Çok uzun cümleler söyleyemeyeceğim film için. Bunun sebebi, ince ve siyasete uzanacak bir yazı olması değil, yapımın bir film değil de belgesel olması. Hal böyle olunca belgeseller konusunda, ki tarafsız olarak kareye alınmışsa söyleyecek bir şey yok.

Belgesel bu konuda başarılı. Sadece olayları canlandıran karakterler kendi çaplarında içinde bulundukları durumu sorguluyorlar. İzlerken Samira Makhmalbaf‘ın “Karatahtası”nı (Blackboards) sürekli hatırlattı bana. Tabi her iki yapımında klasmanları farklı.

İki dil bir bavul aslında ismi kadar vurucu bir yapım değil. Çok mütevazi kalıyor. Görüntü kalitesine ve sese pek dikkat edilmemiş. Sesi çoğu yerde anlamak zor. Renkler için çaba sarf edilmeye çalışılmış ancak yeterli olmamış. Biraz kurgulanmak istenmiş, ancak hikayedeki akış atlamaları göründü deformasyonu ile birleşince bunlara durağanlıkta eklenince aslında yapım herkesin izleyebileceği bir yapım olmamış…

Hikaye bilindiği üzre, bir öğretmenin uzak bir köyde bir yıl boyunca yaşadıklarını anlatmakta. Tabi bu durum herkes için zor şehrin göbeğinden gelip dağ köylerinde öğretmenlik yapmaya çalışan her öğretmenin yaşadığı sorunlardan biri. Belgesele konu olan ise öğrencilerinin Türkçe bilmemeleri. Tabi ilk iş olarak çocuklara Türkçe öğretmesi gerekmektedir. Bu zor görevle uğraşırken, tabi kendisini yabancı bulduğu bir dünyada yalnızlık hissetmektedir.

Burada gördüğümüz şey aslında toplumsal yada kültürel farklılıktan çok o farklılığın yaratılmasında etken olan faktörler. Bunu yapan elbetteki hükumetler ve yerel yönetimler. Ancak birilerinin bu durum işine geldiği için olsa gerek kimse ses çıkarmıyor.

Her şey, olduğu gibi yansıtılan, müziksiz bir yapım. Acaba müziksiz çok yavan mı olmuş diye düşündüğüm de oldu. Ancak bu yapıma nasıl bir müzik konulabilirdi ki? Konulan müzik acıtasyonu arttırabilir miydi? Hayır aslında bu haliyle daha samimi olmuş…

İzlenmesi gereken bir yapım. Tabi eğer belgesel izleyebiliyorsanız… Bu arada filme Bayındırlık ve İskan Bakanlığı, “En İyi Müzik Ödülü” vermiş… Takdir ediyorum kendilerini…

Yönetmen: Orhan Eskiköy,  Özgür Doğan

Senaryo: Orhan Eskiköy

Linkler: http://www.perisanfilm.com/school/index.php

http://www.sinemalar.com/film/38508/Iki-Dil-Bir-Bavul/

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /