Archive for the ‘Hollanda Sineması’ Category

2010 Hollanda yapımı, yönetmen koltuğunda ise, Antoinette Beumer‘ı gördüğümüz başarılı bir film Loft. Kurgusu bizi zorluyor. Senarist izleyiciyi ters köşe yapmak için bin bir takla atmış. Ne yalan söyleyeyim başarılı olmuşta. Ancak filmin 2008′de çekilen bir versiyonu da varmış. Yönetmen koltuğunda ise, Erik Van Looy oturuyormuş. Senarist bu filmden de bildiğimiz Bart De Pauw. Yaptığım araştırmalar sonucunda bu ilk filmin, şu an yazdığım filmden daha iyi olduğu söylenmekte.

Bu filmde ise  Erik Van Looy‘a senaryo yazımında,  Saskia Noort yardımcı olmuş. Bunuda göz önünde bulundurursak aslında ilk ve ikinci film arasındaki tek fark yönetim olarak gözüküyor. Bir de Erik Van Looy filmin amerikan versiyonu için kolları sıvamış. Ancak bu kez sadece karakter ve konu haricinde senaryo başkasının elinde yani gelecekte başka bir film izleme ihtimalimiz var.

Öncelikle oyunculuklarla başlamalıyım. Ben hiç bir oyuncuda doğru düzgün mimik göremedim. Bu konuda oyunculuklar başarısızdı. Koca filmde o kadar kadın o kadar erkek varken sadece bir kadın ve bir erkeğin güzel olması ilginç bir noktaydı. Oyunculuk olmayınca insan bunlara dikkat ediyor tabiki. Onun haricinde senaryo izleyiciyi ters köşe yapmaya çalışırken ayrıntıları biraz atlamış. Ayrıntılara takıldığınızda asında bir çok soru işaretinden sonra final pek olduğu gibi güzel gözükmüyor insanın gözüne.

Beş yakın arkadaş çapkınlık yapmak için, bir çatı katı kiralarlar. Bu binanın mimarı da bu arkadaş grubundan biridir. Zaten bu teklifi kendisi sunar. Yapılan binanın film boyunca sürekli boş olması ilginç bir konu. Bu arada belirtmem lazım ki çatı katıda süper bir yer. Arkadaşlar ayarladıkları hatunlarla burada işlerini görmeye başlarlar.

Beş arkadaşın beş tane anahtarı vardır. Günün birinde yatakta bir ceset bulurlar ve hepsi çatı katında toplanır. Her biri bu cinayeti bir başkasının üstüne atar. Tabi bizde bu kurgunun içerisinde buluruz kendimizi. Beş arkadaşın beşi, tek tek suçlanır. Bu eşlerinin onlara oynadığı bir oyun olarak görünür ancak tüm kurgular onları sonuca götürmez…

Tabi ayrıntılı olarak hikayeye yazmaya gerek yok. İzlenmeyecek cinsten bir film değil. Oyunculuklar daha başarılı olsaydı belki yönetim ve senaryo biraz daha iyi olsaydı sinema tarihinde adı anılacak bir film olabilirdi. Ama durağan senaryosuna rağmen sıkılmadan izlenebilecek bir film.

Yönetmen: Antoinette Beumer

Senarist: Bart De PauwSaskia Noort

Oyuncular:

Anna Drijver
Ann Marai
Katja Herbers
Marjolein
Barry Atsma
Matthias
Kim van Kooten
Nathalie
Fedja van Huêt
Bart

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1606789/

http://www.loftdefilm.nl/

 

Festivalin izlediğim en iyi filmlerinden birisi de şüphesiz Svet-Ake (Işık Hırsızı)di. Film Kırgız yönetmen, senarist, oyuncu Aktan Abdykalykov‘a ait. Bu üç görevi de oldukça başarılı bir şekilde yerine getirmiş Aktan Abdykalykov ve eğlenceli bir sistem değişim filmi çıkarmış karşımıza.

Filmin ana karakteri Bay Işık Kırgızistan’ın küçük bir köyün tek elektrikçisidir. Bay Işık iyi niyetli ve saftır. Parası olmayan insanlara kaçak elektrik bağlar onların ihtiyaçlarını gidermesini sağlar. Ancak günün birinde yakalanır ve işten alınır. Ülkede ise yönetim devrilmiş, yeni bir yapılandırmaya girilmiştir. Kasabanın halkı genel olarak, iyi ve saftır. Bunların içinde ise örnek gösterilecek isim ise yine Bay Işıktır.

Bay Işık’ın ise en büyük hayali, kasabanın elektrik ihtiyacını karşılamak için dağın yamaçlarına doğru rüzgar gülleri koymaktır. Bunu tüm kasaba için istemektedir. Tüm projesini çizmiş ve her şeyi aklında hazırlamıştır. Bu arada, filmin kötü karakteri zengin müteahhit Behzat, köye ait alana yeni şeyler yapılması için savaş vermektedir. Buna köy muhtarı karşı çıkar. O alan köylülerin ortak alanıdır ve bozulmasını istemez. Müteahhit ve köy muhtarı arasındaki husumeti Bay Işık’ta bilir ancak ses çıkarmaz.

Bir gün, köy muhtarı ölür ve Behzat kasabanın yaşlılarını toplayarak, muhtarın güçlü kuvvetli, Mansur olması gerektiğini söyler. Kasabanın yaşlıları, bunu kabul eder. Mansur’da Bay Işık’ın yakın arkadaşıdır. Ancak Mansur, Behzat’ın işlerini görmesi için bir piyondur. Behzat hemen işlerini ayarlar ve aklındaki proje için, Japon iş adamlarını çağırır. Behzat Çinli yatırımcılar için bir çadır kurar, etrafını iyice kapatır. Amacı burada onları eğlendirmek ve köye yatırım yapmalarını sağlamaktır. Çadırın aydınlatmasını da Bay Işık yapmıştır ve Behzat onunda yanlarında olmasını ister. Çünkü Bay Işık’ın projelerini gösterecek ve onu tanıtacaktır.

Çadır içerisinde eğlence başlar içkiler, sazlar… Bu arada Behzat eski bir oyunu anlatır. Bir kadın devenin etrafında çıplak olarak dolanacak, adam da aynı şekilde çıplak olarak ellerini kullanmadan onunla ilişkiye girmeye çalışacaktır. Tabi karşılığında ödüllerde vardır. Çinlilerden biri, hemen atılır. Bay Işık utanıp bakamaz ama başını kaldırdığında geçen gün, evine gittiği yaşlı kadının torununu görür. Kızın ailesi başka bir şehre çalışmak için gitmiş, kız ise okulunu bırakıp, ninesine bakmaktadır.Yaşlı kadın Allah canımı alsa da şu kıza yük olmasam diye dua da etmiştir Bay Işık’ın yanında.

Bu durum karşısında Bay Işık dayanamaz ve duruma müdahale eder ortalığı karıştırır. Tabi dışarıya atılır. Artık onlara yandaş değil düşman olmuştur. Tabi Bay Işık’ın bir şekilde sonu gelmesi gerekmektedir.

Film genel hatlarıyla bakıldığında değişimin ne olursa olsun insanlar üzerinde bırakacağı yetkiyi anlatıyor. Tabi değişim, yeni dünya düzeni kapitalizm olduğunda insanları nasıl ezdiği, iyiye nasıl zarar verdiği ve insanların da aynı şekilse zalim olmaya ittiğini anlatıyor bize. Kapitalizm yada daha da genişletirsek, var olan yönetim düzenlerinin saf olan, kendileri ile olayan herşeye, her bireye  nasıl zarar verdiğini görüyoruz… Buradaki en ektin anlatım filmin son dakikaları olan çadır ve final sahnesidir. tam anlamıyla noktasına gönderme yapmıştır burada yönetmen…

Film görsel açıdan da insanı tatmin ediyor. Bilinmeyen bir Kırgız dağ köyü, onların yaşantısı, dağlar tepeler yapılar derken, görüntü yönetmenin de başarısı ile bize çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Etkileyici güzel bir film Svet-Ake. Yüz gülümseten, düşündüren başarılı izlenilmesini tavsiye edeceğim bir film. Anlattığım hikaye dışında bir çok ara hikaye barındıran ve her biri akıla yer edebilecek sahnelerle dolu Svet-Ake.

Yönetmen: Aktan Abdykalykov

Senarist: Aktan AbdykalykovTalip Ibrahimov

Oyuncular:

Aktan Abdykalykov
Svet-Ake
Taalaikan Abazova
Bermet
Askat Sulaimanov
Bekzat
Asan Amanov
Esen
Stanbek Toichubaev
Mansur

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1646979/

http://film.iksv.org/tr/film/106

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /