Archive for the ‘+18’ Category

Filmin ismini okuyunca insanın aklına, o seksenlerden, doksanlardan kalma porno filmleri geliyor. Ancak film öyle düşündüğünüz merak içerisinde okuduğunuz gibi porno değil. Lakin B-movielere özgü şiddet ve erotizmle bezenmiş. Hatta erotizmin dozu biraz fazla kaçmış. Tabi filmde rahibelerden söz ettiğimizde bu biraz normal.

Film Hristiyanlığı ve Katolik kilisesini oldukça şiddetli bir biçimde eleştiriyor. Tabi bu eleşti kilisenin iç yapısı olduğu kadar, toplumsal yapısına da göndermelerde bulunuyor. Filmde kilisenin eş cinselliğe karşıtlığının yanı sıra, erkek egemen toplumun temellerini atmasına nasıl yardımcı olduğu da anlatılmak istenmiş.

Tabi filmi izlediğinizde bunları anlamıyorsunuz. Karşınıza çıkan intikam alan bir rahibenden başkası değil. Kilise ise rahibelere çıplak bir şekilde uyuşturucu yaptırıyor. Tabi dağıtımını da onlara bağlı ancak kiliseden çok çok uzak tipler. Baş roldeki intikamcı rahibemiz, kilise tarafından bir başka rahibe ile aşk yaşadığı gerekçesi ile kiliseden kovulur. Tabi kiliseden kovulmakla kalmaz, onu uyuşturucu bağımlısı yaparak genel eve bırakırlar.

Buraya kilisenin bir adamı gelerek bu rahibeyi iyice döver. Ona yardım eden ise genel evin ufak tefek işlerini yapan adam olur. Kadını kurtarır. Rahibe ise kendinde bir ışık görür, yeniden doğumu intikam için olmuştur. Kiliseye karşı savaş açar. En küçükten başlayarak en büyüğe doğru gider.

Filmde çok sağlam diyaloglar olmasa da bazı diyaloglar güldürür ve düşündürür cinsten. Aklımda kalan diyaloglardan biri ise kilisede rahibin, o kadar kötü işi çevirdikten sonra bu suikastlar sonrasında “dine kiliseye hiç saygıları yok” gibi bir cümle etmesi.

Standart formda bir film izleyecekseniz bu film size fazla gelir. Fazla gelir diyorum b-movie klasmanına yakışır bir film Nude Nuns with Big Guns. Kaldırılabilir cinsten değil. İzlerken oldukça zevk aldığım bir film…

Yönetmen: Joseph Guzman

Senaryo: Joseph GuzmanRobert James Hayes

Oyuncular:

Tawny Amber Young
Temperance
Bill Oberst Jr.
Brother John
Devanny Pinn
GoGo
Ivet Corvea
Mistress Charlotte
Jessica Elder
Beverly

Linkler:

http://www.nudenunswithbigguns.com/

http://www.imdb.com/title/tt1352388/

Festivalin izlediğim ilk filmi. Malum çalışanlar için biraz zor oluyor takip etmek. Cuma gecesi (burada da bir gariplik var aslında cumartesi oluyor) 00:15 itibari ile filmi izlemeye başladık. Tabi reklamlar başlangıç süresinin içerisinde. Daha sonra 144 dakikayı dişlerimizi sıkarak izledik. Gerekten de dişlerimizi sıkarak izledik. Ünlü Japon kült yönetmen, Sion Sono imzalı bu film görmek istediklerimizi çarpıcı bir şekilde sunmuş bize her zaman olduğu gibi.

Öncelikle belirtmeliyim ki yönetmen bu filmi bir seri katilin hikâyesinden esinlenmiş. Filmin gerçek olma payı insan üzerinde daha büyük bir etki bırakıyor. Tabi bu noktayı es geçersek, film biraz sinemasal anlatımına takılıyor. Yani yönetmen, hikayeyi sadece sunmuş ve bunu sunarken, sadece gördüklerimizin üstünde görüntüler vererek yapmaya çalışmış. Hikayede bir kopukluk sezmek mümkün. Bu görsellik içinde aslında bunu düşünmek ne kadar mümkün tartışılır.

Film alsında kırılma noktalarından bahsetmekte. Her insan için olan kırılma noktasından. Filmde ise kahramanımız, Shamoto. Shamoto karısını kaybettikten sonra genç ve güzel bir kadınla bir evlilik yapmış ancak kızı ile yeni eşi arasındaki anlaşmazlıklara son verememiştir. Kendi başına çabaları da sonuç vermeyince ezilmiş ve kendi kabuğuna çekilmiştir. Öyle ki ne karısına iyi bir koca nede, kızına iyi bir baba olmuştur. Ailede sorunlar hat safhada olmasına rağmen normal bir profil çizmektedirler. Shamoto kızından korkusundan eşi ile bile birlikte olmak için otele gitmektedir. Eşi ise kızından şiddet görmektedir. Kız ise eve gelip annesinin yerine konan kadından nefret etmekte ve kimsenin sözünü dinlememektedir.

Shamotolarda durum böyleyken bir gün, kızları bir markette hırsızlık yaparken yakalanır. Kızlarını almaya giden çift burada onlara yardımcı olan Murata ile tanışır. Murata kızlarını kurtarmalarında onlara yardımcı olmuştur ve ona minnettardırlar. Murata’nın da Shamotolar gibi bir süs balıkçısı dükkanı vardır. Aslında ilk bakışta iki karakter de birbirine benzemektedir tabi Murata’nın zengin olduğunu hesaba katmazsak.

Murata, Shamoto’ya kızının kendi dükkanında diğer kızlarla birlikte çalışmasını tavsiye eder. Kız da buna sıcak bakınca Shamoto belkide karısı ile arasını düzeltmek amacıyla bu teklifi kabul eder. Aslında bu kendi düşüncesidir. Murata aslında yine kendisi için karar veren insanlara boyun eğmiştir. Hatta olay öyle bir noktaya gelmiştir ki, Murata ona ortaklık teklif eder. Hatta tekliften çok ortak olmuşturda. Her şey kontrolü dışında gelişmiştir. Tam olana bitene al koyacağı sırada işler biraz daha karışır.

Murata, Shamoto’nun önünde bir cinayet işler. O da yetmez, gözlerinin önünde cesetten kurtulmak için Murata’nın eşi ile birlikte cesedi param parça etmelerine de şahit olur. Shamoto bunun ilk olmadığını aslında Murata ve eşinin seri katil olduğunu öğrenir ama kaçışı yoktur. Murata Shamoto’yu karısını ve çocuğunu öldürmekle tehdit eder.

Shamoto işten nasıl sıyrılacağını bilemez. Bir gün yine bir cesetten kurtulmaya çalışırken Murato, Shamoto’nun üzerine çok gider. Son olarak ona kendi karısıyla birlikte olmasını söyleyip zorla buna teşvik edince ahlak kuralları katı Shamoto Murata’yı öldürür. Shamoto’nun bu güçlü kişiliğini gören, Murata’nın karısı zaten gözü olduğu Shamoto’dan etkilenir ve onun istediğini yapar. Bu arada tüm her şeyi öğrenen Shamoto önce kızını zorla eve götürür. Birlikte aileymiş gibi yemek yerler. Daha sonra kızının tavırları onu yine çileden çıkarır. Ona şiddet uygular. Karısına da tecavüz eder. Murata ile birlikte olmasının cezasını çektirir.

Etkileyici bir film Soğuk Balık. Anlatım dili sert olsa da, hayatın bize aslında güllük gülistanlık olmadığını, pürüzlerin her zaman çıkabileceğini gösteriyor. Bir diğer olay ki, güvenin insana neler yaptırabileceği. Fİlmden bir alıntıyla bitirelim; “Dünyanın pürüzsüz, mavi bir küre olduğunu mu düşünüyorsun? Bence dünya kayalardan oluşan bir külçe. Hiçbir gezegen pürüzsüz ve yumuşak değildir.”

Yönetmen: Shion Sono

Senarist: Shion Sono, Yoshiki Takahashi

Oyuncular:


Makoto Ashikawa

Denden

Mitsuru Fukikoshi

Megumi Kagurazaka
Taeko

Hikari Kajiwara

Lorena Kotô

Asuka Kurosawa

Linkler:

http://2011.ifistanbul.com/tr/Movie/tsumetai-nettaigyo

http://www.imdb.com/title/tt1632547/

Related Posts with Thumbnails

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

The Chronicles of Narnia The Voyage of the Dawn Treader
Gantz: Perfect Answer
Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /