Yazıya şunu belirterek başlamalıyım ki 1972 yapımı Wes Craven imzalı film kadar başarılı bir yapım değil. Tamam 1972 yapınında da oyunculuk üst düzeyde değildi ancak vermesi gerekenleri daha iyi verebiliyordu. 1972 yapımına bakınca filmden insan çok şey bekliyor ister istemez ama karşımıza çıkan ne basit bir film. Yani kısacası vakit harcamaya değmez bile…

Dedim ya eğer bu filmi izleyecekseniz 1972 yapımını izleyin diye en azından Craven’in karakterleri daha gerçekçi ve etkileyici geliyor size. Yönetmen son versiyonunda ne yapsam ne etsem diye düşünmüş durmuş. Mantık hataları hat safhada. Final sahnesinde mikrodalga fırına ne demeli yada çekiç… ve sıralanabilecek onlarca saçma sahne. Anlamıyorum eğer iyisini yapamayacaksanız bırakın eskisi kalsın ortada…

Filmde korku öğesi sıfır. Yani film sizi ne rahatsız ediyor nede geriyor. Anlatılmak istenen sessiz sakin bir ailenin damarına basarsanız ne kadar vahşi olabilecekleri. Anlatabilmiş mi tartışılır elbet.

Mari ve ailesi, dağ evlerine kafa dinlemeye giderler. Mari arkadaşı, Paige le takılmak için babasından arabasını alır ve yola koyulur. Paige, bir markette çalışmaktadır. İş çıkışı bir müşterisinin kaldığı motele esrar almak için giderler. Bu arada onlar orada kafayı yaparken, genç çocuğun ailesi gelir. Tabi bu sıradan bir aile değildir.

Bu aile iki kızı rehin alır. Kaçmaya çalışan kızlara tecavüz ederler ve Paige’i öldürürler. Mari, bir şekilde kaçmayı başarır. Ancak katiller onun öldüğünü sandığı için onu bırakır. Fırtına başlamıştır. Katil aile (sanıyorum aile idi) bir eve sığınır. Bu ev Mari’nin ailesinin evinden başla bir ev değildir. Kötü ailenin iyi oğlu, Justin bu olayı Mari’nin annesine çaktırır. Mari’de gecenin bir yarısı yarı baygın bir halde eve gelince işler çığırından çıkar. Masum aile birden canavara dönmüştür.

Sahneleri etkileyici bulmadığımı söyleyebilirim. Keza 1972 yapımının yanından bile geçmiyor. Ha çok boş vaktim var diyorsanız, sayfalarda ilerledikçe bence daha iyi filmler bulabilirsiniz. Israrcıysanız buyurun izleyin…

Yönetmen : Dennis Iliadis

Oyuncular:

Garret Dillahunt Krug
Michael Bowen Morton
Joshua Cox Giles
Riki Lindhome Sadie
Aaron Paul Francis
Sara Paxton Mari Collingwood
Monica Potter Emma Collingwood
Tony Goldwyn John Collingwood
Martha MacIsaac Paige
Spencer Treat Clark Justin
Usha Khan Maid

Linkler:

http://www.sinemalar.com/film/31361/Soldaki-Son-Ev/

http://www.imdb.com/title/tt0844708/

Related Posts with Thumbnails

One Response to “The Last House on the Left – Soldaki Son Ev”

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /