Aynı zamanda, merkezden konuyu iyice araştırması için, kalmasına karar verilir. Jack burada kalmaya başlar ama bu boş, terk edilmiş yerde garip ve gizemli şeyler olmaktadır. Jack bir gün boyunca kimseyi bulamaz ama ertesi gün güzel bir kadın koşarak gelir. Tabi aklımıza takılan birinci soru işareti bu kadının kim olduğudur? Öncelikle Jack onu neden bulamamıştır?

Kadın kendisini Doktor Jennie olarak tanıtır. Jack durumu merkeze bildirir ancak bilim adamları içerisinde bayan yoktur. Jack kadından şüphelenmeye başlar. Bu arada sondaj kuyusundan gelen garip sesler de aklımızı karıştırmaya yeter. Jack, Jennie’nin kimliğini araştırmaya başlar. Ancak merkezden aldığı bilgiler doğrultusunda da Kennie’i bir yere koyama ve onun şeytan olabileceği konusunda yoğunlaşır. Jennie’nin tavırları da aslında bunu desteklemektedir.

Jennie olan bitenlere karşı çok kayıtsızdır. Jack cesetleri bir bir bulur ama Jennie bunlardan etkilenmez. Kendine göre de mantıklı açıklamaları vardır. Ateşle barut yan yana gelmişken, kadın da şeytana benzerken aralarında bir yakınlaşma görür. Bu arada Jack ise ölen karısının hayalini görmektedir sürekli. Jack iyiden iyiye psikopata bağlar. Janne’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya uğraşır. Bu arada gördüğü halüsinasyonlar onun dengesiz davranmasına sebep olur. Film hayal ile gerçek arasında döner gider.

Bizde sonuca başlanan ama her dakikasında değişen, final akışı ile insanı meraka sürüklüyor. Tamam şimdi bitti bu kadar dediğiniz anda başka bir olay sizi farklı bir finale yönlendiriyor. Sonun bir türü gelmemesi insanı biraz sıkıyor. Ancak farklı konusu ve kurgusu, gelişen olaylar kendini izlettiriyor. Keşke oyunculuk daha iyi olsaydı diyorsunuz. Eş değerleri içerisinde vasat sayılabilir ancak son dönem korkuları içerisinde yükselebilir bir film.

Yönetmen: Anthony Waller

Senarist: Everett De Roche ,Anthony Waller

Oyuncular:

Kate Nauta Jennie Christianson
Adrian Paul Thomas ‘Jack’ Jackman
Meredith Ostrom Susan
Amanda Douge Kat
Anthony Waller Professor Borman
Arcadiy Golubovich Alex

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0812352/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /