Archive for the ‘Avusturalya Sineması’ Category

2010 Avustralya yapımı korku filminin yönetmen koltuğunda, Josh Reed oturuyor. Korku filmi denmeli mi bilinmez aslında. Film bizi korkutmuyor. Zaten filmde de her şey klasik başlıyor. Bir grup arkadaş, dağa geziye çıkarlar ve başlarına olay gelir. Ancak bu filmi izleten bunların haricinde bir başka husus daha var.

Film 12000 yıl önce başlıyor. Adamın biri bir kayaya şekiller çizmektedir. O çizme işine devam ederken, arkasından birisi yaklaşır ve onun öldürüldüğüne şahit oluruz. Bu arada filmi asıl çekici kılan buradaki görsellik ve yılların akıp gitmesi ile oluşturulan jenerik. Film bu açılış sahnesi ile kendine umut besletiyor.

Daha sonra hikaye günümüze geçiyor. Bir jipin içerisinde 5 arkadaşın yol aldığını görüyoruz. Bu kişilerden biri bitirme tezi için binlerce yıl öncesinde duvara şekil çizilen kayayı görmeye giderler. Arabayla gidebildikleri yere kadar giderler ancak ondan sonrası için yürümeleri gerekir. Bir mağaradan geçerekte gidecekleri yere varır ve kamp kurarlar. Her şey normal ilerlemektedir.

Ancak biz geçtikleri mağarada bir şeyler olduğunu hissederiz. Günün akşamında, kızlardan biri civardaki göle girer. Tüm vücudunu sülükler kaplar. Akabinde kız hastalanır. Sabaha karşı ise büyük , kocaman sivri dikleri olan bir yaratığa dönüşür ve arkadaşlarını yemeye çalışır. Geriye kalanların bu dönüşmüş yaratıktan kurulmak için dövüşmeye başlarlar. Kaçamazlar da çünkü araçları bozulmuştur.

Ekip arkadaşlarının bu son halini çözmeye çalışırken, kız başkalarını da öldürür. Hatta erkeklerden biri de dönüşmeye başlar. Onun dönüşeceğini bilen arkadaşları onu öldürmek isterler ancak yapamazlar. Kimse olana bitene anlam veremez. Ancak kendilerini de kurtarmaları gerekmektedir.

Herkes birbirini öldürmeye başlar. Tabi ayakta kalan asıl kızımızdır. O yaratık arkadaşından kaçarken mağaraya sığınır ve görür ki yaratık mağaraya girememektedir. Oraya girdiğinde ise bir kız arkadaşını hamile şekilde orada bulur. Mağara içerisinde bilinmeyen bir güç, yaratık tarafından rehin alınır. Bu arada hamile kalan kız da bir yaratık doğurur. Yaratığımız rehin alığı kıza tecavüz etmeye kalkışır akabinde.

Aslında filmi bu şekilde anlatmayacaktım ancak hikaye öyle acayip ki her şey anlatılmadan olmuyor. Filmin devamı gelebilecek nitelikte çünkü yaratık kıza tecavüz etti sanıyorum. Etmeseydi bir tekmeyle yaratık arkadaşını uçuramaz, felç bırakamazdı sanırım.  Neyse o kadar soru işareti de olsun artık.

Filmin görselliğini çok beğendiğimi söylemek isterim. Mekanlar iyi seçilmiş. Renklerin tonları canlılığı ayrı bir izleme zevki sunuyor. Ancak yönetim ve kurgu daha iyi olabilirdi. Hikayede açıklar mevcut. Adam akıllı masaya yatırsalar daha iyi bir film çıkabilirmiş ortaya. Müzikleri tam olarak hatırlayamıyorum açıkçası çok başarılı diyemeyeceğim. Oyunculuklarda ortada. Bazı efeklerde sırıtıyor gibi duruyor filmde.

Genel hatları ile bakıldığında boş vakitte izlenebilecek korkutmayan bir film. Eş değeri bir Amerikan filmine kesinlikle tercih edilebilir.

Yönetmen: Josh Reed

Senarist: Nigel Christensen (hikaye), Josh Reed

Oyuncular:

Krew Boylan
Mel
Ch’aska Cuba de Reed
Santiago Cuba de Reed
Lindsay Farris
Chad
Rebekah Foord
Kris
Damien Freeleagus
Warren

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1438534/

Bir kaç yıl önce Rus bilim adamları deprem faylarındaki hareketlenmeleri incelemek için bir yerin altına doğru indiklerinde bazı seslerle karşılaşmışlardı. Bu sesler basında Cehennemden Gelen Sesler olarak yer bulmuştu. Tabi seslerin cehennemden geldiği konusunun ne kadar doğru ne kadar yanlış olduğu tartışılır ancak o dönem ki yorumum bu konudan bir sürü film çıkacağı yönündeydi. Ancak gözüme ilişen sadece bu film oldu.

Film çok ta tatmin etmese de, farklı yapı ve kurgusuyla, kendini izlettiriyor. Ancak filmin işleyişinde bir sorun var. Filmi izlerken merak etmenize rağmen filmin içine giremiyorsunuz. Filmde bir samimiyetsizlik var. Duygu yoksunluğu hat safhada diyebilirim.

Bir sondaj istasyonunda, bilim adamları kaybolmuştur. İşinde iyi Jack adında bir güvenlik görevlisini olayları araştırması için gönderirler. İstasyonda kimse yoktur. Jack kum fırtınası yüzünden geceyi de burada geçirmek zorunda kalır. Aynı zamanda, merkezden konuyu iyice araştırması için, kalmasına karar verilir. Jack burada kalmaya başlar ama bu boş, terk edilmiş yerde garip ve gizemli şeyler olmaktadır. Jack bir gün boyunca kimseyi bulamaz ama ertesi gün güzel bir kadın koşarak gelir. Tabi aklımıza takılan birinci soru işareti bu kadının kim olduğudur? Öncelikle Jack onu neden bulamamıştır?

Kadın kendisini Doktor Jennie olarak tanıtır. Jack durumu merkeze bildirir ancak bilim adamları içerisinde bayan yoktur. Jack kadından şüphelenmeye başlar. Bu arada sondaj kuyusundan gelen garip sesler de aklımızı karıştırmaya yeter. Jack, Jennie’nin kimliğini araştırmaya başlar. Ancak merkezden aldığı bilgiler doğrultusunda da Kennie’i bir yere koyama ve onun şeytan olabileceği konusunda yoğunlaşır. Jennie’nin tavırları da aslında bunu desteklemektedir.

Jennie olan bitenlere karşı çok kayıtsızdır. Jack cesetleri bir bir bulur ama Jennie bunlardan etkilenmez. Kendine göre de mantıklı açıklamaları vardır. Ateşle barut yan yana gelmişken, kadın da şeytana benzerken aralarında bir yakınlaşma görür. Bu arada Jack ise ölen karısının hayalini görmektedir sürekli. Jack iyiden iyiye psikopata bağlar. Janne’in gerçek yüzünü ortaya çıkarmaya uğraşır. Bu arada gördüğü halüsinasyonlar onun dengesiz davranmasına sebep olur. Film hayal ile gerçek arasında döner gider.

Bizde sonuca başlanan ama her dakikasında değişen, final akışı ile insanı meraka sürüklüyor. Tamam şimdi bitti bu kadar dediğiniz anda başka bir olay sizi farklı bir finale yönlendiriyor. Sonun bir türü gelmemesi insanı biraz sıkıyor. Ancak farklı konusu ve kurgusu, gelişen olaylar kendini izlettiriyor. Keşke oyunculuk daha iyi olsaydı diyorsunuz. Eş değerleri içerisinde vasat sayılabilir ancak son dönem korkuları içerisinde yükselebilir bir film.

Yönetmen: Anthony Waller

Senarist: Everett De Roche ,Anthony Waller

Oyuncular:

Kate Nauta Jennie Christianson
Adrian Paul Thomas ‘Jack’ Jackman
Meredith Ostrom Susan
Amanda Douge Kat
Anthony Waller Professor Borman
Arcadiy Golubovich Alex

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0812352/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /