Archive for the ‘Erotik Sinema’ Category

Bir Tinto Brass klasiği ile karşı karşıyayız. Film için ne demeli bilmiyorum. Yine çelişkili yorumlar ardarda gelebilir. Sanatsal bir film mi, pornoya kaçan erotik mi düşündürücü. Ancak mevzu bahis bir Tinto Bras filmi olunca her şey mubah… Film teşhircilik üzerinde duruyor. Sarışın genç , güzel ve çekici bir kadının iç çamaşırı kullanmamaktadır. Tabi bu durumda birazda kendi isteği ile erkekleri baştan çıkarır.
Film erotik drama olarak geçiyor. Aslında hikaye teşhirciliğin yanında kıskançlık ve aldatma konularına değinmiş. Ancak filme göre şehvet (küçük aldatmalar) çiftlerin cinsel hayatına renk ve heyecan katacağı anlatılmış. Genç ve güzel karla sevgilisinden ayrı olarak farklı bir şehire gelir. Burada bir daire kiralar ve erkek arkadaşının gelmesini bekler. Sevgilisi Matteo ise, Carla’nın kendisini aldattığını düşünmektedir.
Matteo, Carla’ya inanmaz ve onu fazla bunaltır. Hatta telefonda ayrılırlar bile. Carla içindeki bunalımı atmak için, orada tanıştığı emlakçı Moria’nın evine gider. Ertesi gün ise Matteo çıkar gelir ve ikisini evde basar. Carla durumu izah eder ancak Matteo onu dinlemez… Matteo, Carla’nın geçmişinide sorgulamaya başlar…
Final olarak Matteo’da doğru yolu bulur ve Carla’nın yolundan gider. Ancak böyle bir fikir değişikliğine nasıl kapıldı ben anlayamadım. Görüntüler, çekimler her Tinto Brass filminde olduğu gibi başarılı. Carla karakterini oynayan Yuliya Mayarchuk ise tam anlamıyla nefes kesici…
Türü / Tinto Brass meraklısı için izlenmesi gerekli bir film… Boş vakitte de keyifle izlenebilir aslında…
Yönetmen: Tinto Brass
Oyuncular:
Yuliya Mayarchuk
Carla
Jarno Berardi
Matteo
Francesca Nunzi
Moira
Max Parodi
Marion
Mauro Lorenz
Bernard
Leila Carli
Nina

Amerikan Pastasıyla kelime dağarcığına eklenen ve porno sektörün direkt bir tür olarak kabul ettiği bir kelime Milf. Ancak filmimiz erotik öğeler içerse de porno film değil. Film Milf yani “mother id like to fuck” öğesi üzerine dönmekte film. Bakıyorum da mesaj neydi filmdeki? Aslında bir mesaj yok. Ancak şunu çıkarabiliriz filmin sonunda. Kimin annesi ile olursan (yada boyun kadar çocuğu olan diyelim) ol sonunda gideceğin kapı yaşıtındır. Bunu da sırf filmde mesaj olsun diye ben çıkardım.

Konu olarak saran bir film değil. Filmi izleten erotik sahneleri ancak onlar içinde bu film izlenmez. Gidiniz erotik film olma amaçlı film izleyiniz daha iyi. Gençlik komedisi olarak baktığımızda ise ne hareketler, ne diyaloglar ne de olay örgüsü bizi tatmin etmiyor. Bu sebepten dolayı film başıboş bir şekilde ilerleyip aynı şekilde bitiyor. Filmde kurgu, senaryo, diyolaog, çekim bakımından çok eksikler ve hatalar bulunmakta. Ben filmde güldüğüm bir sahne hatırlamıyorum. Oldukça sığ olan film, üniversitede geçmesine rağmen, yeni ergenlerin hoşlanabileceği bir yapım olmuş.

Brandon ve Anthony çocukluktan beri yakın arkadaştırlar ve aynı üniversiteye gitmektedirler. Burada Nate ve Ross adında iki tane de arkadaş edinmişlerdir. Bu dört arkadaşın aşk hayatları çok berbattır. Hiç birinin kız arkadaşları yoktur ve sürekli reddedilmektedirler. Bunun üzerine dört arkadaş, orta yaşlı annelerde şanslarını denemeye başlarlar. Her biri yaşadığı ilişkiyi videoya alacaktır.  Brandon ve Anthony bu işe pek sıcak bakmazlar ama birden kendilerini bu olayın içinde bulurlar.

Brandon ve Anthony’nin annesi de duldur. Anthony bir gün bir şeyler almak için Brandon’un evine gittiğinde, Anthony’nin annesini çıplak görür. Bu durumu Brandon’a anlatır ve özür dileyerek istemeden olduğunu söyler. Daha sonra ise tam tersi olur. Brandon, Anthonylerin evinin bahçesinde dolaşırken bu kez o da Anthony’nin annesini çıplak görür. Kadında onu görmüştür. Ertesi gün kadın Brandon’u görür ve kendisini çıkplak gördüğü için o da Brandon’u çıplak görmek ister. Derken aralarında gizli bir ilişki başlar.

İşler birden çığırından çıkar. Anthonylerde yapılan bir partide, Anthony, Brandon’un annesi ile olan ilişkisini gönderir, onu kovalar. Ancak daha sonra itiraf eder ki o da Brandon’un annesi ile birlikte olmaktadır. Tabi Brandon’un merkezinde dönen film Brandon’un yasıyı bir kız ile birlikte olması ile biter. Bu arada diğer elemanlarda Milf konusunda yarışa girmişlerdir.

Film her konuda boş. Komedi sıfır denebilecek kadar az. Sırf cinselliğe yüklenmek istemişler ancak onu da pek başaramamışlar. Yani kesinlikle zaman kaybı…

Yönetmen: Scott Wheeler

Senaryo: Jonathan HaugErik Estenberg (hikaye)

Oyuncular:

Jack Cullison
Brandon Murphy
Philip Marlatt
Anthony Reese
Joseph Booton
Nate
Ramon Camacho
Ross
Amy Lindsay
Holly Reese
Molinee Green
Lori Murphy
Rebecca Reynolds
Caroline

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1730704/

 

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /