Archive for the ‘Erotik’ Category

 

Film ünlü Fransız müzisyen Serge Gainsbourg‘un çocukluğundan başlamak üzere hayatını eğlenceli bir şekilde anlatmış. Filmin yönetmen koltuğunda Joann Sfar var. Joann Sfar filmi kendi çizgi romanından uyarlamış ve ekranlara taşımış. Gerek filmin fantastik boyutu gerekse işleyişi oldukça başarılı. Tabi bu bir biyografi olunca filmi tam anlamıyla biyografi bekleyenleri hayal kırıklığına uğratacaktır. Film tam anlamıyla Joann Sfar‘ın hayranı olduğu Gainsbourg‘u kendi gözü ile artısı ve eksisi ile anlatmakta.

Filmin ana temasını Gainsbourg’un  Valse de melody oluşturmakta. Bu ise filme ayrı bir tat vermiş. Filmin melankolik yapısını hissettirmekte oldukça başarılı olmuş. Film küçük yaştan itibaren Serge’nin karakterinin şekillenmesini bu karakterin oluşturduğu alt karakterlerinin açılımının anlatımı oldukça başarılı. Serge’nin sürekli kukla Serge ile zıtlaşması onun içinde bulunduğu ikilemi başarılı bir şekilde anlatmakta.

Oysa baktığımızda Serge’de bizim gibi sıradan bir insan. Müziklerinin popüler olmasını istemeyen, sakar, kadınlarla konuşmakta zorlanan biri. Ancak ortaya ikinci Serge’nin çıkması ile birlikte bütün bunlar Serge’de ikilem olarak ortaya çıksa da ilk Serge’den daha baskın çıkıyor. Tabi bu anlatım her ne kadar kafa karıştırıcıysa filmdeki anlatım o kadar basit ve eğlenceli.

Film çekim teknikleri ve kurgusu bakımından başarılıyken, gerçek hayattaki karakterleri canlandıran oyuncular özenle seçilmiş ve başarılı bir performans yakalamışlar. Her bir oyuncu oynadığı karakterin hakkını başarılı bir şekilde vermiş. Öyle ki oyuncular ve gerçek karakterlere baktığınız da benzerlik yüzünden şaşırıp kalıyor, tereddüte düşüyorsunuz.  Tabi bu oyuncular içinde sıyrılan pek ve insanı şaşırtan bir oyuncu varsa o da Laetitia CastaBrigitte Bardot‘u oldukça başarılı bir şekilde canlandırmış. Tabi bu kadar iyi seçimler arasına bazı istisnalar da serpilmiş durumda.

Elbette film Serge’nin hayatını tam ayrıntısı ile anlatmamıştır. Bu konuda biraz kopukluklar göz batmaktadır. Uyuşturucu meselesine hiç değinilmemiş ancak sürekli kafasının iyi gezmesi, elinden düşmeyen sigara filmde bütünleyici unsur olmuştur. Tabi tam ayrıntı beklemekte biraz gereksiz olur.

Bir çok ince detaya yer verilmiş filmde. Aslında kurgu da filmi kurtarıyor ancak tam anlamıyla baktığınızda senaryoda bazı eksikler göze çarpıyor. Eminim ki bu noktalar çizgi romanda doldurulmuştur. Film aşamasına geldiğince kırpmak gerektiğinden kırpılmıştır. Filmi izledikten sonra Serge hakkında bir çok bilgiye sahip oluyorsunuz.

Genel anlamıyla başarılı bir film. Ancak biyografi niteliği taşıdığı için bazı bünyeleri gerebilir. Yazının başında da anlattığım şaşalı bir o kadar da melankolik, fantastik anlatım filmi izlemek için de ayrı bir sebep. Meraklısının izlemesi gereken bir film Gainsbourg Vie héroïque.

Yönetmen – Senarist: Joann Sfar

Oyuncular:

Eric Elmosnino
Serge Gainsbourg
Lucy Gordon
Jane Birkin
Laetitia Casta
Brigitte Bardot
Doug Jones
La Gueule
Anna Mouglalis
Juliette Gréco
Mylène Jampanoï
Bambou

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1329457/

Yazmadığım dizilerden biri de Spartacus: Blood and Sand’mış. Tabi dizi önümüzdeki günlerde üçüncü sezonuna başlayacak (takip edenler için iyi bir haber olabilir bu). Dizi Ocak 2011 yılında görücüye çıkmış, bol kan ve şiddet sahnelerinin yanına, erotik sahneler de eklenince bilhassa erkek izleyiciler için mükemmel bir dizi olmuştu. Bunun yanı sıra dizinin kurgusu bilindik ve çok kafa kurcalamayacak şekilde geçse de bölümler kendisini teker teker izletir olmuştu.

İlk sezon 13 bölüm olarak tasarlanmış ve Spartacus’ün gladyatör evindeki ayaklanmasına kadar sürmüştü. Diziye gelen tepkiler üzerine ikinci sezon onayı verilmiş ve çekim hazırlıklarına başlanmış. Ancak dizide Spartacus’ü canlandıran Andy Whitfield‘in kanser olması üzerine diziye ara verilmişti. Bu esnada Starz kanalı beklentileri dizginlemek için altı bölümlük Spartacus: Gods of the Arena serisini yayına sokmuş.

Spartacus: Gods of the Arena’da ise hikaye dizinin ana karakterlerinin geçmişlerin konu edilmesiydi. Bu hikaye ise Spartacus dönemine kadar geliyordu. Andy Whitfield‘in hayatını kaybetmesi üzerine ise Liam McIntyre Spartacus için uygun görülmüş. Yani Ocak 2012 sonuna doğru yayınlanacak yeni sezon olan Spartacus: Vengeance’de kendisini Spartacus olarak göreceğiz. İlk sezon sonu ile Spartacus gladyatörleri ayaklandırmış ve özgürlüklerini ilan etmişlerdi.

Dizinin hikayesini anlatmıyorum. Orjinaline sağdık olarak ilerliyor. Tabi dizi de olunca bütün her şey ayrıntılı olarak anlatılarak kendini rahatça izlettiriyor. Benim diziyi izleme sebeplerimden biri de gönlüme Zeyna olarak taht kurmuş Lucy Lawless‘i ekranda görmemdi. Ancak Blood and Sand sonunda kendisini öldürülmüş olarak gördük. Bu sezon kendisinin olmasını ümit ediyorum.

Senaryo, diyaloglar ve kurgu bakımından çok başarılı bir dizi diyemeyeceğim. Çekimler standart, ekstra bir aksiyona girilmemiş. Müziklerde aynı derece çok fazla akılda kalıcı değil. Sahneleri kurtarır şekilde. Bolca kullanılan efektlere gelirsek aslında biraz amatörce kalmış diyebiliriz. Belki daha iyi olabilirlerdi. Efekler sanki filmden dönemden sıyrılıp başla bir şeymiş gibi dizinin konusu itibari ile pek bağdaşmıyor gibi. Tabi bu da düşünülmüş ayrı bir unsur olabilir. Dizinin genel olarak renk tonlamasını beğendiğimi söyleyebilirim.

Bunların haricinde dile getirilecek şeyler şu an için bu kadar. Eğer izlemediyseniz geç kalmış sayılmazsınız. Kan, şiddet ve erotizmin bolca olduğu bir dizi, öncelikle belirtmek lazım.

Yaratıcı: Steven S. DeKnight

Oyuncular:

Manu Bennett
Crixus
Lucy Lawless
Lucretia
Andy Whitfield
Spartacus
John Hannah
Batiatus
Peter Mensah
Doctore
Nick Tarabay
Ashur

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1442449/

http://www.starz.com/originals/spartacus

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /