Archive for the ‘Anime’ Category

 

 

Yazar çizer Jin Kobayashi‘nin 2002 yılında başlayıp 2008 yılında biten mangasından uyarlanan animenin ilk sezonu School Rumble First Term. Oldukça eğlenceli başlayıp sonlara doğru dozunu düşürüp biraz saçmalamaya başlayan bir anime olma özelliğine de sahip. Ancak genel hatları ile bakıldığında kısa süresi ile zaman geçirten eğlenceli bir anime.

Adından da anlaşılacağı gibi anime okulda geçiyor. Bir grup arkadaşın başından geçenler konu edilmiş. Bu grup içerisinde ise ana karakter Tsukamoto Tenma adındaki öğrenci. Hikaye Tenma’nın lise ikinci sınıfa geçmesi ile başlıyor. Hikaye anlatılırken, bizde ilk sınıfa dair şeyler öğreniyoruz. 

 

Tenma uzun zamandan beri sınıfındaki Karasuma Oji, adlı garip çocuğa aşıktır. Ancak bunu bir türlü söyleyemez. Tabi Tenma’nın sakarlığı aptallığı da bir araya gelince olaylar eğlenceli bir hal alır. Bu arada okulun serserisi, Harima Kenji’de, Tenma’ya aşıktır. O da Tenma’ya duygularını ifade edememektedir. Öyle ki Tenma’ya yakın olmak için, okula geri döner, dersleri takip etmeye başlar. Aşkından şekilden şekile girer. Aşkından kendini hayvanlara verir, derviş olur, ermiş olur, böyle sert bir adam aşk mangaları yazmaya başlar. Üstelik bütün bu olanlara rağmen, sürekli yanlış anlaşılınca tabiki istediğine bir türlü ulaşamaz.

Animenin en sağlam ve en komik karakteri, Harima karakteri. Bütün hikaye onun üstünde dönüyor gibi. Hareketleri, tavırları, tepkileri animenin eğlenceli olmasının tek sebebi. Bu karakteri çıkarttığımızda anime oldukça yavan bir hal alacaktır. Ancak ilk on bölümden sonra düşen tempoyu Harima bile yükseltemiyor. Ancak siz Harima’nin hatırına animeyi izlemeye devam ediyorsunuz.

 

 

Tabi Karasuma, Tenma, Haruma arasındaki aşk üçgeni anlamsızlıklar, karmaşalar içinde geçerken, okulun zengin ve güzel prensesi, Sawachiga Eri, sınıf başkanı Hanai Haruki (Tenma’nın kız kardeşine aşık) Hanai’nin çocukluk arkadaşı ve ondan için için hoşlanan Suoh Mikoto, uçan kuştan haberi olan Akira Takano, kendi başına Imadori Kyousuke’de işin içine girince olaylar iyice karışıyor ve anime izlenir hal alıyor.

 

Bu şekilde bakıldığından aslında anime bir pembe diziden farksız gibi gözükmekte. Ancak sorun kimsenin kimseye bir şey diyememesi ve sürekli yanlış anlaşılmalar sürüp giderken animenin ikinci sezonu olan School Rumble Second Term’de işin içine bir de okul festivali girer. Bu sezonda ise kendi sınıflarının haricinde rakip bir sınıfta belirir. Yeni kişiler hikayeye katılırken bizim elemanlarda bu kişileri kullanarak duygularını açıklamaya çalışırlar. Elbette bu konuda muvaffak olamazlar.

 

 

İkinci sezon itibari ile anime daha çok iki sınıf arasındaki didişmeyi anlatmakta. Ancak doz iyice düşmüş. İkinci sezonda yeni karakterler dahil olmasına rağmen yine animenin en eğlenceli ve en sağlam karakteri, Haruma.

Animenin üçüncü ve son bölümü de yayınlanmış ancak henüz izleyemedim. Elbette daha eğlenceli animeler mevcut ancak bu anime de izlenilebilir. Belirtmem lazım ki jenerik müzikleri, dile dolanıyor…

 

Yazar – Çizer: Jin Kobayashi

 

Yönetmen: Shinji Takamatsu

 

Seslendirenler:

Luci Christian
Tenma Tsukamoto
Ami Koshimizu
Tenma Tsukamoto
Hiroki Konishi
Oji Karasuma
Yuka Nanri
Karen Ichijou

 

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0878037/

http://en.wikipedia.org/wiki/School_Rumble

Fena halde bunalım bir animeydi Texhnolyze. Daha ilk dakikalarda zorla izleneceğini belli ediyordu. Ağır hareketler, ilk  bölümlerdeki diyalogsuzluk izleyenlere zor anlar yaşatıyor. Eminim ki ilk iki bölümde animeyi izlemekten vazgeçenler olmuştur. Ancak bu durağanlık ve karamsarlık, insanı sıkarken aynı zamanda meraka düşmesine sebep oluyordu. Ancak şu da bir gerçek ki animede yaratılmış bu sorunlu ve bunalımlı dünya  en iyi bu şekilde hissettirilebilirdi izleyiciye.

Cyberpunk türü olan animede karamsarlığın olmaması olmaz. Bu sebepten dolayı ben de animeyi hiç kendimi sıkmadan izledim. Hayatımda izlediğim en uzun süreli anime olmuş olabilir. Bazen bir bölüm bazen üç bölüm birden ancak beli bir aralığa sıkıştırmadan sağ salim bitirdim animeyi. Zaten izlenebilecek en iyi zamanlama bu olurdu diyebilirim. Belirtmekte lazım ki Texhnolyze herkesin severek izleyebileceği bir seri değil. Çok fazla sabırlı, pek fazla meraklı olmak gerekiyor. Eh seri sonunda tatmin ediyor mu, ben bu konuyu tartışırım…

Hikaye her şeyi ile dünyaya benzeyen ancak yerin altına inşa deney amaçlı inşa edilmiş Lux şehrinde geçiyor. Bu şehirde yapay güneş ile, gece gündüz döngüsü ile tam anlamıyla yeni bir dünya yaratılmış. Ancak şehirde farklı gruplar iktidar kavgasına soyunurlar. Bu gruplar birbirine girerken gruplara üye olmayan halk ise sefalet içinde yaşamaktadır.

Lux şehrinde hayatını sürdürmek için ana karakterlerimizden biri olan Iche para ödüllü dövüşlere katılan bir boksördür. Günün birinde kendisi bir grup adam hırpalar ve onun çaprazlama bir kolunu ve bir bacağını keserler. Iche ölüme göz kırparak Lux sokaklarında dolanmaya başlar. Hatta onu labirent gibi olan bir kanalizasyon isteminin içine atarlar. Iche’nin buradan kurtulmasına Bu karanlık dünyada geçinmek için ödüllü dövüşlere katılan boksör Ichise, bir çatışma esnasında bir kolunu ve bir bacağını kaybeder. Ölümün eşiğinde, ona Ran adında küçük bir kız çocuğu yardımcı olur.

Ran, tilki maskesi ve çekçekli bavulla sürekli şehri dolanmaktadır. En büyük özelliği geleceği görebilmesidir ki bu sebepten dolayı, Lux’ta kendisine çok itimat edilir. Ancak Ran geleceğe dair çok kötü şeyler görmektedir ve bunu kimseye söylemez. Genelde Iche’nin etrafında dolanır. Hikaye aslıda Ran’ın gördüklerinin bize anlatılması olarakta düşünülebilir.

Iche yaralı bir şekilde kanalizasyondan kurtulduktan sonra artık son dakikalarını yaşarken, sarışın bir kadın onu bulur. Doc adındaki bu kadın onun kopan uzuvları yerine mekanik uzuvlar yerleştirerek onu denek olarak kullanır. Bu arada belirtmek lazım ki, Lux’ta bu şekilde mekanikleşmiş insanlar yaşamaktadır. Bu uzuvlara ve kişilere de Texhnolyze adı verilmektedir. Zaten şehirdeki bölünme bu sebepten olmuştur da diyebiliriz.

Iche öncelikle bu uzuvları kabul etmez ama daha sonra avantajlarını da görerek onla yaşamaya alışır. Doc ile beraber çalışan Organo lideri Onishi, Ihce’yi himayesi altına alır. Burada aslında Iche ile birlikte mekanikleşen insanın, aynı insan olup olmama çabasını da görüyoruz. Iche sürekli texhnolyze ile bir savaş içerisinde.

Ortalık o kadar karışıyor öyle büyük bir katliam oluyor ki, şehirde doğru düzgün insan kalmıyor. Bunun sebebi de aslında kafaları ve omurları ile birlikte tüm vücutlarını çeviren güç odaklı grup oluyor. Bu grup hatta yukarıdaki dünyayı bile istila etmeye çabalıyor. Lux’ta yeni bir düzen kurulurken bize de buna seyrici oluyoruz.

Sürekli tekrarladığım gibi zor, izleyicisini seçen bir anime Texhnolyze. Boş zamanlar için eğlencelik demeye alıştım ancak, bu anime için boş zamanlar için bunalımlık diyebilirim. Çizimler, müzikler, senaryo ve kurgusuyla ince ayrıntıları ile anime oldukça başarılı. Meraklılarına tavsiyemdir.

Yönetmen: Hiroshi Hamazaki

Senarist: Chiaki Konaka

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0409630/

http://en.wikipedia.org/wiki/Texhnolyze

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /