Underworld: Awakening

Serinin dördüncü devam filmi Underworld: Awakening. Ne yalan söyleyeyim filmin beni pek tatmin ettiğini söyleyemeyeceğim. Sırf aksiyona dayanan filmin bir senaryosu olduğundan şüpheliyim. Elbette bir çekim senaryosu vardır ancak bu senaryonun bir konu içermediği aşikar. Biz bir devam filmi çekelim bol aksiyon olsun demişler ve filmi yapmışlar.

Öyle ki aksiyondan başım döndü desem yalan söylememiş olurum. Filmin ilk dakikalarından itibaren olanı biteni anlama bir anlam verme çabasına düştüm. Baktım olmuyor, bu arada da film akıp gidiyor bari aksiyona kendimi bırakayım film bitsin dedim. Filmde bu kadar aksiyon varken de filmin finalinin oldu bittiye gelmesi ayrı bir konu.

Üçüncü filmde görmediğimiz Kate Beckinsale bu filmde yine karşımızda. Belkide filmin en büyük artısı bu. Üçüncü film araya sıkışmış, sanki ikiden, dördüncü filme atlamış gibi bir durum var. Selena karakteri sevgilisi olan Lycan ile birlikte kovalanmaktadır. İnsanlar tarafından sıkıştırılır ve denizde bomba ile etkisiz hale getirilir. Yıllar sonra ise uyanır. Uyandığı yer ise, denek olarak tutulduğu bir laboratuvardır. Buradan bir başka deneğin yardımı ile kaçar.

Selena ortalıkta dolanırken zamanın baya geçtiğini, insanların tüm diğer yaratıkları yok ettiğini öğrenir. Kaçanlar ise yer altına saklanmışlardır. Bu arada Selena’nın kaçtığını öğrenen vampirlerin liderinin oğlu onu bulmaya gider ve eli ile koymuş gibi bulur. Bu ikili daha sonra Selena’yı kaçıran diğer deneği bulurlar. Bu genç bir kızdır ve Lycanlar’da onun peşindedir. Selena öğrenir ki  Lycanlar kızın peşindedir. Vampirlerin saklandığı yere giderler ancak burada Lycanların saldırısına uğrarlar. Kızı da onlara kaptırınca geri almak için büyük yıkım yaşanır.

Durum bundan ibaret. Filminin başından bitişine kadar aksiyon mevcut. Filmin durduğu yerlerde, gereksiz diyaloglardan, hikayenin tam oturmamış olmasından kaynaklı, izleyiciyi sıkma durumu mevcut. Tabi bir yerde insanın aksiyondan filme odaklanması da, izleyiciyi zorluyor. Yani kısacası izlenmesi zor bir film.

Özetlemek gerekirse bence serinin en kötü filmi Underworld Awakening. Aksiyon sahneleri dışında hiç bir şey vadetmiyor. Oyunculuklar filme göre başarılı. Zaten kadroda Kris Holden-Ried‘i de görmek beni sevindirdi. Garibimin kaderi kurt adam olmak sanırım. Yakışmıyor da değil hani. Neyse özetlemek gerekirse, serinin meraklısın izlemesi gereken (her ne kadar seri ile alakası olmasa da), onun dışında aksiyon sevmeyen vampir filmidir izleyelim diyenler için zor ve boş bir film.

Yönetmen: Måns MårlindBjörn Stein

Senaryo: Len WisemanJohn HlavinJ. Michael StraczynskiAllison BurnettKevin GreviouxDanny McBride

Oyuncular:

Kate Beckinsale
Selene
Stephen Rea
Dr. Jacob Lane
Michael Ealy
Detective Sebastian
Theo James
David
India Eisley
Eve
Kris Holden-Ried
Quint

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1496025/

Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email

The Ultimate Gift

Jim Stovall‘ın aynı adlı romanından uyarlanan filmin yönetmen koltuğunda Michael O. Sajbel var. Aslında kendisini doksanların filmlerinden özel efektçi olarak tanıyoruz. Hikayeye baktığımızda, aslında bildiğimizin haricinde bir şey karşımıza çıkmıyor. BU konuyu içeren onlarca filmi izlediğimi söyleyebilirim. Bu filmi ise izlenebilir kılan, kurgusu ve doğal oyunculukları.

Film beklenenin dışında bir gidişat sergilemiyor. Bu bağlamda oldukça düz bir hikayeye sahip. Arada sırada da olsa, kurgular arası geçişte sıkıntılar yaşadım Film dramatik açıdan yoğun olmasına rağmen sahne aralarındaki geçişler, beni biraz sıktı gibi. Hikayenin sonunu tahmin ederken, bir türlü gelmeyen sahneler, bu sıkıntıya en büyük sebepti.

Red Stevens, kendi çabaları ile büyük başarılar elde etmiş büyük bir şirket kurmuş ve zengin olmuştur. Bu zenginlikten ailesi de nasibini almıştır. Ölümüne yakın vasiyetini içeren bir video bırakmıştır. Red ailesine her şeyi vermiş ancak onlara bir anlamda kötülükte yapmıştır. Hayata karşı göğüs germelerini engellemiştir. Bu hatasını da ölümüne yakın anlamıştır. Vasiyet videosunda herkese şartlı olarak bir şeyler bırakır. Ancak en büyük mirasını torununa bakmaya karar verir. Onun içinde de kendisine  bulunan cevheri görmüştür.

Ancak Jason’un bütün bu paraya ulaşabilmesi için bazı testlerden de geçmesi gerekmektedir. Tabi bu testler sırasında lösemili küçük bir kız ve annesi ile tanışır. Aslında Jason’un hayatını değiştiren kişilerle tanışmış olmasıdır. Jason bu şekilde bir insanın hayatında olması gereken bir çok olguyu, duyguyu öğrenir ve tadar.

Filmde Jason’un bu sınav süreci, oldukça hızlı ve basite indirgenmiş olarak karşımıza çıkıyor. Sahneler arası geçişlerde atlamalar oluyor. Bu kısımları bağlayan ise müzikler. Filmin müzikleri oldukça başarılı. Başarılı bir soundtrack’a sahip film. Film dram filmi olmasına rağmen fazla ajitasyon yapmamış. Yani her şey yerli yerinde. Başarılı oyunculuklar filmi izlenebilir kılıyor.

Görsellik ve kamera açıları oldukça sıradan. Filmin sanat ve görüntü yönetmenleri pek fazla iş yapmamışlar. Hikayenin doğallığı, daha doğrusu anlatımın doğallığı, filmi başarılı kılıyor. Özetlemek gerekirse izlenebilir başarılı bir film The Ultimate Gift. Bu arada filmdeki en iyi oyunculuk, Abigail Breslin‘e ait.

Yönetmen: Michael O. Sajbel

Senaryo: Cheryl McKayJim Stovall (kitap)

Oyuncular:

James Garner
Howard ‘Red’ Stevens
Bill Cobbs
Mr. Theophilus Hamilton
Lee Meriwether
Miss Hastings
George Lee
Pastor (as George Lee Masters)
Brett Rice
Bill Stevens
D. David Morin
Jack Stevens
Abigail Breslin
Emily Rose

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0482629/

http://www.theultimategift.com/

Related Posts with Thumbnails
Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email