1989′da yapılmasına rağmen Türkiye’de 2007 yılında satışa sunulmuş Majo no Takkyūbin’i Goddess Artemis sayesinde izleme fırsatım oldu. Filmi izledikten sonra aklıma ilk gelen şeylerden biri de yıllar önce indirmiş olduğum İspanyolca yada Japonca dublajlı Miyazaki animelerini topladığım bir dvd oldu. Sanıyorum yavaş yavaş onlara el atma vakti geldi. 
Majo no Takkyūbin yada İngilizcesi ile söylersek Witch’s Delivery Service hatta bunu biraz daha kişiselleştirirsek Kiki’s Delivery Service 13 yaşına basmış küçük bir cadının evden ayrılışını ve büyük bir şehride yaşamaya çalışmasını anlatmakta. 
Bir Miyazaki animesi dediğinizde anlayacak çok şey vardır. Kiki’s Delivery Service’inde en büyük özelliği anlatılacak şeyinin çok olması. Her zamanki gibi Miyazaki bu animede de uçmaya, trenlere, kedilere, ana karakterlerin kadın olmasına yer vermiş. Bu demek olmuyorki filmde bir Miyazaki sıradanlığı var. Gerek çizgiler, gerek her zaman ki gibi Joe Hisaishi’nin yaptığı müzikler büyük bir uyumluluk içerisinde. Tabi Miyazaki gibi bir usta anlatmakla bitmez. Dünya üzerindeki hiç bir yeti de onu eleştirecek seviyede değildir. Bu yüzden bu faslı hızla geçiyorum. Yukarıda da kısa bir özet yazdım ama filmin konusuna tekrar değinmek gerekirse şöyle;

Kiki onüç yaşında bir cadıdır. Geleneklerine göre cadılık eğitimini tamamlayarak tam bir cadı olabilmesi için bir yıl ailesinden ayrı olarak kendi seçeceği bir şehirde yaşaması gerekmektedir. Kiki, kedisi Jiji ile annesinin hediye ettigi süpürgeye binerek evinden ayrılır ve deniz kenarında, başka cadısı olmayan bir şehirde karar kılar. Kiki, şehirde uçma yateneğinden faydalanacağı bir kurye servisi açmak istemektedir. Şehirdeki ilk gününde tanıştığı birinin fırınında ona yardımcı olurken aynı zamanda hayalini kurduğu işi yapmaya başlar ve zamanla cadılık yeteneklerini kaybettiğini fark eder. Yeteneklerini tekrar kazanmaya çalışırken bir arkadaşının da hayatını kurtarması gerekir.

bu sıcak hikayeyi izledikten sonra, gerçekliğe biraz zor alıştırıyorsunuz kendinizi. Çünkü Miyazaki’nin her animesinde olduu gibi o dünyaya kaptırıyorsunuz kendinizi. Çıkmak ise sorundan başka birşey getirmiyor kapınıza…
Linkler:
Related Posts with Thumbnails

2 Responses to “Kiki’s Delivery Service (魔女の宅急便, Majo no Takkyūbin (Witch’s Delivery Service), Küçük Cadı Kiki)”

  • Goddess Artemis:

    Ne kadar güzel anlatmışsınız… Bir Hayao Miyazaki ya da Studio Ghibli animesi izledikten sonra, günlük yaşama ve insanların arasına dönmek adeta işkence gibi.

    Miyazaki ya da Ghibli [başka yönetmenlerin filmleri de var tabii] animelerinden oluşan iyi bir koleksiyonum var [diğer anime serileri ya da filmleri dışında]. Aşağıdaki kronolojik listeye bir göz atın, eğer sizde olmayanlar varsa, memnuniyetle yollayabilirim…

    Rupan Sansei: Kariosutoro no Shiro

    Kaze no Tani no Naushika

    Tenkû no Shiro: Rapyuta

    Hotaru no Haka

    Tonari no Totoro

    Majo no Takkyûbin

    Omoide Poro Poro

    Kurenai no Buta

    Umi ga Kikoeru

    Heisei Tanuki Gassen Ponpoko

    Mimi o Sumaseba

    Mononoke-Hime

    Hôhokekyo Tonari no Yamada-kun

    Sen to Chihiro no Kamikakushi

    Neko no Ongaeshi

    Hauru no Ugoku Shiro

    Gedo Senki

    Gake no Ue no Ponyo

    Notlar:

    Mimi o Sumaseba ve Neko no Ongaeshi farklı animeler, ancak bir şekilde birbiriyle ilgili. Bu ikisini arka arkaya izlemekte fayda var.

    Yukarıdaki linklerden; Sen to Chihiro no Kamikakushi ve Hauru no Ugoku Shiro‘ya bakarsanız, animelerin müziklerinden örnekler de dinleyebilirsiniz.

    Bu animelerin, büyük çoğunluğu muhteşem besteci Joe Hisaishi‘nin bestelerinden oluşan soundrack albümleri de bende mevcut.

    Son olarak; Megami Sama’s Blog‘da arşiv taraması yaparsanız, Miyazaki ve Ghibli dışında da ciddi bir anime arşivim olduğunu görebilirsiniz. İçlerinden ilginizi çeken, merak ettikleriniz olursa haber verin lütfen.

  • kişisel depresyon anları:

    liste için teşekkürler. Bu sıcak film için tekrar teşekkürler.
    listeye şöyle bir göz attım filmlerin bir çoğu elimde var sanırım, ama yindede eve uğrayınca tekarar gözden geçirmekte yarar var. (gerçi arşivimin büyük çoğunluğunun arkadaşımda olduğunu unutmuşum:))
    Joe Hisaishi’nin sanıyorum 2007 yılına kadar olan tüm albümlerini içeren bir mp3 arşivim var.
    Megami Sama’s Blog’a vakit buldukça bakmaya çalışıyorum. Ancak kısıtlı zmaanda çok iş yapmaya çalışmak cidden sıkmaya başladı beni. Hatta sizden esinlenerek ben de sadece uzak doğu olmasa da, izlediğim filmlerden oluşan bir blog devreye mi soksam diyorum. ancak yine lanet olası zaman diyorum…
    teşekkürler tekar…

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /