Archive for the ‘Belgesel’ Category

İranlı ünlü yönetmen Cafer Panahi’nin son filmi perdedeydi. Aslında filmin adından da anlaşılacağı gibi bu bir film değil. Ekranda izlediğimiz ise Panahi’nin evde geçirdiği bir günü.

Tabi bu bir gün sıradan bir gün değil. Zaten bir sanatçı için sıradan bir gün olamaz. Son filmi için izin alamayıp üstüne üstlük hakkında altı yıl hapis ve yirmi yıl boyuncada mesleğini icra yasağı gelince Cafer Panahi izin alamadığı senaryosunu anlatmak için bir arayışa girmiş. Yine yönetmen olan arkadaşı Mojtaba Mirtahmasb’ı yardıma çağırır.

Cafer Panahi evdeki malzemeleri kullanarak düşündüğü atmosferi yansıtmaya çalışarak senaryoyu okumaya başlar. Ancak “Ayna” filminde de gördüğümüz gibi keskin bir dönüş yapar ve ”Madem anlatılabiliyor, film yapmaya ne gerek var?” sorusunu sorar ve anlatımı keser. Anlatabiliyorsak film yapmaya gerek yoktur.

Buradan sonra Cafer Panahi eski filmleri ve verdiği duyguları anlatmaya başlar. Akabinde Mojtaba Mirtahmasb evden ayrıldıktan sonra, çöpleri almaya gelen ve sanat fakültesinde okuyan gençle muhabbete başlar. Bu arada gencin söylediği bir cümle aslında durumu özetler. “Kendi mesleğimi yapamayacak olmam çok acı.”

Bu bir günlük süreçte Cafer Panahi kendisi hakkında çıkacak kararı beklemektedir. Bunun çaresizliği yansımaktadır perdeye.

Cafer Panahi hala hapishanede, belki hapiste yatmak ona film çekmemek kadar acı vermeyecek. Bu film ise Cannes’daki prömiyerinde gösterilmek üzere gizlice ülkeden çıkartılmış. Cafer Panahi benim yanımda kimseler yanmasın demesine rağmen Mojtaba Mirtahmasb’ın da pasaportuna ve bilgisayarlarına el konmuş.

Tabi bu apayrı bir konu. Bir yönetmenin bir sanatçının bir rejim yüzünden böyle gereksiz yere cezalandırılması ne acı. Bir diğer büyük acıysa Avrupa’da kurtuluşu işin seferber olunurken Türkiye’de haberinin bile çıkmaması. Aslında bu konuda İran’dan ne farkımız var o da ayrı bir konu.

Filmin arka fonunda geçen olaylar zaten İran’da olan bitenler hakkında ayrıntılı birli veriyor. Fazlasına hiç gerek yok. Film sonundaki yazılar da tam anlamıyla yerinde olmuş. Aslında bir tepki için bu filmin vizyona girmesi gerekli. Eminim ki destek için salonlar dolacaktır.

Yönetmen: Mojtaba MirtahmasbJafar Panahi

Senarist: Jafar Panahi

Oyuncular:

Jafar Panahi

Linkler:

http://filmekimi.iksv.org/tr/Filmekimi.asp?day=1&FID=18

http://www.imdb.com/title/tt1667905/

İranlı yönetmen Jafar Panahi‘nin 1998 yılında, 1997 Locarno Altın Leopar, 1998 İstanbul Altın Lale, 1998 Singapur En İyi Asyalı Yönetmen ödüllerini kazandığı filmi Ayneh. 2009′da Ahmedinejad’ın cumhur başkanı ilan edilmesinin ardından çıkan olaylarda hiç bir açıklama yapılmadan yönetmen, İran İslam Cımhuriyetine karşı film yapacağı açılmaması ile tutuklanmış ve kendisine film çekme yasağı getirilmiştir. Tabi tam bir açıklama yapılmamıştır tutuklanması hakkında.

Ayneh ise, yönetmenin başarılı filmlerinden biri. Yönetmen hiç bir yorum katmadan, İran’da geçen bir günü, yaşantıyı ekrana yansıtmış. İlk planda film belgesel özelliği de gütmekte. Film içindeki film, filmin gidişatını değiştirmekte. Burada izlemeyenler için hayal kırıklığı olabilir ama kullanılan deneysel dil burada oldukça başarılı. Tahran’ın cadde ve sokaklarında İran’ın sosyo-kültürel yaşantısını halkın gündelik hayatının içinde başarı ile yansıtmış.

Küçük Mina okuldan çıkar ve annesini beklemeye başlar. Ancak aradan uzun zaman geçmesine rağmen annesi gelmez. Nina çok bilmiş tavrı ile evine gitmek için koyulur. Kendisine yardım etmek isteyenler vardır ancak, Mina evini bilmediği için kimde ona yardımcı olamaz. Mina evine ulaşmaya kararlıdır. Öğretmeninin bir tanıdığı ile otobüs durağına kadar gider ve burada bir otobüse biner.

Nereye gideceğini, nerede ineceğini bilmemektedir. otobüs beklerken annesi ile sabah bindikleri otobüsü görür, şoförü tanır ve otobüse atlar. Son durağa kadar gelirler ancak Mina son durakta geldiği yeri tanıyamaz. Çünkü farklı istikamete gitmiştir. Şoför Mina’ya yardım eder ve geri dönecek otobüse Mina’yı yerleştirir. Mina otobüse biner ve yola koyulur.

Bir süre sonra küçük kız “ben bu filmde oynamak istemiyorum” diyerek otobüsü durdurur. Bu sırada kamera kayıttan çıkar ve film setini yönetmeni, ışıkçıyı, sesçiyi görürüz. Artık film bitmiştir. Küçük kız “filmde oynamak istemediğini söyler, film kıyafetlerini çıkarır kendi kıyafetlerini giyer ve otobüsü terk ederek evinin yolunu tutar. Ancak üstündeki mikrofonu çıkarmamıştır. Mina arkasında seti bırakarak, eve gitmeye koyulur.

Yönetmen ise Mina’yı takip etmeye başlar. Kurgu gerçeğe dönüşmüştür. Mina eve gidene kadar, bütün yolculuğunda onun bakış açısı ile gizlice kameraya alır. Bu şekilde Tahran / İran sokaklarının profili çıkar karşımıza. Yorum yapılmadan, direkt bir gözle. Film öyle gerçek mi kurgu mu, içinde kayboluyorsunuz…

Yönetmen – Senarist: Jafar Panahi

Oyuncular:

Mina Mohammad Khani
Mina
Kazem Mojdehi
Naser Omuni
M. Shirzad
T. Samadpour

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0117056/

http://film.iksv.org/tr/film/210

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /