Bende parmaklarımı kaldıramayacak kadar bir halsizlik hüküm sürerken yanıp tutuştuğum sanat aşkı (!) film yazmama engel olamıyor. Bu gün için seçtiğim film ise İspanyol yapımı En la cama. İsmi biraz daha anlaşılabilir kılarsak In bed… Biraz daha anlaşılırı ise Yatakta… Film bağımsız filmler arasında. Zaten burham burham erotizm kokan film bağımsız filmden başka bir şey olamazdı.Film 2007 yılında Türkiye’de de gösterilmiş.

Filmi şöyle bir incelediğimizde bir çok ödülün sahibi olduğunu görüyoruz. Filmin yönetmenliğini Matías Bize yapmış. Sanıyorum ki en meşhur filmi de bu.

Filmin isiminden de anlaşılacağı gibi filmin büyük bir bölümü yatakta geçiyor. Arada değişiklik olsun diye bir banyo sahnesi var ancak akılda kalmayacak kadar kısa. Daniela ve Bruno bir bar çıkışında anlaşıp bir otel odasına gelmişlerdir. Aslında bunu tahmin ediyoruz çünkü bu geliş bize yansıtılmamış. Filmin girişi bu çiftimizin ateşli sevişmelerine çok yakın plan yapan kamera hareketleri ile başlar.  Başta ne olduğunu anlamaz (sesler olmasa anlamazsınız) ve izlemeye devam edersiniz. Burada yönetmenin ilginç kamera hareketleri de sizin anlamsız bakışlarınıza anlamsızlık katar.

Nihayet sevişme bittiğinde konuşmalardan anlarız bu iki kişinin isimlerini bile bilmediklerini. Sohbet ilerledikçe isimlerini öğrenirler aralarında bir dostluk olur. Dostluk demek doğrumu bilmem ama yakınlaşma hoşlaşmaya neden olur. Tabi muhabbetler arasında sevişme fasılları devam ediyor. Muhabbet devam ettikçe nasılsa bir daha görüşmeyeceğiz edası ile kendileri hakkında her şeyi anlatmaya başlıyorlar. Tabi bu biraz çekinceli oluyor. Bir yerde birbirlerini bırakmakta istemiyorlar ama tek gecelik bir ilişkinin devamını getirmek ikisi içinde riskli…

Yönetmen film hakkında şöyle bir açıklama yapmış; “Çiftimiz dünyadaki birçok çiftin cinselliğini ve birbirinden kopukluğunu temsil ediyor. Film, bütün samimiyetiyle gençliğin cinsel hayatının röntgenini çekiyor sanki; onu tüm güzelliği ve yalnızlığıyla gözler önüne seriyor.” Tabi biz Türkiyede yaşayan bir vatandaş olarak bu kalıbın içerisine ne kadar gireriz tartışılır ama yabancılaşma olayı gerçekten doğru. Sadece ilk gecelik ilişkilerde yaşanan bu yabancılık değil uzun süreli ilişkilerde de yaşanan yabancılaşmaya da film ışık tutuyor diyebiliriz.

Aile ortamında filmin izlenmeyeceği belli olmuştur zaten. İzlesekte olur izlemesekte tarzı bol sevişme ve diyaloglu bir film… Ödüllü film isterseniz birde buyurun…

Oyuncular:

Blanca Lewin … Daniela

Gonzalo Valenzuela …  Bruno

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0474642/

http://kultur.sabah.com.tr/dosya/dosya-3438.html

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /