2010
02.08

Bu aralar pek film yazasım yok. Nedendir anlayamadım. İzleyemediğimden de olsa gerek. Ama günleri boş geçirmemek lazım ki yazacak çok film var… Bunlardan biri de Nefes. Tabi hakkında bir çok yorum yapıldı. Milliyetçiliği düzen sorgulaması, askerlikte yaşananlar… Eh askerlikle bire bir seyreden görüntüler.

Ben filmi sevdim. Oldukça gerçekçi çekilmiş. Tabi duygusal yönü biraz ağır basmış filmin bunun yanı sıra kişisel çatışmalar mahal edilmiş. Bence Türkiye’de çekilmiş en iyi savaş ve aksiyon filmi öncelikle bu şekilde hatırlamak lazım.

Onun haricinde duygusallık hat safhada demiştim zaten. Ama bu duygu sömürüsü şeklinde değil. Bazı gerçekler de göz önüne serilmiş… Oyuncuların rollerine iyi çalıştıkları belli. Zaten hepsi askerlik yapmış… belli…

Neyse kısa kesiyorum. Kafamı toplayamadım…

Yönetmen: Levent Semerci

Senaryo: M. Ilker Altinay (senarist) Hakan Evrensel (kitap)

Oyuncular:

Birce Akalay Mete
Ibrahim Akoz Ibo
Serkan Altintas Vedat Dinckaya
Ertunc Atar Ertunc
Okan Avci Baris
Baris Aydin Cemil
Baris Bagci Baris
Engin Baykal Sedat

Linkler:

http://www.nefesfilm.com/

http://www.imdb.com/title/tt1171701/

http://www.sinemalar.com/film/4425/Nefes-Vatan-Sagolsun/

2010
02.04

Aslında filmi izledim izlemesine de Klara ne yapmış ne etmiş pek anlayamadım. Film kadın erkek ilişkilerine değiniyor. Tabi kadın erkek işin içinde olunca erotizm de oluyor tabi… Film için erotik film statüsüne sokmak biraz acımasızca olur, her ne kadar kendisini o statüye soksa da. Lakin bunu gerektirecek pek bir şey yok filmde…

Müzisyen olan Denis bir gün barda Klara ile tanışır. Klara onu etkiler ve uzun bir süre birlikte yaşarlar. Denis, Klara’nın onu aldattığı paranoyasına kapılır. Bunun için aldatma işleri ile ilgilenen bir dedektifin yanına gider ve gece gündüz Klara’yı takip ettirmeye başlar. Cep telefonundan da görüntüleri kendide izler.

Tabi dedektifler arasında da bazı kadın erkek ilişkilerine dair çatışmaları görürüz. Asıl dedektif evlidir. Karısı ile sorunsuz bir ilişki yaşamaktadır ve kıskançlığın hastalık olduğunu düşünürler. Yorgun eve gelen dedektif karısının başkasıyla çıktığını görünce bir şey demez  ancak içi içini yer.

Denisin bu paranoyası aslında onu da etkilemiştir. Bazı sebeplerden dolayı Klara’yı dedektif takip etmeye başlar hatta ona yakınlaşmış ve durumu Klaraya anlatmıştır da. Klara ile ikisi Denisi aldatır…

Erotikten çok başarısız bir drama diyebiliriz. Lakin Çek güzelleri yabana atmamak lazım…

Yönetmen: Roberto Faenza

Senaryo: Michal Viewegh (kitapl) Roberto Faenza (senaryo)

Oyuncular:

Claudio Santamaria Luca
Iain Glen Denis
Laura Chiatti Klara
Kierston Wareing Nina
Paulina Nemcova Ruth
Anna Geislerová Prof. Smidt
Miroslav Simunek Pavel

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1261045/

2010
02.03

Film hakkında ayrı görüşler ortaya çıksa da ben pek kıyaslama yapmadan düz olarak filmi anlatma taraftarıyım. Tabi ki türünün öncülerinden esinlenmiş bir yapım Moon. Tabi bu onu kıyaslamaya sokar yada iyi kötü  yorumu yapmaya getirir mi bilinmez ama bilim kurgu olarak ele alınan filmi ben bilim ve kurgu olarak yorumlayayım (nasıl bir cümleydi bu sonunu yazarken başını unuttum devamı gelmeyecek sandım…)

Film düşük bütçe ile çekilmiş. Zaten bütçe gerektirecek ahım şahım görsel efektleri yok, oyunculuk Sam Rockwell‘den beklemediğim kadar iyi. Biraz okuyucuyu aptal yerine koyarak söyleyeyim zaten Sam Rockwell‘den başka oyuncu yok filmde… Aaa deyip şaşırdınız değil mi? Yok yok cidden yok…

Filmde robotumuz Gerty’i seslendiren Kevin Spacey. Başarılı bir seçim ancak robot biraz yersiz olmuş. Yani şu tarihe gelmişiz, onuda geçtim filmin tarihi bizden yıllarca ötede robot yetmişlerden kalma gibi. Belirtmeliyim ki robot tasarımını sevmedim. Anlamadığım diğer konulardan biri ise robotun Sam’e geçtiği kıyak. ayır bunu yapacaktın baştan niye yapmadın…

Neyse ben film monoloğuna girmeyeyim tek başıma… Sam ayda özel bir görev için kalmaktadır. Üç senelik sözleşmesinin bitmesine sayılı zaman kalmış ve Sam karısının ve çocuğunun özlemi ile yanmaktadır. Tam bu sırada ay aracına binerek bir göreve gider. Görev esnasında araçla kaza geçirir ve yaralanır. Bu arada Sam kontrol odasında Gerty tarafından tedavi edilirken açar gözlerini. Gerty’nin anlattıklarına göre araç kaza yapmıştır ve oradan hiç dışarıya çıkamayacak görünen Gerty onu dışarıya çıkıp kurtarmıştır. Araç kurtarmak içinde başka görevliler gelecektir.

Sam kendini çabuk toplar ve Gerty’e aracı kendisinin kurtarabileceğini söyler. Fakat Gerty buna izin vermez ama Sam allem eder kallem eder kaçar ve aracın yanına gider. Ancak aracın içinde kendisine benzer birisi daha vardır. Onu alır üsse getirir. Sonra durumu ve Gerty’i sorgulamaya başlar. Sonra kendisinin öncesinin ve sonrasının klondan ibaret olduğunu öğrenir.

Bu arada aklına depolanan her şeyin ise bir kurmaca olduğunu anlar… İnsan nedir olgusunun sorgulandığı bir film Moon. Klonlanmış her Sam’in farklı karakter çizmesi, insanın değişkenliğini temsil etmekte. Son dönemlerde vurdulu kırdılı bilim kurgu filmlerinin arasında ayrı bir yere sahip. En azından değinmek istediği bir konu mevcut. Eh filmin müziklerini de Clint Mansell yapmış. Zaten Clint Mansell dinlemek film esnasında filmi izlemek için ayrı bir etken. Ay üzerinde giderken Clint Mansell dinlemek insanın oraya ışınlanma şevkini arttırıyor…

Kısacası son dönem bilim kurguları arasından sıyrılan başarılı bir film… Tabi devlerle kıyaslamaya gerek yok… İzleyiniz…

Yönetmen: Duncan Jones

Senarist: Duncan Jones (hikaye) Nathan Parker (senarist)

Oyuncular:

Sam Rockwell Sam Bell
Kevin Spacey GERTY (ses)
Dominique McElligott Tess Bell
Rosie Shaw Little Eve
Adrienne Shaw Nanny

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1182345/

http://www.sinemalar.com/film/34105/Moon/

2010
02.02

Türkiye’nin sayılı ninjalarından büyük usta Ninja Tuğba‘nın blogunda rasladığım ve dayanamayarak hemencecik izlediğim bir film Story of Riki. Tabi Tuğba‘nın bu yazısını benim yazımdan önce okumanız gerekmektedir, çünkü benim de yazım aynı eksende ilerleyecek. İşte tembellik yapmayın diye link veriyorum, buraya tıklayabilirsiniz

Filmin yönetmenliğini Ngai Kai Lam yapmış. Tabi bu benimde ilk Ngai Kai Lam filmim oluyor. Öncelikle belirtmeliyim ki zaten okumuşsunuzdur da Saruwatari Tetsuya tarafından çizilen, Masahiko Takajo tarafından yazılan bir manga aslında Story of Riki. Tabi önce animesi daha sonra da filmi yapılmış. Peki Riki’nin bu kadar tutmasının sebebi nedir?

türlü işkenceye maruz Riki

Bu sorunun cevabının şiddet öğelerinin abartılarak kullanılması olabilir. Ancak aşırı derecede şiddet olmasına rağmen insanı rahatsız etmiyorda. Hani derler ya bu filmde şiddetin boku çıkmış. Eh bu durumda bize afiyetle yiyoruz. İğrençleştim mi ne?

Hikaye 2001 yılında geçmektedir. Ama bildiğimiz 2001′den farklı biraz. Hapishaneler özelleşmiştir. Hapishane müdürü ilginç bir tiptir. Tek kolunda ilginç çiftli kancası tek gözü ile korsandan farksızdır lakin bu tip beni ürkütmemekle birilikte güldürmüştür. Film ise uzun bir şekilde geçen hapishaneye giriş sahnesi insanı yeterince baymaktadır. Nitekim mahkumlar indirildiğinde insan görmenin mutluluğu ile oh be dersiniz. Tüm mahkumlar dedektörden geçerler tabi bizim Riki cihazdan geçince ötmeye başlar. Tabi gardiyanlar hemen müdahale eder ve onu x-ray cihazının önüne koyarlar. Rikinin ciğerlerine saplanmış kurşunlar görürüz bu esnada.

Riki’nin enseye şaplak şakasıyla adamın geldiği hal…

Tabi kötü adamların yönettiği ve kötü adamların bulunduğu hapishanede gruplaşmalar olmuştur. Bu gruplar kendi kendi aralarında adalet sağlamaktadırlar. İlk infaz ise Riki’nin gözleri önünde olur. Tahta oyuncaklar yapan bir amcayı hırpalarlar. Asıl merak ettiğim ise o amcanın neresinden o oyuncakları çıkardığıdır. Tabi Riki bu bu ezilmişliğe karşı çıkar ve hapishanenin düzenini sekteye uğratır. Bu durumdan işkillenen hapishane müdürü, Rikiyi sorguya geçer. Riki nuh der peygamber demez. Tabi bizde bu tülü işkenceye tanık oluruz…

En sevdiğim sahne, damarlara düğüm atıyor. eh dolaşımın sekteye uğramaması lazım…

Tabi bu süper kahraman özelliklerine sahip Riki’nin nasıl bu hale geldiğini de geri dönüşlerle öğreniriz. Eh tabi başından her Türk filminde karşılaştığımız sevdiği kızın iğfali sonucunda -ama söylemek gereklidir ki kız kendisini kimseye yar etmemiş, o sebepten dolayı da kendini intihar etmiştir- süper kahraman olma yolunda ilerlemiştir.  Kız arkadaşının ölümüne sebebiyet veren bu kişileri öldürmüş, bu yüzen hapse girmiştir. Hatta o adamlardan yadigar kalan kurşunları hala saklamaktadır Riki kardeşimiz.

evrim geçiren hapishane genel müdürünün hali, geri kalan ise akşam yemeği için kıyma oldu...

Velhasıl hapishanedeki adaletsizliğe boyun eğmeyen delikanlımız, onlara baş kaldırır. Bu baş kaldırış hapishane genel müdürüne kadar gider silsile usulü. Hadi gitmesine bir şey demiyoruz, ilk görünüşte insan izlenimi çeken hapishane genel müdürünün evrimi sonrası ulaştığı yaratıklık noktası takdire şayan… Bir de filmin finali, dev amcamızın kıyma olma hali. Riki abimizin koskoca suru bir yumrukla parçalaması ise cabası… ve cabalar o kadar çok ki anlatmakla bitmez…

(Hayatımda yazdığım en uzun süreli yazılardan biri oldu. Tuğba yazdıktan bir gün sonra başlamıştım yazmaya yeni bitti haha :) )

Yönetmen:Ngai Kai Lam

Yazanlar: Tetsuya Saruwatari (manga “Riki-oh”) Ngai Kai Lam (senaryo)

Oyuncular:

Siu-Wong Fan Riki-Oh Saiga
Mei Sheng Fan Assistant Warden (as Faan Mooi Saang)
Ka-Kui Ho Warden Sugiyama
Yukari Ôshima Yomi – Huang Chaun
Frankie Chin Narumi – Hai
Tetsurô Tanba Master Zhang Shan-Gui
Gloria Yip Keiko – Riki’s Girlfriend
Philip Kwok Lin Hung

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt0102293/

2010
01.25

Başarılı bir Japon filmi Goemon. Filmden çok kendinizi bir oyunun içerisinde hissediyorsunuz. Tamamıyla animasyon. Arada sırada sırıtsa da gayet başarılı bir film… Karakterler kuvvetli hikaye başarılı, eh yönetim de öyle. Durum böyle olunca eğlenceli bir yapım çıkmış ortaya…

Film aslında birbirlerini tanıyan ve onların etrafında dönen savaşçılar ile can buluyor. 16. yüzyılda mertlik dönemlerinden kalma bir filme yelken açıyoruz. Ailesinin katledilmesini gören bir çocuk hükümdar tarafından savaşçı olarak yetiştirilir. Hükümdar ona Goemon adını verir. Tabi onunla birlikte yetişen bir de yakın arkadaşı vardır.

Hükümdar yakın arkadaşı tarafından suikaste uğrayıp ölünce Goemon görevini bırakır ve halkın arasına iner. Halk arasında Goemon zenginden alan fakire veren bir tiptir. Son olarak kraliyet hazinesinden pandoranın kutusunu çalınca işler karışır.

Goemon’un peşine devlet görevlileri düşer. Tabi yakın arkadaşı da devlet görevlisi olarak onun peşine düşer. Tabi eski kralında suikaste kurban gittiği öğrenince devlet işine de karışır. Tabi soluksuz bir aksiyon başlar…

Biraz araya sıkıştı ama idare eder sanıyorum yazı…

Senarist ve Yönetmen: Kazuaki Kiriya

Oyuncular:

Yôsuke Eguchi Goemon Ishikawa
Takao Ôsawa Saizo Kirigakure
Ryoko Hirosue Chacha Asai
Jun Kaname Mitsunari Ishida
Gori Sasuke Sarutobi
Mikijiro Hira Rikyu Sen
Masatô Ibu Ieyasu Tokugawa

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1054122/

http://www.sinemalar.com/film/55917/Goemon/