İsim kargaşası yaşadığım filmlerden olup hala filmin ismine ne diyeceğimi kestirebilmiş değilim. Orjinal adı See Prang olan ve uluslar arası arenada Phobia yada 4bia diye anılan film 2008 Tayland yapımı. Film dört hikayeden oluşmuş, hikayelerin farklı olması itibariyle yönetmenler de farklı… Ancak hikayeler her ne kadar farklı olsada küçük bağlarla birbirine bağlanmış…
Hikayeleri şöyle özetleyebiliriz:
 
Happiness (Ngao/Lonliness): 
Her ne kadar bu bölümün ismine Happines dediklerini düşünsemde diğer hikayeler arasında yeri farklı olan bir hikaye. Neden diye sorarsanız hem konusu hem de yönetmeni bakımından. Ayağı alçılı genç kızımız yalnızlıktan sıkılmıştır. Dışarı çıkamaz görüştüğü insan yok denecek kadar azdır. Vaktinin çoğunu internet başında sohbet ederek geçirir. Bir akşam telefonnuna tanımadığı bir numaradan mesaj gelir. Kız öncelikle biraz çekingen davransa da daha sonra ona cevap verir ve mesajlaşmaya başlarlar. Karşıdaki çocukta yalnız olduğunu sıkıldığını söyler. Elbette muhabbet ilerler. Çocuk kızın fotoğrafını ister. Kız teklifi kabul eder ancak fotoğraflarını değiştokuş yapmak şartıyla. Kız fotoğrafını gönderir ve anında çocuk mesajı yanıtlar ancak gelen fotoğraf kızın fotoğrafıdır.
Bundan sonrasını ve ayrıntıarı anlatmaya gerek yok sanırım. İzleyecekler için ürkütücü olmaz. Film özellikli deidk ya, en büyük özelliklerinden birisi de filmin bir odada geçmesi ve hiç diyalog olmamasıdır. Ancak gerilim düzeyi bir saniye olsun düşmüyor. İlk filmi Youngyooth Thongkonthun yazmış ve yönetmiş.Yönetmenin diğer filmlerine bakarsak genelde komedi çekmesi ve korku filmindeki başarısı gayet merak uyandırıcı…
Tit for tat (Yan Sang Tai/Deadly Charm): 
 İkinci film ise Paween Purikitpanya yazmış ve yönetmiş. Bu böümden pek birşey anladığımı söyleyemeyeceğim. Tayland sinamsında sıkça rastladığımız kara büyü hikayesi burada da kendini gösteriyor.Zaten bir korku filminin ne yapımı olduğunu dorduklarında eğer kara büyü varsa hemen Tayland derseniz yanılmazsınız… Lise öğrencisi gariban elemanımız, biraz daha kabur üstü sınıf arkadaşları tarafından şiddete maruz bırakılmaktadır. Tabi kahramanımız onlara güç yetiremez ve çareyi kara büyüde bulur. Dört hikaye içinde en anlaşılmaz ve gereksiz olanı diyebiilirim.
In The Middle (Kon Klang):  
Üçüncü filmde ise kamerayı eline Banjong Pisanthanakun almış. Aynı zamanda filmin senaristi de kendisi. Shutter ABD ve Tayland versiyonu) ve Alone‘dan gayet yakın tanıyoruz zaten. Çizgisinin biraz dışına çıkarak bu kez eğlenceli bir korku çıkartmış karşımıza. 
Filmde bir çok Amerikan korku filmine gönderme yapılmış. Dört arkadaş rafting ve gezi için ormana giderler. Eğlenceli bir tatil başlamıştır elbette başlarına geleceklerden habersiz. Rafting sırasında kayıkları bayar ve hepsi suya düşer. İçlerinden birisi boğulan arkadaşlarını kurtarmak için suya atlar ve o boğulur. Diğerleri onu ararlar ancak bulamazlar ve çadırlarına dönerler. Gecenin bir yarısı arkadaşları geriye döner…
The Last Flight (Teaw Bin 244/Flight 244): 
 Son hikaye ise Parkpoom Wongpoom tarafından yazılmış ve yönetilmiş. Film bir uçakta geçiyor. Bir önceki uçuşundan memnun kalan Khurkistan Prensesi yine aynı uçuşla geri döner. Uçak sadece prensese rezerv edilmiş ve içinde kimse yoktur. İki hostesten birisi kardeşinin arkadaşlarıyla gittiği kampta ölmesi nedeniyle (konular ayrı ama filmlerde bu şekilde bağlantılar bulunmakta) uçuşa katılamaz. Uçuşu tek hostes idare etmek zorunda kalmıştır. Herşey yolunda gitmektedir taki prensesin asıl niyeti anlaşılana kadar. Prensin hostes kızımızla bir ilişkisi vardır. Prenses hostese kötü davranır. Yemeği olarakta hostesin yemeğini ister. Hostes prensesin karidese alerjisi olduğunu bile bile kendi yemeğinin çinden karidesleri temizleyerek onları prensese verir. Prenses yemeği yer ancak o esnada hastalanır uçak iniş yapar yapmaz hastaneye kaldırılır ancak kurtarılamaz. Prenses ölür. Bu esnada prensesin cesedi ülkesine gönderilmek üzere yine uçağa konulur. Bu uçak bizim hostesin uçağından başkası değildir ve olaylar böylece başlar…
Tayland sinemasından başarılı bir film 4bia.Tabiki öyle ekrana yapıştıracak yada tirtir titretecek bir film değil ama zevkli vakit geçirmek için birebir….
Oyuncular
Linkler
Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /