Prince Of Persia efsanesini duymayan yoktur. 1989 yılında Jordan Mechner ailesi ile birlikte bu oyunu türetmiş ve döneme göre mükemmel grafikler ve insan hareketlerine birebir benzeyen karekterleri ile oyun dünyasında çığır açmıştı. Sonrasında gelen Tomb Raider bundan etkilenmiştir. İlk devrim niyeliği taşıyan bu oyun yine bir ilki yapmış ve 1999 yılında 3D olarak piyasaya sunulmuştur. Ancak bu bekleneni vermemiştir. Böyle köklü bir oyun, 2003 yılında Ubisoft firmasına geçmiş yine zorluğu ve grafikleri ile gönüllerde taht kurmuştur ki eskilerden beri oynadığım yegane oyunlardandır…

Tabi oyundan bahsetmeyeceğim. Bahsetmek istediğim film ama nasıl girişi ilklerle ve güzelliklerle bilinen oyunları ile yapmak istedim…Aslında acım film için aynı şeyi söyleyemeyecek olmam. Tamam belki bir çok filmden iyi olmuş ama tatmin edici bir film değil… Sahneler direkt kesilmiş. Aksiyon sahnelerindeki kamera hızı baş döndürüyor. Baş söndürüyor derken ciddi ciddi baş döndürüyor. Onun dışında aslında filmi eleştirecek fazla bir şey yok.Kostümler ve oyuncular iyiydi. Tek kafama takılan nokta Perllerin gözlerinde sürme olsaydı daha iyi mi olurdu sorusuydu.

Filmin konusu oyuna benzetilmeye çalışılmış. Aslında bakıldığında klasik bir konu. Klasik konu cümlesini kullanınca klasik olmayan nedir sorusu sorulacaktır elbet. Hiç olmadı ben kendim soruyorum zaten… Filmde Dastan’ın nasıl bir prens olduğuna eğilinmesi de iyi olmuş. Bu cümleyi de kurduktan sonra yavaşça konuya gireyim. King Sharaman kimsenin anlayamadığı bir sebep dahilinde kimsesiz bir çocuğu evlat edinir ve tahta varis yapar. Aradan yıllar geçer Kralın iki oğlu ve Dastan uzak ülkeleri fethe çıkarlar. Bu arada müttefikleri olan kutsal bir şehire de saldırırlar. Ancak şehirde korunan ve zamana hükmeden bir hançer vardır… Krala teslim ettiği pelerin yüzünden kral ölünce kaçaya başlar, yanına oranın prensesini alarak…

Buradan sonrası başlarından geçen hikaye ve kendilerini haklı çıkarma çabasıdır. Tabi yardım alacakları kişi de aslında olayları tezgahlayan kişi olunca işleri daha da zora girer… Tabi mutlu son kaçınılmaz. Aksiyon bir an için durmuyor filmde. Ancak başta da belirttiğim gibi destansı olabilecek film, ezile büzüle bir kalıba sokulmuş.Senaryo oyuna bağlı kalmaya çalışılsada tam anlamıyla insanı içine çekecek seviyede başarılı olmamış. Yani oyunu hatmetmiş biri için film çok sönük kalıyor. Oyunculuklar güzel demiştim zaten kadro göz dolduruyor… Fİlmi beklide iyi kılan şey oyunculuklar. Bunun haricinde yapımcılar Jerry Bruckheimer ve Walt Disney bir eser nasıl sıradanlaştırılır çıkıyor ortaya. Disney herkes için bir film demiş, Bruckheimer klasik aksiyon koymuş…

Bütün bunlara rağmen film izlerken sıkmıyor. Sıkmama sebebi de sürekli aksiyonun olması. Oyunculukların iyi olması. Karakterlerin özene bözene oluşturulması. Oyuncan biliyoruz zaten ama Dastan’ın Kara Murat gibi oradan oraya zıplaması gülümseten bir noktaydı. Bir diğer konta ise Cauplingten itibaren idolüm olan, (Jeff karakteri ile) Richard Coyle un Tok karakteri ile karşımıza çıkması… Filmi izlerken Persçe mi konuşsalrdı daha mi iyi olurdu diye de sürekli düşündüm.

Kısacası izlenecek ancak çok şey beklenmeyecek bir film. Yada beklenti ile izlemeyin. Yapımcılarına bakıp Karayip Korsanları gibi bir film olacağını düşünerekte izlemeyin yanından bile geçmiyor. Devamının geleceği kesin. Ancak ne kadar iyi olacağı tartışılır. Bu arada prenses karakterini canlandıran
Gemma Arterton ikidir gözüme batıyor… Üçüncüsü olmasın diyorum…

Yönetmen: Mike Newell

Senaristler: Boaz Yakin, Doug Miro, Carlo Bernard, Jordan Mechner (oyun)

Oyuncular:

Jake Gyllenhaal Dastan
Gemma Arterton Tamina
Ben Kingsley Nizam
Alfred Molina Sheik Amar
Steve Toussaint Seso
Toby Kebbell Garsiv

Richard Coyle Tus

Ronald Pickup King Sharaman

Linkler:

disney.go.com/Disneypictures/princeofpersia/

http://www.imdb.com/title/tt0473075/

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /