Beni tanıyanlar Peyami Safa hayranlığımı bilir. Hemen tüm kitaplarını okumuşumdur ve her satırında beni farklı bir aleme götürmüştür. Tabi televizyonda veya sinemada bu usta yazarın eserlerini görmek bir hayli zor. Safa’nın karakterlerinin perdeye yansıtılmasın hikayelerinin kurgulanmasın bir hayli zor olduğunu düşünürsek fazla da göremeyeceğimiz kesin. Tabi bazı isimler çıkyor ki bu zorluklara göğüs gereker Safa eserlerini beyaz perdeye aktarabiliyor. Bu isimlerden biri de Mehmet Güreli. Kendisini komple bir sanat adamı olarak tanıyoruz zaten… Filmin senaryosuna ise Nilgün Öneş yazmış. 
Senaryo bakımından aslında bazı eksikleri olduğunu düşünmüyor değilim. Çünkü hikaye ggelişimi çok çabuk olmuş Kitapta bahsedilen süre ile filmde aktarılan süre çok farklı. Senaryo da gereksiz kısımlarda uzatmalar görmedim değil. Oyuncular ise gayet başarılı gözüktü gözüme ama sanki yönetimden kaynaklanan bazı boşluklar vardı. Film boyunca bir kaç ayrıntı gözden kaçmış olsa gerek, bunlar filmin son gölümü olan Venedik’te bulunan  sahnelerde. 
Hikaye Peyami Safha’nın Server Bedii adıyla yayınlamış olduğu romanı olan Selma ve Gölgesi’nden uyarlanmış. Nevzat gizemli bir kadına aşık olmuştur. Annesinin hastalığı sebebiyle İstanbul’a gelmiş olan yakın dostu Halim’e bu kadını tanıştırmak ister. Her iki arkadaş bu gizemli ve güzel kadını görmeye giderler. Selma evden dışarıya pek çıkmayan, kalabalıktan sıkılan dul bir kadındır. Nevzat, Selma ile evlenmek istemektedir ancak bazı şüpheleri vardır. Bu sebepten dolayı Halim’in fikirlerine sığınır. Halim, Selma’nın kendisine eş olamayacağını söyler ancak Nevzat bu kuşkularını tamamen ortadan kaldırmak için Halim’den yardım ister. 
Selma, Halim’i daha ilk görüşünde herkesten habersiz Halim’i evine davet eder. Halim bunu Nevzata söyler ve Nevzat, Selma’yı test etmek için Halim’den Selma’nın evine gitmesini rica eder. Halim başta buna karşı çıkmasına rağmen, Nevzatı kıramaz ve bunu kabul etmek zorunda kalır. Git geller sırasında Halim, Selma’ya aşık olur. Vicdan azabı ve suçluluk dygusu aşkla birleşince yerini umutsuz bir duruma bırakır. Arası açılan iki arkadaş bir düre görüşmezler. Daha sonra Vedat, Halim’in intihar ettiği haberini alır ve olayı araştırmaya başlar… Çünkü Selma’nın etrafındaki erkekler birer birer ölmüştür.
Film aşkın üzerine yorumlar üzerinde yoğrulup gidiyor. Kurgusu işleyişi çok güzel. Ancak şunu söylemeliyim ki biraz ağır ilerliyor zaten ağır ilerlemesi de gayet normal… 
Vizyondan kalkmadan izlenmenizi tavsiye ederim…
Oyuncular:
Görkem Yeltan  – Selma
Kaan Çakır – Nevzat
Serkan Ercan- Halim
Linkler:
Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /