Farkında olmadan bir haftalık ara vermişim. Tam da bir hafta olması kesinlikle denk gelmiş bir şey. Şimdi hazır tatildeyim diyorum sanırım bu açığı kapatırım. Aslında tek temennim bu ancak olmayada bilir. Olma ihtimali de düşük aslında. Hazır aradan dönüş yapıyorum uzun zamandır Kore dizisi yazmıyordum açılışı bir Kore dizisi ile yapayım dedim. Geçtiğimiz haftalarda Pazartesi Sendromu Kuşağında Sophie ile bu dizi hakkında konuşmuştuk. Tabi konuşma bitince zaten arşivde hazır olan diziyi izlemek farz oldu biraz. Öyle de yaptım. Aslında belirtmeliyim ki bu en kısa sürede izlediğim Kore dizisi.

Bunun sebebi dizinin çok güzel yada akıcı olması, meraklandırması değil tamamıyla biran önce bitirme azmim. Eh 20 bölüm her biri 65 dakika derseniz ister istemez bitmesi için uğraşıyorsunuz. Bu diziden sonrada sanıyorum ki ben öyle pek özentili Kore dizilerini sevmiyorum. Aynı şekilde Coffie Prince’i de pek sevememiştim zaten. Bu dizi de pek sevemediklerimin arasına katıldı. Ancak işin içinde de yemek olunca, sevmemekte bana ilginç geliyor.

Ancak şunu belirtmeden geçmemem lazım dizide sayısız devam sorunu mevcut. Aynı şekilde mantık hataları göze batmadan durmuyor. Aslında bu noktalar bile benim diziye cephe almama etken ancak Korelilerden böyle basit hatalar beklemiyordum desem yeridir. Bununla birilikte dizide bazı karakterler abartı olmuş. Bunlardan birisi de müdür karakteri. Başrol karakteri Seo Yoo Kyun ise tamamen özelliksiz, bir karakter. Kişilerin kendisine olan ilgisini anlamış değilim.

Hikaye aşık oldum deme ile aşık olmayı anlatıyor bize. ana karakterlerimiz çıksa bile, aslında onların bu ilişkisi, iş ilişkisinin önüne geçmiyor. Günümüz Kore’nin iş kolik halini mi yansıtıyor, pek anlayamadım. Seo Yoo Kyun karakterini canlandıran kişi ya karakteri oldukça başarılı uyuz bir şekilde canlandırmış, ya da kendisi de öyle. Tabi bu kararı diğer film / dizilerini izleyince vereceğim.

Dizi de kötü karakter yok. Herkes bir şekilde iyi, bu kadar iyimser bir dizi belkide beni kendine pak çektirmeyen. Yer gök makarna olmuş, karakterler sıkışmış arasına. Bazı sahneler gereksiz uzatılmış bazı tamamlayıcı olabileceğini düşündüğüm ayrıntılar kesilmiş bazen de kısa verilmiş. Ancak makarna konusunda bilgimizin artması ayrı bir mesele…

Gelelim hikayemize… ”Pasta” Seo Yoo Kyung adında genç bir kızın başarılı bir şef olma hayalini anlatmaktadır. Seo Yoo Kyung’un yükselişini ve mutfakta yaşadığı aşkı izleriz bizde. Seo Yoo Kyung La Sfera restoranda mutfak asistanı olarak iş hayatına başlar. Aradan üç sene geçmiş hala yükselememiştir. Bir gün şans yüzüne güler ve restorandan birinin ayrılması ile bir üst konuma geçer. Bu arada restoranın İtalyan şefi de işten çıkartılmış yeni bir şef ile yoluna devam edecektir.

Kore dizilerindeki tesadüf olayına burada da rastlıyoruz. Seo Yoo Kyung tesadüf sonucu yeni şef olacak Choi Hyun Wook ile tanışır. Hatta ilk başta Seo Yoo Kyung onu kendinin yerine gelen yardımcı bile sanar. Ancak gerçeği öğrenince şoka uğrar. Choi Hyun Wook İtalya’da mutfak sanatları eğitimi almış ve burada da adını duyurmuştur. Hyun Wook sonunda Kore’ye gelmiş ve La Sfera restoranda işe başlamıştır.

Ancak Choi Hyun Wook mutfağında kadın şef olmasını istemez ve mutfakta bulunan dört kadın şefi de kovar. Herkes ona karşı cephe almıştır. huysuz bir insandır. Kovulan dört şefin yerine de İtalya’da beraber çalıştığı şefleri getirmiştir. Tabi bu olay mutfağın ikiye ayrılmasına sebep olur. Bu arada Seo Yoo Kyung’da kovulanlar arasındadır ancak inat eder ve işi bırakmaz. Kendini yeni şefe kabul ettirir. Tabi bu arada aralarında bir elektriklenme olur ve çıkmaya başlarlar. Ancak mutfakta kadın istemeyen, aşk ilişkisine sıcak bakmayan şef mutfaktan birine aşık olunca işler karışır. Bu arada eski sevgilisi Oh Sae Young’da çıkar ortaya. Oh Sae Young’a platonik olarak aşık patron Kim San’ı da unutmamak lazım.


Belirttiğim gibi, kötü karakteri olmayan, gayet düzgün bir dizi Pasta. Hataların yanı sıra Oh Sae Young karakteri sinirinizi bozan. Klasik bir konu, mutfağa sokularak güzelleştirilmeye çalışılmış. Diziden mutfak sahnelerini çıkarttığınızda elinizde hiç bir şey kalmıyor. Ben hala iki sevgilinin birbirlerini nasıl sevdiklerinin merakı içindeyim ki tam anlamıyla anlamış değilim. Bu arada Oh Sae Young ve Kim San karakterlerini pek beğendiğimi kendilerine haksızlık yapıldığını düşündüğümü belirtmeliyim. Hele hele Oh Sae Young karakteri bir başka. Hem daha sempatik hem daha güzel ki kendisi eski Kore güzellerinden. Dizi bize güzellik hiç bir şey dersini de mi vermek istemiş acaba…

Diziyi biraz yerdim sanıyorum. Ancak pasta’ları çıkartırsak benden çok genç kızlara hitap eden bir dizi olmuş. Ama sırf onların baraka yerlerde soju içmelerini izlemek için dizi izlenir.

Yönetmen: Kwon Seok-jang (권석장)

Senaryo: Seo Sook-hyang (서숙향)

Oyuncular:

Kong Hyo-Jin Lee Seon-Gyun Lee Ha-Nui Alex Choi Min-Seong
Yu-keyong Seo Hyeon-ok Choi Sae-young Oh Kim San Nemo
Byeon Jeong-Su Jang Yong Kim Dong-Hee Lee Seong-min Yun Yong-Hyeon
Kim Kang Jong-ku Seo Yu-sik Seo Jun-seok Shil Kwang Tae
Lee Hyeong-Cheol Jo Sang-Ki Baek Bong-Ki Heo Tae-Hee Kim Tae-Ho
Seok-ho Keum Ho-nam Jeong Seung-jae Min Sang-sik Han Woo-deok Seon
No Min-Woo Woo Hyeon Choi Jae-Hwan Ha Jae-Suk Jeong Da-Hye Son Seon-Yun
Phillip Ji-hoon Lee Eun-su Jeong Hee-ju Lee Mi-hee Park Chan-hee Park

Linkler:

http://asianmediawiki.com/Pasta_(2010-South_Korean_Drama-MBC)

http://www.hancinema.net/korean_drama_Pasta.php

Related Posts with Thumbnails

2 Responses to “Pasta / 파스타 (Pa-seu-ta)”

  • Kim San ve Oh Sae ye daha çok yer verilebilirdi. Ben izleyeli çok oldu tabiii trend oldu sanırım bu dizi bu ara :) Her blogda var. Şimdi boşluklar çoktu ama makarna de canımı al benim o yüzden büyülenmiş olabilirim. Kızın oyunculuğunu çok sevdim ben çok sadeydi. Hani o Koreli kadınların aşırı şirinlik halleri, tuhaf mimikleri vardır sevimli olmak adına öyle değildi. Çok dozundaydı bence ifadeleri. Omo, omo diye şekilden şekile girmedi. Honey Lee 2007 Kore güzeliymiş, kadın fotolarda daha güzel aslında. Dip not olarak geçeyim dedim. İkilinin aşkına gelince adam daha trafik ışıklarında etkilendi kızdan. Bence o sahne müthişti. Ben kızın azmine, kararlığına aşık oldu diye düşündüm. Bir de bu bağırma olayı çok hoşuma gitmedi benim. Bilmiyorum normalde şefler öyle midir? Belki çok boşluk vardı ama ben klasik Kore dizisi diye baktığımdan önemsemedim. Zaten Coffee Prince beğenmediysen bunu da beğenmen beklenemez :) )

  • Bağırma olayı abartılmış olabilir ancak yakışmış bence. Kızın oyunculuğu iyiydi yani kötü diyemem, bana itici geldi sadece… şef karakteri çuk diye oturmuştu bencede. Kim San ve Oh Sae ye daha fazla yer verilmeliydi ki o kadar karmaşa oluyor finale doğru Oh Sae ortalıkta yok. Belirttiğim gibi kurguda çok açık vardı. Sahne devamlılığı yoktu. Bunlar gözüme çok battı sanıyorum rahatsız olmama sebep. Ancak her şeye rağmen yiyecek bir şeyler olması güzel. Honey Lee gerçekten de çok güzel kendisini takip listeme aldım :)
    Şu sıralar blogları pek takip edemediğimden dizinin popülerlik durumunu bilmiyorum. Bende Sophie methetti diye diziyi öne aldım. Demek ki izleyenler çok iyi reklamını yapıyorlar :)

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /