35 Rhums / 35 Tek Rom

Ünlü müzik grubu Tindersticks ve usta yönetmen Claire Denis’in (şairliği daha ağır basar bende) bileşkesi ile festival kapsamında gösterilen “CLAIRE DENIS – TINDERSTICKS: MÜZİK VE FİLM”kuşağında izlediğimiz filmlerden biri de 35 Rhums idi. Bu iki isimle de Trouble Every Day filmi ile tanışmıştım. Tabi müziklerin ve bu filme haz görüntülerin güzelliğinden bahsetmek ayrı bir konu.

Aynı duygular içinde filmi izlediğimde aklıma kazınan şeyler yine Tinderlicks’in yaptığı müzikler oldu. Elbetteki yönetmen Claire Denis’in kullandığı görsel materyaller oldukça başarılı ve filmle o kadar bağdaşıyordu ki, ancak müzikler yüzünden uzatılan bazı sahneler insanı sıkıyor. Yönetmenin bir çok filmi izlemiş biri olarak bu anlam veremediğim filmleri arasında yer almakta.

Film Fransız işçi sınıfına göz atmış. Film Lionel ve kızı Joséphine’in etrafında geçiyor. Lionel karısının intiharından sonra kızı Joséphine’ni büyütmüştür. Kız ise babasına çok düşkündür. Lionel bir yandan kızının kendisine gebe kalmasını istemezken bir yandan da ondan ayrılmak istemez. Lionel vatman olarak çalışmaktadır.

Bir gün üst kat komşuları Noé bir gün Joséphine’e ülkeyi terk edeceğini söyler. Burada anlarız ki Joséphine ve Noé sevgilidirler. Ancak filmde ortalık karışana kadar bundan haberimiz olmaz.  Akabinde diğer komşu taksici Gabriele, Lionel’e aşıktır. Bunu bakışlarından anlarız. Ancak geçmişte bir şey yaşamışlar mıdır pek ipucu yok. Zaten olaylar gerilim noktasına nasıl geliyor o da belli değil.

Bir gün bu dörtlü Gabriele’nin taksisine atlarlar ve konsere giderler. Derken araba bozulur ve kapatmak üzere olan bir bara giderler. Burada eğlenmeye başlarlar. Aslında burası eğlenmekten çok iplerin koptuğu yerdir. Joséphine ve Noé burada tartışır, Lionel barı işleten bir kadınla geceyi geçirir. Yani her şey bir birine girmiştir. Joséphine ise Noé’nin gideceğini bildiği halde söylemediğini düşündüğü babasına kızar.

Her şey birbirine girmiştir. Tüm bu olaylara birde Lionel’in emekli olan ve emekliliğe alışamayan arkadaşının kendi kullandığı tramvayın önüne atlayarak intihar etmesi ile olaylar iyice çıkmaza girer. Joséphine ve Lionel birden minibüslerine atlarlar ve Almanya’ya doğru yola çıkarlar. Annelerinin mezarını ziyarete burada da öğreniriz ki kadın almandır.

Film belli bir kurguya sahip olmaktan öte anlık reaksiyonları önümüze getiriyor. Yavaş ilerleyen temposu,sıradan insanların sıradan hikayelerini, sıradan bir şekilde anlatmaya çalışmış bir film. Hikaye sizi içine çekmezken, ilerleyen ağır tempo filmden daha da uzaklaştırıyor sizi. Bir süre sonra filmin müziklerini dinlerken kendinizi akan görüntülere boş boş bakıyormuş gibi hissediyorsunuz.

Tabi Almanya dönüşünde Joséphine ve Noé’nin evliliği ile film mutlu sona ulaşır. Ancak konusu anlatılması zor bu filmde Hangi olaylar durumu nereye getirmiştir, anlaşılmayan muallakta kalmış bir film. Filmin bir bar sahnesinde 35 tek romun sözü geçiyor ancak Lionel zamanı değil diye geçiştiriyor konuyu. Sanıyorum 35 tek rom iddia gibi bir şey.

Güzel müzikli, anlaşılmaz konulu, akıp giden görüntülerle, yetersiz diyaloglara sahip bir film. Ne karakterlerin düşünceleri ne de hissiyatları ekrana yansıtılabilmiş. Ancak burada gördük ki, Fransız işçi sınıfı olarak tabir edilen kısım, daha hizmete yönelik iş yapan kısım siyahiler. Ya da karakterler mi böyle seçilmiş bilmiyorum.

Yönetmen: Claire Denis

Senaryo: Claire DenisJean-Pol Fargeau

Oyuncular:

Alex Descas
Lionel
Mati Diop
Joséphine
Nicole Dogue
Gabrielle
Grégoire Colin
Noé
Jean-Christophe Folly
Ruben

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1100048/

http://film.iksv.org/tr/film/194

Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email

Svet-Ake / Işık Hırsızı

Festivalin izlediğim en iyi filmlerinden birisi de şüphesiz Svet-Ake (Işık Hırsızı)di. Film Kırgız yönetmen, senarist, oyuncu Aktan Abdykalykov‘a ait. Bu üç görevi de oldukça başarılı bir şekilde yerine getirmiş Aktan Abdykalykov ve eğlenceli bir sistem değişim filmi çıkarmış karşımıza.

Filmin ana karakteri Bay Işık Kırgızistan’ın küçük bir köyün tek elektrikçisidir. Bay Işık iyi niyetli ve saftır. Parası olmayan insanlara kaçak elektrik bağlar onların ihtiyaçlarını gidermesini sağlar. Ancak günün birinde yakalanır ve işten alınır. Ülkede ise yönetim devrilmiş, yeni bir yapılandırmaya girilmiştir. Kasabanın halkı genel olarak, iyi ve saftır. Bunların içinde ise örnek gösterilecek isim ise yine Bay Işıktır.

Bay Işık’ın ise en büyük hayali, kasabanın elektrik ihtiyacını karşılamak için dağın yamaçlarına doğru rüzgar gülleri koymaktır. Bunu tüm kasaba için istemektedir. Tüm projesini çizmiş ve her şeyi aklında hazırlamıştır. Bu arada, filmin kötü karakteri zengin müteahhit Behzat, köye ait alana yeni şeyler yapılması için savaş vermektedir. Buna köy muhtarı karşı çıkar. O alan köylülerin ortak alanıdır ve bozulmasını istemez. Müteahhit ve köy muhtarı arasındaki husumeti Bay Işık’ta bilir ancak ses çıkarmaz.

Bir gün, köy muhtarı ölür ve Behzat kasabanın yaşlılarını toplayarak, muhtarın güçlü kuvvetli, Mansur olması gerektiğini söyler. Kasabanın yaşlıları, bunu kabul eder. Mansur’da Bay Işık’ın yakın arkadaşıdır. Ancak Mansur, Behzat’ın işlerini görmesi için bir piyondur. Behzat hemen işlerini ayarlar ve aklındaki proje için, Japon iş adamlarını çağırır. Behzat Çinli yatırımcılar için bir çadır kurar, etrafını iyice kapatır. Amacı burada onları eğlendirmek ve köye yatırım yapmalarını sağlamaktır. Çadırın aydınlatmasını da Bay Işık yapmıştır ve Behzat onunda yanlarında olmasını ister. Çünkü Bay Işık’ın projelerini gösterecek ve onu tanıtacaktır.

Çadır içerisinde eğlence başlar içkiler, sazlar… Bu arada Behzat eski bir oyunu anlatır. Bir kadın devenin etrafında çıplak olarak dolanacak, adam da aynı şekilde çıplak olarak ellerini kullanmadan onunla ilişkiye girmeye çalışacaktır. Tabi karşılığında ödüllerde vardır. Çinlilerden biri, hemen atılır. Bay Işık utanıp bakamaz ama başını kaldırdığında geçen gün, evine gittiği yaşlı kadının torununu görür. Kızın ailesi başka bir şehre çalışmak için gitmiş, kız ise okulunu bırakıp, ninesine bakmaktadır.Yaşlı kadın Allah canımı alsa da şu kıza yük olmasam diye dua da etmiştir Bay Işık’ın yanında.

Bu durum karşısında Bay Işık dayanamaz ve duruma müdahale eder ortalığı karıştırır. Tabi dışarıya atılır. Artık onlara yandaş değil düşman olmuştur. Tabi Bay Işık’ın bir şekilde sonu gelmesi gerekmektedir.

Film genel hatlarıyla bakıldığında değişimin ne olursa olsun insanlar üzerinde bırakacağı yetkiyi anlatıyor. Tabi değişim, yeni dünya düzeni kapitalizm olduğunda insanları nasıl ezdiği, iyiye nasıl zarar verdiği ve insanların da aynı şekilse zalim olmaya ittiğini anlatıyor bize. Kapitalizm yada daha da genişletirsek, var olan yönetim düzenlerinin saf olan, kendileri ile olayan herşeye, her bireye  nasıl zarar verdiğini görüyoruz… Buradaki en ektin anlatım filmin son dakikaları olan çadır ve final sahnesidir. tam anlamıyla noktasına gönderme yapmıştır burada yönetmen…

Film görsel açıdan da insanı tatmin ediyor. Bilinmeyen bir Kırgız dağ köyü, onların yaşantısı, dağlar tepeler yapılar derken, görüntü yönetmenin de başarısı ile bize çok başarılı bir şekilde yansıtılmış. Etkileyici güzel bir film Svet-Ake. Yüz gülümseten, düşündüren başarılı izlenilmesini tavsiye edeceğim bir film. Anlattığım hikaye dışında bir çok ara hikaye barındıran ve her biri akıla yer edebilecek sahnelerle dolu Svet-Ake.

Yönetmen: Aktan Abdykalykov

Senarist: Aktan AbdykalykovTalip Ibrahimov

Oyuncular:

Aktan Abdykalykov
Svet-Ake
Taalaikan Abazova
Bermet
Askat Sulaimanov
Bekzat
Asan Amanov
Esen
Stanbek Toichubaev
Mansur

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1646979/

http://film.iksv.org/tr/film/106

Related Posts with Thumbnails
Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email