Un Giorno Perfetto

İsmine kıyasla karşımıza çıkan mükemmel bir film değil. Film Ferzan Özpetek‘in yedinci filmi ve belkide tüm filmleri içerisindeki en şiddet dolu en karamsar filmi. Film birbirinden kopuk insanların iç dünyalarına yelken açıyor. Ancak bu film her ne kadar diğerlerine oranla daha çarpıcı da olsa, biraz daha sönük kalıyor.

Film birbiri ile bağlantılı iki aileyi ele alıyor. Emma iki çocuğunu geçindirmeye çalışan ve bu uğurda canla başla çalışan bir anne. Ancak şiddet düşkünü ve şiddetin her kapıyı açabileceğini düşünen kıskanç eski kocası onun ve çocuklarının yakasını bırakmamaktadır. Genç kızlığa yeni adım atmış kızı ise baba sevgisini erkek arkadaş bularak geçireceğini düşünmektedir. Görme kaybı olan küçük çocuk ise arkadaşları tarafından hor görülmesine rağmen oldukça bilmiş, babasının bir kahraman olduğunu düşünmektedir.

Diğer yandan millet vekili olan ve diğer seçimlerde aday gösterilmeyi bekleyen adamın oğlu annesinin ölümünden sonra kendini resim yapmaya adamıştır. Bu genç ise babasının genç ve güzel ikinci karısına aşıktır. İki aile arasında ortak bağ ise, küçük çocuğun öğretmenidir. Öğretmen aynı zamanda millet vekilinin de sevgilisidir.

Film bu karmaşa içerisinde ilerlemekte. karakterlerin kalabalıklığından mıdır, yoksa hikayenin karamsarlığı ve şiddet dozunun yüksek olmasında mı bilmiyorum ama bu filmde karakter analizlerinin biraz eksik yapıldığı taraftarıyım. Yine hikaye anlatımı oldukça başarılı. Kurgusuna diyecek bir şey yok ama karakterlerin havada kalan yönleri filmde mevcut.

Film kullanılan şiddeti izleyicide hissettiriyordu, ancak anlatımında bir derinlik yoktu. Sanki bir çok olay oluyor biz izleyici olarak bu olayları hissedemiyor, içine giremiyor. Müzik seçimleri yine oldukça iyiydi. Her zaman olduğu gibi filmde bir Sezen Aksu şarkısı mevcuttu. Yine öyle pek fazla göze batmayan olması gereken yerdeydi. Serra Yılmaz filmin sonlarına doğru yine karşımıza çıktı.

Görsellik olarak iyiydi film. Senaryo biraz klasik olarak gözükmesine rağmen izleyici üzerinde etkisini bırakıyorduk. Anlatım dili için Ferzan Özpetek’in en farklı filmi diyebilirim. Ama yinede onun esintilerini taşıyor. Yine başarılı bir film var karşımızda. Başarılı izlenilebilir bir film.

Yönetmen: Ferzan Özpetek

Senaryo: Melania Gaia MazzuccoFerzan ÖzpetekSandro Petraglia

Oyuncular:

Isabella Ferrari
Emma
Valerio Mastandrea
Antonio
Valerio Binasco
Elio Fioravanti
Nicole Grimaudo
Maja
Federico Costantini
Aris
Monica Guerritore
Mara

Linkler:

http://www.imdb.com/name/nm0654858/

Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email

Seeking Justice

Türkiye’de “İntikamın Bedeli” adıyla gösterilen filmde baş rollerde yine Nicolas Cage var. Nicolas Cage ile ilgili düşüncelerimi okuyanlar az çok bilir. Her ne kadar kendisini hazzetmesem de, kendimi hep onun filmlerini izlerken buluyorum. Bunu sebebi nedir diye sorduğumda kendime, her olaya karşı verdiği aynı tepki, o melul bakışı beni eğlendiriyor. Bu filmde de o bakışlardan oldukça fazla var.

Son dönemde Nicolas abimizin film seçilerinde pek fazla düşünceli davrandığını şahit olmuyoruz. Eh Allah ne verdiyse deyip senede üç-dört film çıkartınca böyle oluyor sanırım. Cage’in oynadığı ve olmamış filmlerden biri de bahsi geçen Seeking Justice. Aslında film ilginç bir konuya ve başarılı bir adalet sistemi eleştirisine sahip. Nedense ana hatları ile film bu kadar iyi dururken, filmin gereksiz aksiyon alması aklımızda bir karmaşaya sebep oluyor.

Film gizli bir kamera görüntüsü ve bir adamın öldürülmesi ile başlıyor. Derken birden bire kendimizi Will Gerard’ın eşi, Laura ile birlikte geçirdiği güzel zamanlara ortak oluyoruz. Tabi aklımızda ise ölen adamla Will’in nasıl bir bağlantısı olduğu sorusu. Çünkü Will kendi halinde bir öğretmen. Laura ise viyolonsel çalan bir müzisyen.

Will boş vakitlerini, spor yaparak, satranç oynayarak geçirmektedir. Bir gün yine okuldan öğretmen arkadaşı ile satranç oynarken, Laura’da provadadır. Laura provadan çıkar ve arabasına biner. Ancak bu esnada daha önce böyle bir suç sebebi ile sabıkası olan bir adam tarafından saldırıya uğrar. Will telefonunu açtığında ise bu durumu öğrenir. Karısı yüzü gözü dağılmış, tecavüze uğramış şekilde hastanede yatmaktadır.

Polis olayı kimin yaptığı hakkında bir bilgiye ulaşamamıştır. Will hastanede beklerken yanına tanımadığı bir adam yaklaşır. Bu adam isterse karısına bunu yapanı bulup cezalandırabileceklerini söyler. Karşılığında ise para istememektedirler. Sadece ileride ufak tefek yardım talep ederler. Will küçük bir tereddütten sonra bunu kabul eder ve gecesinde Laura’nın tecavüzcüsü öldürülür.

Aradan koskoca altı ay geçer. Will formunu korumak için sürekli spor yapar. Laura ise üzerinden çekinceyi, korkuyu yeni yeni atmaya başlamıştır. Derken hastanede karşısına çıkan Simon adındaki adam ortaya çıkar ve ona bir görev verir. Bir kadınla kızını izleyecektir. Tabi Simoun’un isteği sadece bununla kalmaz. Bir de adam öldürmesini ister ondan.

Will içinde bulunduğu durumdan kendisini kurtarmaya çalışır. Öldürmesi istenen adamla konuşmak ister ancak adam ölür. Bunun üzerine Will katil damgası yemiş ve polis tarafından da aranmaktadır. Adam ise bir sapık değil gazeteci çıkmıştır. Will olayın içinde başka bir şey olduğunu öğrenir. Bu çete kendi adalet sistemini kurmuştur ve her devlet kurumunda adamları vardır.

Bu başarılı hikayeye rağmen film bize bekleneni vermiyor. Evet oyunculuklar iyi ancak bizi tatmin edici şekilde değil. Nicolas abimizin oyunculuğuna bir şey demiyorum zaten. Filmde mantık hataları mevcut. Film yapması gereken yada bize bu şekilde hissettiren, adalet sistemi eleştirisini yapamıyor. Film kendini bir yerden sonra aksiyona dökerken, bu sahnelerinde tatmin edici olduğunu söyleyemeyeceğim. Bir yerde film doğallıla ilerlerken bu abartı aksiyon sahneleri filmin doğallığını alıp götürüyor.

Laura’nın provaları dışında müzik var mıydı hatırlamıyorum. Şayet varsa da etkisiz olduğu aşikar. Film konusu itibari ile izleyiciye vicdan muhasebesi yaptırmaktan eksik kalmıyor. Kurcu yer yer dağılsa da, kendi içinde toparlanıp finali iyi bağlıyor. Çok iyi olmamakla birlikte izlenilebilir bir film çıkartıyor karşımıza.

Yönetmen: Roger Donaldson

Senaryo: Todd HickeyRobert Tannen

Oyuncular:

Nicolas Cage
Will Gerard
Guy Pearce
Simon
January Jones
Laura Gerard
Jennifer Carpenter
Trudy
Harold Perrineau
Jimmy

Linkler:

http://www.imdb.com/title/tt1214962/

Related Posts with Thumbnails
Share on TwitterShare on TumblrShare on MyspaceShare via email