Öncelikle diğer Şrek bölümlerini referans alıp izleyecekler filmden çok şey beklemesin. Karşımıza uydurma ve zorlama bir senaryoyla çıkmış Şrek. 3D’den nasibini alsın bu sırada bizde cebimizi dolduralım mantığı esir almış filmi. Evet eskisi kadar güldürmüyor. Ama bilindik karakterlerimizin performansları eskisi gibi değil. Eşek daha uslu, çizmeli kedi de sakin…

Tabi durum böyle olunca nadir komik anlar çıktı ortalığa. Filmde Mehmet Ali Erbil’in eşşek’in dublajını yapmaması büyük bir eksik… Belki bu yüzdende eşşek karakteri biraz sönük kalmış. Orjinal dublajlı halini izlemek lazım birde. Bazı Türklere özel esprilerle bezenmiş film her zamanki gibi ama dediğim gibi sönük kalmış.

Bu bölüm olsa olur muydu varlığı ne kattı tartışılır ama, Şrek’in rutin yaşantısından sıkılıp eski hayatını özlemsini konu ediyor. Kısaca konu elimizdekilerin değerini bilelim diye özetlenir. Şrek sıradanlığından sıkıldığı hayatının eski günlerinden birini bir büyücüye vererek bir günlüğüne eski korkulan Şrek olmak ister ve olanlar olur.

Filmin en büyük özelliğinin 3D olması olduğu ancak tatmin edici bir 3D yok filmde. Yani bu teknolojiyi gözümüze sokmamışlar. 3D derinlik hissi vermekten öteye geçmemiş yani yaşanan biten olay burnumuzun dibinde olmuyor. Yine her şeyin perdede olduğunun farkındasınız. Sanki görüntüler size doğru değil de perdenin içine doğru giriyor.

Bu birde ilk gündüz 3D deneyimimdi. Şimdi karanlıktasın ne gündüzü ne gecesi demeyin gündüz böyle bir filmde çocuk çok fazla oluyor haliyle. Ona rağmen çocuklardan çok yanımdaki yetişkinden çektim.Yanındaki çocuk bile daha akıllıydı. Fİlm başlayınca elindeki telefonla flaş patlatarak dikkatleri üzerine çekmesi, bitmeyecekmiş gibi şuh kahkahaları filmden çok aklımda kalanlardı. Biraz da film in konusunda bahsedelim gerçi açıkladık birazını ama…

Şrek ve eşi Prenses Fiona, çocukları ile mutlu bir şekilde yaşamaktadır. Çizmeli kedi, eşek ve eşeğin ejderha karısı ve yavruları da eşlik etmektedir.Burada eşeğin yavrularını çok merak ettim. Gerçi aklıma takılan daha bir çok konu var bu hususta ama burada bahsini etmeyeceğim. Bazı kişiler zaten anlamıştır. Şrek iyi bir dost, iyi bir aile babası olmuştur. Ancak bu durum eski yalnız dönemlerini ona özletir. Eski başıboş ve herkesin korktuğu Şreki özlemiştir ve bu şekilde kendine vakit ayıramaz. Kendini gerçek bir dev gibi hissettiği günlere dönmek ister. Tam bu esnada, kötü kalpli Rumpelstilzchen ile bir anlaşma imzalar. Rumpelstilzchen, onu oyuna getirmiş bir günlük özgürlük yerine önü tarihten silmiştir ve bu büyüyü bozmak içinde alternatif bir evrende sevdiği kadın Fiyona ile tekrar beraber olması gerekmektedir. Ama bu hayatta Şreki kimse tanımamaktadır. Rumpelstilzchen ülkeyi ele geçirmiş ve bütün devleri avlanmaktadır. Şrek eski hayatına geri dönmek için elinden geleni yapar. Hata yaptığını anlamıştır…

Yönetmen: Mike Mitchell

Senarist: Josh Klausner,, Darren Lemke

Seslendirenler:

Mike Myers Shrek (voice)
Eddie Murphy Donkey (voice)
Cameron Diaz Princess Fiona (voice)
Antonio Banderas Puss in Boots (voice)
Julie Andrews Queen (voice)

Linkler:

http://www.shrek.com/

http://www.imdb.com/title/tt0892791/

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /