Wai dor lei ah yut ho

Geçtiğimiz sene İstanbul Film Festivali’nde de gösterilen ancak o dönem itibari ile izleyemediğim film Wai dor lei ah yut ho. Ya da bilinen adıyla Dream Home. Film 2010 Hong Kong yapımı, yönetmen koltuğunda ise Ho-Cheung Pang var. Filmin çıkış konusu oldukça ilginç. Açılışta uzun uzadıya Hong Kong’un 2007′deki gelir seviyesi, yeni yapılan binaları ve bunların fiyatları hakkında bilgi veriliyor. Bu cümlelerin gelir ve gider anlatımlarının sonunda ise “Çılgın bir şehirde birinin hayatta kalmayı başarabilmesi için daha da çılgın olması gerekir.” cümlesi ile final yapıyor. Bu dakikadan sonra biz de bir çılgının hayatını gözlemlemiş oluyoruz.

Film iki ayrı ve paralel işleyen hikaye ile ilerliyor. Her iki hikayenin kahramanı da Cheng Lai-sheung. Cheng Lai-sheung bir bankada çalışmaktadır. İşi ise telefonda bir şeyler satmaktır. Burada izlediğimiz Cheng Lai-sheung’in hayalindeki Hong Kong Limanı manzaralı olan bir dairenin peşindedir. Bu istediği daireyi alabilmek için iki işte birden çalışır. Ancak evin fiyatı o kadar yüksektir ki bunu bir türlü başaramaz.

Cheng Lai-sheung’un ikinci kişiliği ise seri katildir. Hayalindeki evi alabilmek için o hayalinin önünde kim varsa hepsini öldürür. Evi satacak kişiden tutunda, yeni alıcılara, emlakçılara varıncaya kadar. Filmin şiddet yönü de bu kısımda başlıyor. Şiddet sahneleri oldukça fazla tutulmuş. Ya da biz izleyicilere diğer bölümler pek etkili olmadığı için öyle geliyor.

Yönetmen Cheng Lai-sheung’in çocukluğuna da inerek bu ev sevdasının nasıl başladığına göz atmış. Sinemasal olarak etkili bir anlatım güttüğünü söyleyemeyeceğim film için. Ancak konu itibari ile, birde İstanbul gibi bir şehirde yaşıyorsanız, filmin ne anlatmak istediğini çok iyi bir şekilde anlıyorsunuz. Bir kaç şiddet sahnesinin gerçekten yaratıcı olduğunu düşünüyorum. Ancak yine de bazı sahnelere anlam veremediğim oldu.

Filmde şiddet oldukça fazla ancak kan kullanımı çok fazla değil. Bu da izlediğimiz diğer filmlerle kıyasladığımızda bana kansız bir film gibi geldi. Filmin şiddeti, bir yana böyle saplantılı bir kişinin ailesine de yaptıkları aslında anlatılmak istenenin özetini yapıyor bir yerde.

Film farklı ve güncek bir konuya değinmiş olsa da bunu tam anlamıyla bize anlatamıyor. Filmin şiddet kısmı ev sahibi olma, kredi borçları, ekonomik sorunlar gibi klasik ve sürekli yaşadığımız gerçekliklere değiniyor ancak bunda yoğunlaşmamızı sağlayamıyor. Yani bu sosyal durumlara dokunuyor ancak eleştirel anlamda pek bir şey yapamıyor.

Filmin kurgusu oldukça basit tutulmuş. Her geçen sahne bir öncekinin habercisi oluyor ve filmin sonunu daha ilk dakikalardan olayı anlar anlamaz getirebiliyorsunuz. Final de zaten olması gerektiği gibi sizi şaşırtmıyor. Bana tek farklı gelen kısım Cheng Lai-sheung’in babasının ölümüne göz yummasıydı. Ama zaten bu da yavaş ilerleyen sahnenin başından belliydi.

Bu arada Cheng Lai-sheung’in ile sevgilisi arasında az geçen diyaloglarda oldukça ince detaylara yer verilmiştir. Diyaloglarda Güney Kore’deki ilişkilerle kendi ilişkileri kıyaslanırken, takındığı tavırları ve anlam veremedikleri olayları insanın aklına sokuyor. İlişkiler ile dayak – şiddeti eleştiriyor. Bir nevi, Cheng Lai-sheung’in uyguladığı şiddeti meşru kılmaya çalışırken, bir yandan da bunu eleştiriyor.

Senaryo çok başarılı olmamakla birlikte, içerdiği gerilim ve şiddet sahneleri meraklıları için oldukça başarılı. Filmin final hesaplaşması artık her şeyin son bulduğunu anlatır cinsten. Zaten o kadar cinayetin üstüne dairenin fiyatının düşmemesi de saçma olurdu. Kısacası film her ne kadar sosyal duruma pek fazla değinmese de, bir insanın istediğine ulaşma konusunda ne kadar acımasız olabileceğini anlatan başarılı bir film. Gerek, renkler, gerekse kamera açıları, görsel olarak tatmin edici. İzleyin derim.

Yönetmen: Ho-Cheung Pang

Senaryo: Ho-Cheung PangKwok Cheung TsangChi-Man Wan

Oyuncular:

Josie Ho
Cheng Lai – Sheung
Michelle Ye
Daire Sahibi
Eason Chan
Siu To
Norman Chu
Sheung’un Babası
Lawrence Chou
On Jai
Hee Ching Paw
Sheung’un Annesi

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1407972/

Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email

The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn

The Adventures of Tintin için ne söylenebilir bir araya toparlamaya çalışıyorum. Filmin prodüktörleri arasında Peter Jackson‘ın yer alması, prodüksiyona ek olarakta yönetimde Steven Spielberg‘in yer alması zaten filmin gidişatını belli ediyor. Bunlara ek olarak senaristleri arasında Scott Pilgrim vs. the World‘ten Edgar WrightAttack the Block‘tan Joe Cornish en önemlisi de Coupling gibi bir dizinin senaristlüğü ve yaratıcılığını yapmış Steven Moffat olunca ister istemez filmin göz doldurucu olacağı kesinleşiyor.

Tabi böyle bir yazım kadrosu olunca hikeyenin de pek aslına sadık kalmasını düşünemiyoruz. Nitekim filmde bir kaç hikaye başarılı bir şekilde harmanlanarak bize sunulmuş. Aksiyon, şiddet düzeyi çocuk izleyiciler için biraz düşürülmüş. Aynı şekilde diyaloglarda biraz kırpılmış ancak bu kesinlikle rahatsız edici bir seviyede değil. Karşımızda hem senaryo hem kurgu bakımından başarılı bir film var.
Film görsel olarak kesinlikle tatmin ediyor. Aslında tatminin de ötesinde bir durum var. Bu zamana kadar çekilmiş en iyi motion capture film diyebilirim The Adventures of Tintin: The Secret of the Unicorn için. En yakın rakiplerini bile sollayacak kapasitede. Animasyonlar oldukça başarılı. Her türlü ayrıntıya yer verilmiş. İnsanın üzerindeki en ufak bir kıl hareketine bile dikkat etmişler. Öyle ki bazen görüntülerin gerçek olup olmadığından şüphe ediyorsunuz. Bu gerçeklik size normal bir film izliyormuş hissini verirken diğer yanda da animasyonun varlığı filmin çizgi roman sayfalarından çıktığını unutturmuyor.
Steven Spielberg bu filmde biraz daha deneysel kamera açıları ile karşımıza çıkıyor. Filmin 3D olması sebebi ile biraz da bu sebepten dolayı bazı durumlarda gereksiz kamera açıları kullanılmış. Ancak pek göze batmıyor. Filmin süresi 107 dakika. Ancak hikaye o kadar güzel akıyor ki, bu süre rahatlıkla uzatılabilirdi. Sanki bir yerde hikaye kesilmiş gibi hissediyorsunuz. Yakın zamanda bir Director’s Cut çıkacağından eminim.
Filmi kısaca özetlemek gerekirse son dönemde izlediğim ve zevk aldığım en iyi animasyon filmleri arasında. Kesinlikle hala izlememiş olanlara tavsiye ederim. Müthiş bir zevk alacaksınız bunu garanti edebilirim.
Yönetmen: Steven Spielberg
Oyuncular / Seslendirenler:
Jamie Bell
Tintin
Andy Serkis
Captain Haddock / Sir Francis Haddock
Daniel Craig
Sakharine / Red Rackham
Nick Frost
Thomson
Simon Pegg
Thompson
Daniel Mays
Allan

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0983193/

http://www.tintin-movie.net/

Related Posts with Thumbnails
Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email