Archive for the ‘Kore’ Category

 

 

Gisaeng Ryung 2011 Güney Kore yapımı bir korku filmi. Film 3D olarak çekilmiş ancak Türkiye’de Uzak Doğu filmlerini sinemada izleyebilmek gibi bir lüksümüz olmadığınından filmin 3D’siz kopyasını evde izlemek zorunda kalıyoruz. Gerçi bu film için sinemaya gider miydim o da tartışılır. Sanırım sırf güney Kore filmi diye izlemeye giderdim.

 

Film bir konu ve işleyiş bakımından bir Kore filminden çok Tayvan filmine benziyor. Klasik Tayvan korku filmlerin tadı filmin üstünde bolca var. Gerek mekanlar, gerek hikaye, bir Tayvan filmi izliyormuşum hissi yarattı bende. Oyuncuların Korece konuştuğunu duymasam ve oynayan kişileri pek tanımasam film için kesinlikle Tayvan filmi derdim.

 

Filmin konusu biraz karışık ilerliyor. İlk açılış sahnesinde bir kadının birilerinin ayaklarını bileklerinden keserken görürüz. Buna ise küçük oğlu Bin tanıklık eder. Olaylar durulup gündüze döndüğümüzde ise Bin’in annesinin cinnet geçirip, Bin hariç kim varsa hepsini öldürdüğünü öğreniriz. Bin’in kendileri ile birlikte yaşayan anneannesi bir süredir ortalıktan kaybolduğunu öğrenirler. Kadın şamandır ve mahallede ayin yaptığına dair söylentiler çıkmıştır. Hatta bir çok kişi bu olayın kadının başından çıktığını düşünmektedirler.

 

 

Bu sırada Bin’in tek akrabası olan amcası ve onun ailesi eve yerleşirler (bu kısmı pek anlamış değilim kim kimin akrabası biraz muallakta yada ben anlamadım). Aile eve yerleştiğin de Bin’in bir tuhaf olduğunu fark ederler. Bin tuhaf olmasına tuhaftır da evde de tuhaf şeyler olmaktadır.

Evde olan bu tuhaf şeylerin üzerine teyzesi evin girişindeki anneannenin şaman tapınağına girer. Burada bazı kitaplar bulur. Ancak Bin kadına kızar ve oraya girmemesi konusunda uyarır. Bu arada sessiz sakin Bin’e bir şeyler olmuş, birden hareketlenmiştir. Olayı inceleyen polis memuru başta olmak üzere sınıfında kendisine zorbalık yapan bir kaç çocuğu da öldürür.

Teyze Seo-Ni’nin onlarla birlikte yaşayan kardeşi Yoo-Rin’de tuhaf şeyler hissetmektedir. Tabi evdeki garip durum kişilerin arasını da açmaya başlamıştır. Bir süre sonra anneanne de bilinçsiz halde bulunur. Durumu izah etmeye çalışır. Bu arada Seo-Ni durumu çözmüştür. Flash back’ler ile ne olup bittiğin anlarız.

 

Bin’in ailesi, Bin’in hastalığının iyileşmesi için yetim bir çocuğu şaman ayini ile kurban ederler ve şaman odasında bir küpün içerisinde cesedini saklarlar. Ölü çocuk ise intikam almak için geri dönmüştür.

 

 

Özetle film benim beklentilerimi karşılayamadı. Filme ek  olarak aile yapıları ve çatı altındaki ilişkilerde eklenerek analiz edilmeye çalışılmış ancak pek başarılı olduğunu söyleyemeyeceğim. Film korku filmi olarakta beklentileri karşılayamıyor. Oyunculuk çok iyi diyemeyeceğim. Film içerisindeki en iyi oyunculuk Seo-Ni karakterini canlandıran, Han Eun-Jung‘a ait diyebiliriz. Tabi bir de Bin karakterini canlandıran ufaklık Lee Hyung-Suk‘i unutmamak gerekir. Kısacası örneği çok olup fazla özelliği olmayan, izlense de, izlenmese de olur bir film Gisaeng Ryung.

 

Yönetmen: Yang Yun-Ho

 

Senaryo: Kim Yoo-Ra

 

Oyuncular:

Han Eun-Jung - Seo-Ni

Hyomin - Yoo-Rin

No Min-Woo - Dedektif Cheol-Woong

Park Seong-Min - Jang-Hwan

Hwang Ji-Hyun - Ga-Hee

Lee Hyung-Suk - Bin

 

Linkler:

http://asianmediawiki.com/Ghastly_(2011-Korean_Movie)

 

 

 

Yavaş yavaş Kore dizilerine olan inancım, inanç demiyeyimde, ilgim azalmaya başladı. Buna en büyük etken artık kendini tekrar ediyor olması. Tamam diziler kendini tekrar edip belli bir formatta ilerleyebilir ancak olay örgüsü, bunun kullanımı ve oyunculuk ve bunun gibi diziyi izleten sebeplerin sağlam olması gerekli. Kore dizi sektörü de bunu kaybetmeye başlıyor gibi.

 

Dong-an-min-nyeo 2011 yapımı bir dizi. Bana ekstra bir izleme zevki sunmayan madem başladım bitireyim edasıyla devam ettiğim bir dizi. Hikaye zamanı çok kısıtlı. Bu kısıtlı süreç aktif olarak kullanılamamış. Her bölüm bir şey olacak diye bekliyorsunuz ancak diğer bölümlerin tekrarından başka bir şey karşımıza çıkmıyor. Tabi her iki üç bölümde bir hikayenin kendini tekrar etmesi ise dizinin en büyük eksisi.

 

Film her K-dramada oluğu gibi bir aşk dörtgeninde geçiyor. Hikaye yine belli fakir kız zengin erkek(ler). Dong-an-min-nyeo’da baş kahramanımız, Lee So-yeong. Lee So-yeong 33 yaşında babası evi terk ettiğinden beri annesi ve kız kardeşine bakan bir kadındır. Çalıştığı firmadan yaşı yüksek olduğu için çıkartılır ve yerine genç bir kız alınır. Lee So-yeong kendine yeni bir iş arar ancak sürekli yaş engeline takılır.

 

 

Lee So-yeong’un sorumsuz kız kardeşi Lee So Jin, Lee So-yeong’un geçici olarak çalıştığı bir yerden pahalı bir mont çalar ve bir bara gider. Lee So-yeong kendini takip eden ablasından kurtulmak için o sırada muhabbet ettiği Choi Jin-wook’e montu verir. Choi Jin-wook ile Lee So-yeong montu çekiştirmeye başlarlar ve ortalık birbirine gider. Her ikisi de bar da rehin kalırlar. Lee So-yeong,  Choi Jin-wook yarımı ile buradan kaçar ve  Choi Jin-wook’u orada bırakır. Bunun üzerine  Choi Jin-wook intikam için onu aramaya başlar.

 

Lee So-yeong işsiz evde otururken Lee So Jin ona kendisi yerine ünlü giyim firması Style’a gitmesini söyler. Lee So-yeong firmaya gider ve bir haftalık stajyer olarak çalışmaya başlar. Ancak kardeşinin yerine gittiği için herkes onu Lee So Jin ve genç olarak tanır. Bu sırada onu arayan  Choi Jin-wook’ta orada çalışmaktadır. Choi Jin-wook burada yakınlaşmaya başlarlar ancak Choi Jin-wook ondan yaşça küçüktür.

 

Bu sırada şirketin patronu Ji Seung-il’de Lee So-yeong’a karşı bir şeyler hissetmeye başlamıştır. Ancak şirket yönetiminden birinin kızı olan Amerika’da tasarım ödülleri almış Kang Yoon-seo’da hem annesinin iktidarı hemde uzun süredir Ji Seung-il’den hoşlandığı için onun peşindedir. Ji Seung-il’in  Lee So-yeong’a ilgisini öğrenen Kang Yoon-seo’da şirkette tasarım bölümünün başına gelerek çalışmaya başlar.

 

 

Lee So-yeong’un yaptığı tasarımlar çok başarılı olunca ve  Kang Yoon-seo onun hakkındaki gerçeği öğrenince de Lee So-yeong’un kuyusunu kazmaya çalışır. Lee So-yeong’un amacı ise ilk elbisesini tasarladıktan sonra firmadan ayrılmaktadır. Nitekim ilk tasarımı satışa sunulduğunda Lee So-yeong kendisi hakkında her şeyi söyleyerek firmadan ayrılır. Ancak firma içerisindeki çekişmelerden dolayı Lee So-yeong yine firmaya döner ve tasarımlara başlar. Lee So-yeong’un tek hayali elbise tasarlamaktır ve bu  Kang Yoon-seo ile yarış halinde geçer.

 

Bu arada firma sürekli tasarım yarışması düzenlemektedir. Tasarımcılar rutin işlerini bırakırlar ve bu yarışmalar için hazırlanırlar. Yanlış hatırlamıyorsam üç yarışma olur. Dizi de bu yarışmaların üzerinden döner. Kang Yoon-seo şike yapar, Lee So-yeong’un başına bir şeyler gelir ve dizi bu şekilde sürer.

 

Bu arada Lee So-yeong’a aşık olan, Choi Jin-wook, onun gerçek yaşını öğrendikten sonra surat yapar. Choi Jin-wook’un babası da bu durumu onaylamaz. Ne tesadüftür ki Lee So-yeong’un sorumsuz babası da  Choi Jin-wook’un babasının Jokbal restoranında çalışmaktadır. Tabi bu durum işleri iyice karıştırır.  Lee So-yeong, Choi Jin-wook’a aşık olmasına rağmen onu geri çevirir. Ancak  Choi Jin-wook onun peşini bırakmaz. Lee So-yeong, Kang Yoon-seo’yu alt ettikten sonra Choi Jin-wook’a da evet der. Özel tasarımlar yapmaya başlar. Yıllar geçer evlenirler be çocukları olur.

 

 

Dizi oyuncuları ödül almışlar oynadıkları rol sebebi ile ancak ben öyle çok güzel bir oyunculuk göremedim. Dizinin etkili müzikleri de yoktu. Sıradan başlıyor ve sıradan bitiyordu. Görüntüler mekanlarda oldukça sade ve sıradandı. Yani ben neyine ödül vermişler pek kestiremedim.

 

Özetle ben K-drama kaçırmam diyorsanız izleyin. Ancak kısıtlı vaktiniz varsa bu dizi için bu vakti harcamaya değmez benden söylemesi.

 

Yönetmen: Lee Jin-seo (이진서),Lee So-yeon-I (이소연)

Senaryo: Jeong Do-yoon (정도윤),Oh Seon-hyeong (오선형)

 

Oyuncular:

Jang Nara 장나라 - Lee So-yeong (이소영)

Choi Daniel 최 다니엘 - Choi Jin-wook (최진욱)

Ryoo Jin 류진 - Ji Seung-il (지승일)

Kim Min-seo 김민서 - Kang Yoon-seo (강윤서)

Yoon Hee-seok 윤희석 - No Yong-joon (노용준)

Hyeon Yeong 현영 - Ji Joo-hee (지주희)

 

Linkler:

http://wiki.d-addicts.com/Baby-faced_Beauty

http://www.koreandrama.org/?p=7835

 

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /