Dün gece Işın’ın msn’de ne zaman öleceğim hesabından sonra son günlerde üzerime çöken eskiye özlem olgusu biraz daha depreşti. Efendim hesaplarımıza göre o 6 ben ise 8 sene sonra ölecekmişiz. :) “Peki, nasıl oluyor bu hesap?” diye sorabilirsiniz. Biraz karışık bir hesaplama lakin ayrıntılı olarak öğrendiğimde sanırım burada yazarım :) Velhasıl muhabbeti bitirdikten sonra şu sıralar bilgisayara geçirmekte olduğum sevgili vcdlerimin başına geçtim. Belli dönemde bende film aktarımı hastalığı olduğunu kabul ediyorum. En son 2002’de olmuştu sanırım. Neyse aklımda uzun zamandır masanın üzerinde ikamet eden Krzysztof Kieślowski’nin Üç Renk’ini izlemek var ama bir türlü onu izleyecek kadar şu aralar aklı başımda olduğumu düşünmediğimden erteledim yine. Bu iş yine bir zamanlar içersinde bulunduğum Bernardo Bertolucci’nin Stealing Beauty’sini (Çalınmış Güzellik) izleme girişimime dönecek ki o ayrı bir hikaye.

Neyse biz dönelim Ziyaretçiler’e…

ABD’de 1984-1985 Sezonunda, Türkiye’de ise 1989′da TRT-1′de yayınlanmıştı. 90′lı yıllarda TRT-2′de tekrar verilmişti. Ziyaretçiler’e esin kaynağı olan diziler: Uzay Yolu ve Uzay 1999’du. Ziyaretçiler kuş ve fare yiyerek beslenirlerdi ki gördüklerimiz sadece bunlardı. Başrol oyuncularından olan Jane Badler (Diana) bir kanaryayı midesine indirirken ilginç bir hayranlık duymuşumdur. Düşünsenize o yaşlarda aşık olduğunuz bir kadın kuş ve fareyle besleniyor. O dönem evde ölen iki kuşun bunlarla ilgisi var mı diye düşünmedim desem yalan olur. Dizinin sonradan en meşhur olan oyuncusu elbette ki Freddy Kruger rolüyle tanıdığımız Robert Englund’dır. Bu normalde sürüngenlere benzeyen insan görüntülü ziyaretçilerin renkleri yeşil renkti ve insanlarla çiftleşebiliyorlardı ki birde uzaylı-insan melezi vardı (Elizabeth Maxvell). TRT-1′de cumartesi günleri gece yarısı saatlerinde gösterilirdi. Başroldeki erkek oyuncu Mike Donovan’dir (Marc Singer). Dün izlediğimde fark ettim ki yakışıklı adammış. Direnişçilerin lideri pozisyonunda ki bu adamın annesi, onu ziyaretçilere satmıştı. Birde Donovan’ın yanında sarışın bayan lider vardı ki adını şu an hatırlamıyorum.
Neyse böyle bir diziydi 20. yıl diye son üç bölümü kapsayan birde DVD ve VCD’sini çıkardılar piyasaya 2004’te… Tekrar yayınlansa da izlesek…
Yeni nesil için izlenmesi gereken eskiler içinse hatırlanması gereken bir klasik…
Ah Diana ahhhhhh!!!!

Related Posts with Thumbnails

Leave a Reply

*

* İlerleyen günlerde bu blogta... *

Colombiana
Paranormal Activity 3
Chanranhan Yusan
La piel que habito
Real Steel
L'autre monde
Karadedeler Olayı
Damage
Ranpo jigoku
Paranmanjang
Endhiran
Elena Undone
Dorothy Mills
RA. One
Somos lo que hay

kda@kisiseldepresyonanlari.com
  • Snuff / Ölüm Pornosu – Chuck Palahniuk 07 Şubat 2012
        Ülkemizde, çevirmeni Funda Uncu’ya açılan dava ile oldukça gündeme gelen Ölüm Pornosu’nun 10. baskısını bende okudum. Reklamın iyisi kötüsü olmaz demişler, ahlak bekçiliğine soyunan bir takım kişiler bu şekilde kitabın reklamını da yapmış oldular. Normal şartlarda kitabı sadece Chuck Palahniuk’u tanıyanlar alacaksa şimdi daha büyük bir kesime erişti o da […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 06 Şubat 2012
    Tweet […]
  • Ah bu yangın beni öldürüyor yavaş yavaş… 05 Şubat 2012
    Midemdeki yangın… Yavaş yavaş bağırsaklarımdan gürültüyle süzülen… Son zamanların en şiddetlisi… İçime kaçan canavarın garip sesleri… Içimde yaşayan… Sürekli bastırdığım… Yaşamasını psikolojik bir sorun olarak gördüğüm. Şimdi ise büyüyen… Yüzüme yansımış bir ejderha gülümsemesi. Iyiyi oynamak doğal bir yetenek. Her insan iyi doğar, sonra kötü olur. En büyük […]
  • Nasıl bir paranoyak olduk biz? 31 Ocak 2012
      Deprem olur Amerika yapar, güneş patlamaları olur nükleer testlerdendir. Sıçıyoruz, neden acaba?   Tweet […]
  • Pazartesi Sendromu Kuşağı 30 Ocak 2012
    Gün boyunca bu şarkı dilimdeydi ve ben bu şarkıyı İstanbul ve İstanbul yönetimine armağan ediyorum. “Karlar düşer, düşer düşer ağlarım / Hep ismini, hep ismini anarım…” Hangi anlamda isimini andığımı söylemeyeceğim kişiye özel olsun… Tweet […]

sevgili devletimizin (ki hükümetle orantılıdır) google ile alıp vermediğini çözebilmiş değilim... tabi sürekli google servislerini kulanlığım içinde ben de bu bloklamalardan nasibimi alıyorum.
Gördüğünüz üzre resimler gözükmemekte sitede. bunun sebebi yine google ait engellenip duran ip'ler arasında picassa'nında bulunması... Temennim resimlerin geri gelip bu yasakların kalkması yönünde. Ancak sanıyorum bir süre resimler gelecek gidecek...

bu blogta yazmış olduğum tüm girdiler aksini belirtmemişsem bana aittir. izinsiz kullanılmaması, kullanıldığı takdirse ise link verilmesi rica olunur. ee ben kullanırım sana ne deyip yukarıda yazdığım cümleye aykırı davranan olursa, ona kafa göz Allah ne verdiyse girerim... he bide baktıkları yerde mahkeme duvarı görürler... blogun film blogu olması sabebi ile yayınlanan görsel materyaller tanıtım amaçlıdır ve yayın hakları yapımcı şirkete aittir...

hatırladığım kadarı ile film ve kültür sanat bloglarını sıralamaya çalıştım... eğer yoksanız listede bir mail atıverin ekleyeyim...
Beneath the ground /
içten Chan /
korEsintisi /
Lafea /
Megami Sama's Blog /
Ninja'nın Kung Fu ile İmtihanı /
Rendered Beauty /
SinemAsia /
SinemayaDair /
Uzak Sinema /
Yasak Film /